Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
ECEL: Her mahlukun ve canlının Allah tarafından takdir edilen ölüm vakti. Âhirete göç etmek.
İleride olacağı şüphesiz olan.
Allah'ın takdir ettiği ömür.
ECEL-İ FITRÎ: Her mahlukun yaradılışı itibariyle Cenab-ı Allah (C.C.) tarafından tayin olunan vasati ömrü.
Biyolojik ömür.
ECEL-İ KAZÂ: (Bak: Ecel-i mübrem.)
ECEL-İ MEV'UD: Mukadder olan ölüm. şüphesiz gelecek olan ölüm.
ECEL-İ MUALLAK: Levh-i Mahv İsbat'ta mukadder olarak yazılı, bâzı şartlarla mukayyed olan ecel. Ecel-i müsemma.
ECEL-İ MÜBREM: Elinden kurtulunması mümkün olmayan, kaçınılmaz olan ecel.
ECEL-İ MÜSEMMA: f. Muayyen bir zamana kadar, Allah'ın takdir ettiği ölüm.
ECEL-İ NÂ-GEHAN: Ansızın gelen ecel. Birdenbire âni ölüm, vefat.
ECELİYYET: Sonradan vukuu şüphesiz olan hâdise.
ECELL: (Celil. den.) Çok güzel. çok büyük. En üstün. Çok celil.
ECELL-İ MAHLUKÂT: Mahlukların en üstünü. İnsan.
ECELL: Evet, neam, belî.
İçerisinde 'ECEL' geçenler
BÂD-I TECELLİ: Tecelli rüzgârı. * Kader.
BECEL: Şaşma, tuhafına gitme. * Yalan, iftira.
ECEL-İ FITRÎ: Her mahlukun yaradılışı itibariyle Cenab-ı Allah (C.C.) tarafından tayin olunan vasati ömrü. * Biyolojik ömür.
ECEL-İ KAZÂ: (Bak: Ecel-i mübrem.)
ECEL-İ MEV'UD: Mukadder olan ölüm. şüphesiz gelecek olan ölüm.
ECEL-İ MUALLAK: Levh-i Mahv İsbat'ta mukadder olarak yazılı, bâzı şartlarla mukayyed olan ecel. Ecel-i müsemma.
ECEL-İ MÜBREM: Elinden kurtulunması mümkün olmayan, kaçınılmaz olan ecel.
ECEL-İ MÜSEMMA: f. Muayyen bir zamana kadar, Allah'ın takdir ettiği ölüm.
ECEL-İ NÂ-GEHAN: Ansızın gelen ecel. Birdenbire âni ölüm, vefat.
ECELİYYET: Sonradan vukuu şüphesiz olan hâdise.
ECELL: (Celil. den.) Çok güzel. çok büyük. En üstün. Çok celil.
ECELL-İ MAHLUKÂT: Mahlukların en üstünü. İnsan.
ECELL: Evet, neam, belî.
İZHAR-I TECELLÜD: İnad edip kafa tutma, yalandan cesaretlilik gösterme.
MECELLAT: (Mecelle. C.) Mecmualar, kitaplar, dergiler.
MECELLE: Mecmua. Fikir topluluğu. Risale. Kitab. Hikmetli sahife. * Fıkıh kitabının muâmelât kısmının toplu bir parcası. * İslâm Hukukuna dâir bir mecmua.
MÜRTECEL: Düşünülmeden hemen söylenmiş söz veya şiir. * Kelimenin lügat mânası ile ıstılah mânası arasında münasebet bulunmayan kısmına mürtecel; münasebet bulunan kısmına da menkul denir. * Fık: Konuşulandan başkasına bir alâka bulunmaksızın sarih bir ihtimal ile kullanılan lâfızdır. Meselâ: Süreyya lâfzı belli bir yıldızın adı olup her hangi bir şahsa isim olarak da kullanılır, her ikisi arasında bir alâka yoktur.
MÜTECELLA: Münkeşif olup görünen, âşikâr olan. * Yükseğe çıkan. Yukarı havâle olan.
MÜTECELLİ: Tecelli eden, meydana çıkan, görünen. Parlak.
MÜTECELLİD: (C.: Mütecellidin) Kahramanlık ve celâdet gösteren.
MÜTECELLİDÂNE: f. Celadet ve kahramanlıkla. Yiğitlik göstererek.
MÜTECELLİDÎN: (Mütecellid. C.) Kahramanlar, yiğitler, celâdet gösteren kahraman kimseler.
NECEL: Büyük gözlülük. İri gözü olmak.
RECEL: Saçın ne sarkık ve ne de çok kıvırcık olması. * İstedikçe emsin diye davarı yavrusuyla beraber otlağa salmak.
SECEL: Genişlik, vüs'at. * Büyüklük, azamet.
TECELBÜB: Gömlek giymek.
TECELCÜL: Deprenmek, harekete geçmek.
TECELLİ (TECELLÂ): Görünme. Bilinme. * Kader. * Allah'ın (C.C.) lütfuna uğrama. * İlâhi kudretin meydana çıkması, görünmesi. Hak nurunun te'siriyle kulun kalbinde hakikatın bilinmesi.(Fıtrat yalan söylemez. Meselâ : Bir çekirdekteki meyelân-ı nümüvv der ki: "Sünbülleneceğim, meyve vereceğim." Doğru söyler. Meselâ: Yumurtada bir meyelân-ı hayat var. Der: "Piliç olacağım" Biiznillâh olur, doğru söyler. Meselâ: Bir avuç su, incimad ile meyelân-ı inbisatı der: "Fazla yer tutacağım. "Metin demir onu yalan çıkaramaz, sözünün doğruluğu demiri parçalar. İşte şu meyelânlar irade-i İlâhiyeden gelen evâmir-i tekviniyenin tecellileridir, cilveleridir. M.N.)
TECELLİ-İ TİMSAL: Suretlerin tecellisi.
TECELLİDÂR: f. İlâhî kudret ve lütuf ile meydana gelen.
TECELLİGÂH: f. Tecelli yeri. İlâhi kudretin, İlâhi sırrın meydana çıktığı, göründüğü yer.
TECELLİYAT: (Tecelli. C.) Tecelliler.
TECELLÜD: Tekellüfle celâdet göstermek. Kendini şecaatli ve cesâretli göstermeğe çalışmak. * Serkeşâne inad etmek.
TECELLÜL: Ululanmak, büyüklenmek.
VECEL: Ürkme, korkma, havfetme.
ZECEL: Avaz, ses, savt. * Mübâlağa ile çağırmak.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
ECEL-İ FITRÎ : Her mahlukun yaradılışı itibariyle Cenab-ı Allah (C.C.) tarafından tayin olunan vasati ömrü. * Biyolojik ömür.
ECEBE : Büyük alınlı. Alnı geniş olan kimse.
ECAHİL : (Echel. C.) En cahil, daha bilgisiz olanlar.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...