Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
EBZ: Ürkme, korkma. Kaçma, kaçış.
Aniden, birdenbire ölmek.
EBZA: Göğsü çıkık.
EBZAH: Göğsü çıkık.
EBZAR: (Bezr. C.) Yemeklere konulan baharat.
EBZER: Üst dudağında sarkık derisi olan.
EBZÜN: Küvet, banyo.
İçinde yıkanılabilinen küçük havuz.
İçerisinde 'EBZ' geçenler
BERG-İ SEBZ: Hediye. * Yeşil yaprak.
CEBZ: Çekmek, cezb.
EBZA: Göğsü çıkık.
EBZAH: Göğsü çıkık.
EBZAR: (Bezr. C.) Yemeklere konulan baharat.
EBZER: Üst dudağında sarkık derisi olan.
EBZÜN: Küvet, banyo. * İçinde yıkanılabilinen küçük havuz.
SEBZ-FÂM: Yeşil renkli.
GAYR-I MEBZUL: Çok kullanılmayan. Az bulunan şey.
HEBZ: Sür'at yapmak, hız yapmak.
KÜZEBZİB: Çok yalancı.
LEBZ: Vurmak. * Yemek.
MEBZUL: Bol. Çok sarf olunan. Ucuz.
MEBZULÎ: Bolluk, çokluk, kesret.
MEBZULİYYET: Ucuzluk. Bolluk.
MEBZULİYYET-İ ELVAN: Renk bolluğu.
MÜTEZEBZİB: Tezebzüb eden, kararsız, mütereddit.
MÜZEBZEB: Karmakarışık. * Elinden iş gelmez, bir şeye karar veremeyen. Beceriksiz.
MÜZEBZİB: Karıştıran. Karmakarışık eden.
NEBZ: Bırakmak. * Az miktar, cüz'i.
NEBZ-İ AHD: Muâhedeyi feshetme.
NEBZ: Bir kimseyi ayıplamak. Kötü lâkabı takmak, istihzâ etmek. * İhtiyarlık işareti belirmek.
NEBZ: (Nebezân) : Damarın hareket etmesi.
NEBZE: Az miktar, cüz'i, bir şeyin artığı.
SEBZ: f. Yeşil, yeşil renkli.
SEBZEVAT: f. Yeşil bitkiler, yeşil nebatlar.
SEBZEZAR: f. Çayırlık, çimenlik, yeşillik. * Bostan, sebze tarlası.
SEBZFAM: f. Yeşil renkli.
SEBZİN: .f Rengi yeşil. Yeşil renkli.
SEBZPUŞ: f. Yeşil elbiseli, yeşil örtülü.
SEBZPUŞ: f. Yeşil elbiseli, yeşil örtülü.
ŞEBZİNDEDAR: (Şeb-zindedâr) f. Geceleri çalışan, gece vakti işle meşgul olan. * Gece bekçisi. * Geceleri uyumayıp ibadet eden.
TEBZİL: Delme, yarma. Çok azimle bir şeye girişmek, adamak.
TEBZİR: Boş yere malını sarf etmek. * Serpmek. Dağıtmak. * İsraf etmek, lâyık olmayan yere malını sarfetmek.
TEBZİRÂT: (Tebzir. C.) İsraflar. * Tohum saçmalar.
TEZEBZÜB: Karışıklık. Mütereddit olmak. Kararsızlık.
ZEBZEB: Uzun gemi.
ZEBZEB: (C.: Zebâzib) Adam zekeri.
ZEBZEBE: Muallâkta kalma. * Mütereddit. * Titreme. * Asılı bir şeyi havada oynatmak.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
EBZA : Göğsü çıkık.
EB : (Ebâ, Ebu, Ebi) Baba, peder. Ced.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...