| Kelime | Anlam |
|---|
| ECEN: | Suyun tadı ve rengi değişik olmak. |
| İçerisinde 'ECEN' geçenler |
|---|
| AZM-İ VECENÎ: | Tıb: Elmacık kemiği. |
| DECEN: | Çok yağmur. |
| HECENNA': | Uzun ve şişman gövdeli kimse. * Başı dazlak, yaşlı kimse. * Başı dazlak olan devekuşu. |
| LECEN: | Bir şeye musallat olmak, ilişmek. |
| MECENNE: | Kalkan, siper. * Delilik, mecnunluk, divanelik. |
| MÜTECENNİ: | Meyve devşiren, meyve toplayan. * Birine suç isnad eden, iftira atan. Müfteri. |
| MÜTECENNİB: | Sakınan, içtinab eden, korunan, kaçınan. |
| MÜTECENNİN: | (Cünun. dan) Delirmiş, çıldırmış. Mecnun. |
| MÜTECENNİNÂNE: | f. Çıldırmışcasına, delicesine, mecnuncasına, delirerek. |
| RECEN: | Hapsetmek. |
| SECENCEL: | (Secencele) Ayna. |
| ŞECEN: | (C.: Eşcân-şücun) Dal, budak, kol. * Hâcet, ihtiyaç. * Keder, hüzün. |
| ŞECEN: | (C.: Eşcân-Şücun) Dal, budak, kol. * Hâcet, ihtiyaç. * Keder, hüzün. |
| TECENNİ: | Meyve devşirme. * Bir kişiye işlemediği günahı işledi diye isnad etmek. |
| TECENNÜB: | Sakınma. Çekinme. |
| TECENNÜD: | Bir yere toplanıp asker olmak. |
| TECENNÜN: | Cinnet getirme. Delirme. Çıldırma. |
| VECENAT: | (Vecne. C.) Elmacıklar, yanaktaki yumrucuklar. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| ECEBE : | Büyük alınlı. Alnı geniş olan kimse. |
| ECAHİL : | (Echel. C.) En cahil, daha bilgisiz olanlar. |