Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
ECELL: (Celil. den.) Çok güzel. çok büyük. En üstün. Çok celil.
ECELL-İ MAHLUKÂT: Mahlukların en üstünü. İnsan.
ECELL: Evet, neam, belî.
İçerisinde 'ECELL' geçenler
BÂD-I TECELLİ: Tecelli rüzgârı. * Kader.
ECELL-İ MAHLUKÂT: Mahlukların en üstünü. İnsan.
İZHAR-I TECELLÜD: İnad edip kafa tutma, yalandan cesaretlilik gösterme.
MECELLAT: (Mecelle. C.) Mecmualar, kitaplar, dergiler.
MECELLE: Mecmua. Fikir topluluğu. Risale. Kitab. Hikmetli sahife. * Fıkıh kitabının muâmelât kısmının toplu bir parcası. * İslâm Hukukuna dâir bir mecmua.
MÜTECELLA: Münkeşif olup görünen, âşikâr olan. * Yükseğe çıkan. Yukarı havâle olan.
MÜTECELLİ: Tecelli eden, meydana çıkan, görünen. Parlak.
MÜTECELLİD: (C.: Mütecellidin) Kahramanlık ve celâdet gösteren.
MÜTECELLİDÂNE: f. Celadet ve kahramanlıkla. Yiğitlik göstererek.
MÜTECELLİDÎN: (Mütecellid. C.) Kahramanlar, yiğitler, celâdet gösteren kahraman kimseler.
TECELLİ (TECELLÂ): Görünme. Bilinme. * Kader. * Allah'ın (C.C.) lütfuna uğrama. * İlâhi kudretin meydana çıkması, görünmesi. Hak nurunun te'siriyle kulun kalbinde hakikatın bilinmesi.(Fıtrat yalan söylemez. Meselâ : Bir çekirdekteki meyelân-ı nümüvv der ki: "Sünbülleneceğim, meyve vereceğim." Doğru söyler. Meselâ: Yumurtada bir meyelân-ı hayat var. Der: "Piliç olacağım" Biiznillâh olur, doğru söyler. Meselâ: Bir avuç su, incimad ile meyelân-ı inbisatı der: "Fazla yer tutacağım. "Metin demir onu yalan çıkaramaz, sözünün doğruluğu demiri parçalar. İşte şu meyelânlar irade-i İlâhiyeden gelen evâmir-i tekviniyenin tecellileridir, cilveleridir. M.N.)
TECELLİ-İ TİMSAL: Suretlerin tecellisi.
TECELLİDÂR: f. İlâhî kudret ve lütuf ile meydana gelen.
TECELLİGÂH: f. Tecelli yeri. İlâhi kudretin, İlâhi sırrın meydana çıktığı, göründüğü yer.
TECELLİYAT: (Tecelli. C.) Tecelliler.
TECELLÜD: Tekellüfle celâdet göstermek. Kendini şecaatli ve cesâretli göstermeğe çalışmak. * Serkeşâne inad etmek.
TECELLÜL: Ululanmak, büyüklenmek.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
ECELL-İ MAHLUKÂT : Mahlukların en üstünü. İnsan.
ECEL : Her mahlukun ve canlının Allah tarafından takdir edilen ölüm vakti. Âhirete göç etmek. * İleride olacağı şüphesiz olan. * Allah'ın takdir ettiği ömür.
ECEBE : Büyük alınlı. Alnı geniş olan kimse.
ECAHİL : (Echel. C.) En cahil, daha bilgisiz olanlar.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...