Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
EBB: (C.: Abâb) Kuru ot. Taze ot.
Mer'a, otlak, çayır.
Kavga etmek veya bir yerden gitmek için hazırlanmak.
EBBAL: Deve çobanı.
EBBALE: Bir yüklük odun.
Bir kısım halk. Cemaat. Cemiyet.
EBBAR: İğneci. İğne yapan veya satan kimse.
EBBAZ: Kaçma, ürkme.
Sıçrayıp atlayan karınca.
EBBED-ALLAH: (Allah ebedî, dâim eylesin!) mânasına bir dua.
İçerisinde 'EBB' geçenler
CEBB: Bir kimsenin zekerini ve hayasını kesip hadım etmek. * Devenin hörgücünü kesmek.* Kökünden kesmek.
CEBBAN: (C.: Cebâbin) Peynirci.
CEBBAN(E): Sahrâ. Bayram namazını kılacak yer. * Mezarlık.
CEBBAR: (Sıfat-ı İlahiyedendir) İstediğini mutlak yapan, dilediğine muktedir olan. Büyüklük, azamet ve kudret sahibi. İmar eden Cenab-ı Hak. Kullarını ıslah edip tevbeye götüren Allah Teâlâ Hz.leri (C.C.) * Zâlim, gaddar, müstebid, mütemerrid insanlar da bu sıfatla tavsif edilir. Meselâ; Cengiz, cebbar ve gaddar bir devlet adamı idi. * Koz: Gökyüzünün cenubunda bulunan bir yıldız kümesi.
CEBBARANE: Cebbarcasına. Cebbar olana yakışacak tarzda.
CEBBARÎ: Cebbara mensub, cebbarlık, cebredicilik. Cebbarlık eden.
DEBB: Hareket etmek. * Ağır ağır yürümek.
DEBBABE: Kale duvarlarını oymaya yarayan bir savaş aleti. Tank.
DEBBAĞ: Derileri sepileyip meşin, sahtiyan, kösele vesaire yapan.
DEBBE: (C.: Debbât) Matara dedikleri su kabı. * Yağ. Bal ve macun koyacak kaplar.
DEBBUS: (C.: Debâbis) Topuz.
EBBAL: Deve çobanı.
EBBALE: Bir yüklük odun. * Bir kısım halk. Cemaat. Cemiyet.
EBBAR: İğneci. İğne yapan veya satan kimse.
EBBAZ: Kaçma, ürkme. * Sıçrayıp atlayan karınca.
EBBED-ALLAH: (Allah ebedî, dâim eylesin!) mânasına bir dua.
EBU TAYYİB EL-MÜTENEBBİ: (Hi: 915 - 965) Kûfe'de doğdu. Bağdat'ta öldü. Büyük şairlerden olup, divanı vardır.
EHRAM-I MÜREBBAÎ: Dörtgen piramit. Dört köşeli ehram.
EŞEBB: Arasından geçmek mümkün olmayan ağacın sıklığı.
EZEBB: f. Saçları uzun ve kaşlarının kılları çok olan adam.
HEBB: Uykudan uyanmak. * Gâib olmak.
HEBBAR: Çok fazla kılı olan sırtlan veya maymun.
HEBBE: Vak'a. * Zamandan bir asır.
HEBBİHÎ: Sallana sallana yürüyen kişi.
HEBBUR: Ufak inci.
KEBB: Hor ve zelil etmek, yüzü üstüne bırakmak, helâk etmek.
KEBBAH: Gönden bardak ve matara diken kimse.
KEBBAN: Büyük terâzi. Kantar.
KEBBE: İzdihamlık, kalabalık. * Cenk ve kıtal içinde sür'at etmek. Savaşta acele hareket etmek.
KEREBBE: Yaz günlerinde kumlu yerlerde biten bir ağaç adı.
LAFZ-I MÜŞEBBİ': Doyurucu, tatmin edici söz.
LEBB: Lâzım olmak. * Akıllı olmak.
LEBBAN: Sütçü.
LEBBE: Göğsün gerdanlık takılan yeri. * Devenin ve sığırın, göğsünden boğazladıkları yeri. * Evlâdını ve erkeğini seven kadın.
LEBBELEB: (Leb-beleb) f. Dudak dudağa.
LEBBESTE: (Leb-beste) f. Ağzı bağlı. Susan, konuşmayan.
LEBBEYK: Buyurunuz. Emredersiniz. * Benim muhabbet ve incizâbım dâim sanadır, başkasına değildir, sıdk ve ubudiyyetim dâim sanadır (gibi mânâlar ifâde eder.)
LEBBEYK-ZEN: f. Lebbeyk diye söyleyen. Emre hâzır olan. Râzı olan.
MEHEBB: (C.: Mehâbb) Rüzgârın estiği yer.
MEZEBBE: Sinekli yer. * Dizin aşağısındaki kaba etlerin etrafı.
MİZEBBE: Yelpaze.
MÜCEBBEE: İçi boş nesne.
MÜCEBBİR: Çıkıkçı.
MÜDEBBAG: Tabaklanmış, dibâgat olunmuş.
MÜDEBBER: (Dübur. dan) Azat olması efendisinin ölümüne bağlı bulunan köle. * Düşünce ile hareket edilmiş.,
MÜDEBBİR: Evvelden düşünüp işleri ona göre ayarlayan. Her şeyin evvelden tedbirini yapan, gören. * İlmi ile her şeyin akibetini ihâta edip ona göre hikmetle iş yapan Allah (C.C.).
MÜDEBBİR-İ HAKÎM: Hikmetle tedbir eden. Her işini çok hikmet ve tedbirle yapan. Cenab-ı Hak.(Evet, hiçten birden hârika bir gürültü ile cevvi konuşturmak ve fevkalâde bir nur ve nar ile zulmetli cevvi ışıkla doldurmak ve dağvâri, pamukmisâl ve dolu ve kar ve su tulumbası hükmünde olan bulutları ateşlendirmek gibi hikmetli ve garâbetli vaziyetlerle baş aşağı, gafil insanın başına tokmak gibi vuruyor. "Başını kaldır, kendini tanıttırmak isteyen faal ve kudretli bir zâtın hârika işlerine bak. Sen başıboş olmadığın gibi bu hâdiseler de başı boş olamazlar, her birisi çok hikmetli vazifeler peşinde koşturuluyorlar. Bir Müdebbir-i Hakîm tarafından istihdam olunuyorlar" diye ihtar ediyorlar. Ş.)
MÜDEBBİRÂNE: f. Müdebbir olana yakışır şekilde. Tedbirlice. Her işi önceden ayarlayarak, dikkatlice geleceği düşünerek.
MÜDEBBİRÂT: Müdebbirler, tedbir ve idarede vazifeli olanlar.* Melekler.
MÜDEBBİRE: Azat olması, efendisinin ölümüne bağlı olan câriye.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
EBBAL : Deve çobanı.
EB : (Ebâ, Ebu, Ebi) Baba, peder. Ced.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...