Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
EDAT: Sebep. Âlet. Avadanlık.
Gr: Kendi başına mâna ifade etmeyip, kelime veya fiillerle birlikte mâna ifade eden kelime veya harf. İsim ile fiilden gayri kelime.
İçerisinde 'EDAT' geçenler
İSTİFHAM EDATLARI: Gr: Arabçada: E, men, keyfe, ma.
MUAHEDAT: (Muâhede. C.) Muâhedeler, antlaşmalar.
MUHALLEDAT: (Muhalled. C.) Dâimî olarak kalacak şeyler. * şâheserler.
MUTAREDAT: (Mutarede. C.) Saldırmalar, vuruşmalar, çarpışmalar.
MUVAREDAT: (Muvârede. C.) (Vürud. dan) Gelen şeyler. * Aklı gelen şeyler. İlhamlar.
MÜCAHEDAT: (Mücahede. c.) Mücahedeler.
MÜCELLEDÂT: (Mücelled. C.) Ciltlenmiş kitaplar, ciltli kitaplar.
MÜCERREDÂT: (Mücerred. C.) Mücerred mefhumlar. Mücerredler.
MÜCERREDÂT-I SIRFE: Mücerredin ta kendisi, en mücerred olan.
MÜFREDAT: Bir bütünü meydana getiren şeylerin her biri. * Bir şeyin içindekiler. * Basit ve gayr-i mürekkeb şeyler. * Toptan mâlum olan şeylerin tafsilâtı, birer birer zikrolunmuşları. * Edb: Tek tek ve ayrı ayrı beyitler. * Gr: Bir ibareyi meydana getiren kelimelerin her birisi. * Tıb: Her biri kendi başına bir devâ olan edviye-i basiteden sayılan nebatlar ve bunlardan bahseden tıp kitabı.
MÜSTEŞHEDÂT: (Müsteşhed. C.) şâhid olarak gösterilen kimseler. şâhid tutulan kişiler.
MÜŞAHEDAT: (Müşahede. C.) Gözle görülen şeyler. * Görüşler. * Keşifle seyredilenler. * Man: Mücerret his ile kat'iyyetle hüküm ve tasdik olunan kaziyeler.(Arkadaş! Nefsin vücudunda bir körlük vardır. O körlük, vücudunda zerre miskal kaldıkça hakikat güneşinin görünmesine mâni bir hicab olur. Evet, müşahedemle sabittir ki: Kat'î, yakînî bürhanlar ile deliller dolu olan büyük bir kalede, küçük bir taşta bir za'fiyet görünürse, o kör olası nefis, o kaleyi tamamen inkâr eder. Altını üstüne çevirir. İşte nefsin cehaleti, hamakati, bu gibi insafsızca tahribattan anlaşılır. M.N.)
MÜVELLEDÂT: Doğmakla meydana gelmiş canlılar. Aslında yok iken sonradan meydana gelmiş olanlar. * Uydurma kelimeler.
MÜSTEŞHEDÂT: (Müsteşhed. C.) Şâhid olarak gösterilen kimseler. Şâhid tutulan kişiler.
MÜŞAHEDAT: (Müşahede. C.) Gözle görülen şeyler. * Görüşler. * Keşifle seyredilenler. * Man: Mücerret his ile kat'iyyetle hüküm ve tasdik olunan kaziyeler. (Arkadaş! Nefsin vücudunda bir körlük vardır. O körlük, vücudunda zerre miskal kaldıkça hakikat güneşinin görünmesine mâni bir hicab olur. Evet, müşahedemle sabittir ki: Kat'î, yakînî bürhanlar ile deliller dolu olan büyük bir kalede, küçük bir taşta bir za'fiyet görünürse, o kör olası nefis, o kaleyi tamamen inkâr eder. Altını üstüne çevirir. İşte nefsin cehaleti, hamakati, bu gibi insafsızca tahribattan anlaşılır. M.N.)
NEFY EDÂTI: Arabçada "Lâ", Farsçada "Nâ" gibi olumsuzluk bildiren edât.
RABT EDATI: Gr: Bağlama edatı. Kelimeyi veya cümleyi birbirine bağlayan harf veya kelime. (Hem, ve... gibi)
ŞART EDATLARI: (Huruf-u şartiye) Bunlara "Şart isimleri" de denir. Arapçada şart mânâsını ifade eden edatlar: İn, Men, Ma, Mehmâ, Eyyü, Metâ, Eynemâ, Eyyâne, Ennâ, Haysümâ, Keyfemâ. $Bu edatlar iki fiili (şart ve ceza fiillerini) cezmederler. Şart mânâsını ifade eden edatlardan sonra gelen ilk fiil, şart; ikincisi de, cevab veya ceza adını alır. İkinci fiilin meydana gelebilmesi, birinci hükmün meydana gelmesine bağlıdır.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
EDÂ' : Yerine getirmek. Ödemek. Borcunu vermek. Vazifesini yapmak. * Tarz. Üslub. * Şive. * Tekebbür. * Fık: Namazı vaktinde kılmağa "Eda" ve vakit geçtikten sonra kılınan namaza da "Kaza" denir. (Bak: Kaza)
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...