| Kelime | Anlam |
|---|
| ECELL: | (Celil. den.) Çok güzel. çok büyük. En üstün. Çok celil. |
| ECELL-İ MAHLUKÂT: | Mahlukların en üstünü. İnsan. |
| ECELL: | Evet, neam, belî. |
| İçerisinde 'ECELL' geçenler |
|---|
| BÂD-I TECELLİ: | Tecelli rüzgârı. * Kader. |
| ECELL-İ MAHLUKÂT: | Mahlukların en üstünü. İnsan. |
| İZHAR-I TECELLÜD: | İnad edip kafa tutma, yalandan cesaretlilik gösterme. |
| MECELLAT: | (Mecelle. C.) Mecmualar, kitaplar, dergiler. |
| MECELLE: | Mecmua. Fikir topluluğu. Risale. Kitab. Hikmetli sahife. * Fıkıh kitabının muâmelât kısmının toplu bir parcası. * İslâm Hukukuna dâir bir mecmua. |
| MÜTECELLA: | Münkeşif olup görünen, âşikâr olan. * Yükseğe çıkan. Yukarı havâle olan. |
| MÜTECELLİ: | Tecelli eden, meydana çıkan, görünen. Parlak. |
| MÜTECELLİD: | (C.: Mütecellidin) Kahramanlık ve celâdet gösteren. |
| MÜTECELLİDÂNE: | f. Celadet ve kahramanlıkla. Yiğitlik göstererek. |
| MÜTECELLİDÎN: | (Mütecellid. C.) Kahramanlar, yiğitler, celâdet gösteren kahraman kimseler. |
| TECELLİ (TECELLÂ): | Görünme. Bilinme. * Kader. * Allah'ın (C.C.) lütfuna uğrama. * İlâhi kudretin meydana çıkması, görünmesi. Hak nurunun te'siriyle kulun kalbinde hakikatın bilinmesi.(Fıtrat yalan söylemez. Meselâ : Bir çekirdekteki meyelân-ı nümüvv der ki: "Sünbülleneceğim, meyve vereceğim." Doğru söyler. Meselâ: Yumurtada bir meyelân-ı hayat var. Der: "Piliç olacağım" Biiznillâh olur, doğru söyler. Meselâ: Bir avuç su, incimad ile meyelân-ı inbisatı der: "Fazla yer tutacağım. "Metin demir onu yalan çıkaramaz, sözünün doğruluğu demiri parçalar. İşte şu meyelânlar irade-i İlâhiyeden gelen evâmir-i tekviniyenin tecellileridir, cilveleridir. M.N.) |
| TECELLİ-İ TİMSAL: | Suretlerin tecellisi. |
| TECELLİDÂR: | f. İlâhî kudret ve lütuf ile meydana gelen. |
| TECELLİGÂH: | f. Tecelli yeri. İlâhi kudretin, İlâhi sırrın meydana çıktığı, göründüğü yer. |
| TECELLİYAT: | (Tecelli. C.) Tecelliler. |
| TECELLÜD: | Tekellüfle celâdet göstermek. Kendini şecaatli ve cesâretli göstermeğe çalışmak. * Serkeşâne inad etmek. |
| TECELLÜL: | Ululanmak, büyüklenmek. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| ECELL-İ MAHLUKÂT : | Mahlukların en üstünü. İnsan. |
| ECEL : | Her mahlukun ve canlının Allah tarafından takdir edilen ölüm vakti. Âhirete göç etmek. * İleride olacağı şüphesiz olan. * Allah'ın takdir ettiği ömür. |
| ECEBE : | Büyük alınlı. Alnı geniş olan kimse. |
| ECAHİL : | (Echel. C.) En cahil, daha bilgisiz olanlar. |