| Kelime | Anlam |
|---|
| ECCE: | (C.: İcâc) Sıcak fazla olmak. Karışmak. |
| İçerisinde 'ECCE' geçenler |
|---|
| HAVALE-İ MÜECCELE: | Huk: Havale edilen şeyin vadesi geldiğinde ödenmesi şeklinde yapılan havale. |
| İCARE-İ MÜECCELE: | Sonradan alınacak kirâ. |
| İCARE-İ MÜNECCEZE: | Bir şeyi akd-i icare ânından itibaren kiraya vermektir. Akd zamanında kiranın başlangıcı söylenmezse kira, bir icare-yi müneccezeye haml olunur. |
| İSTİBDAL-İ MÜSECCEL: | Lüzumuna hükmolunduğundan dolayı nakzı caiz olmayan istibdal. |
| ITK-I MÜNECCEZ: | Bir şarta muallak veya bir zamana muzaf olmaksızın derhal vuku bulan ıtkdır. Bir kimsenin memluküne hitaben "seni azad ettim." demesi gibi ki, onunla köle derhal hürriyetine kavuşur. (Ist. Fık. K.) |
| LECCE: | Avaz, ses, savt. |
| MEHR-İ MÜECCEL: | Boşanma veya ölüm halinde, kız tarafına verilmesi nikâhta kararlaştırılmış olan para. |
| MÜBECCEL: | Muhterem. Azizlenmiş. Yüceltilen, yükseltilen. Büyük saygı gösterilmiş. |
| MÜECCEL: | Mühletli, peşin olmayan. Sonradan yapılmak üzere vakti belli olan. Te'cil edilmiş olan. |
| MÜECCELEN: | Te'cil edilmek suretiyle. Müddeti sonraya bırakılarak. |
| MÜMECCED: | (Mecd. den) şereflendirilmiş. Medhedilerek ululanmış. |
| MÜMECCEN: | Çekilmiş. |
| MÜNECCEM: | Parçalar, parça parça olan şey. |
| MÜNECCEMEN: | Parça parça yapılmış olarak. Kısım kısım. |
| MÜNECCES: | Pis, mülevves, kirli, murdar. |
| MÜRECCEB: | Kutlu, mübârek. |
| MÜSECCEL: | (Secl. den) Kayda geçmiş, sicilli. * Mahkeme defterine geçirilmiş. * Kimseden men'olunmayan mübah nesne. |
| MÜŞECCER: | (Şecer. den) Ağaç gibi dallı budaklı olan yazı veya resim. |
| MÜVECCEB: | Yirmidört saatte bir kere yemek yiyen kimse. |
| MÜVECCEH: | Yüzü bir tarafa döndürülmüş. * Uygun. Doğru. * Herkesin teveccüh ettiği, makbul, münasib. |
| MÜZECCEC: | Sırçalanmış. * İnce uzun nesne. |
| NA-MÜVECCEH: | f. Yöneltilmemiş, tevcih edilmemiş. |
| ŞECCE: | Başa ve yüze vurarak meydana getirilen yara. |
| ŞECCE: | Başa ve yüze vurarak meydana getirilen yara. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| ECC : | (C.: İcâc) Devekuşu seğirtmek. |
| ECAHİL : | (Echel. C.) En cahil, daha bilgisiz olanlar. |