| Kelime | Anlam |
|---|
| EDAT: | Sebep. Âlet. Avadanlık. Gr: Kendi başına mâna ifade etmeyip, kelime veya fiillerle birlikte mâna ifade eden kelime veya harf. İsim ile fiilden gayri kelime. |
| İçerisinde 'EDAT' geçenler |
|---|
| İSTİFHAM EDATLARI: | Gr: Arabçada: E, men, keyfe, ma. |
| MUAHEDAT: | (Muâhede. C.) Muâhedeler, antlaşmalar. |
| MUHALLEDAT: | (Muhalled. C.) Dâimî olarak kalacak şeyler. * şâheserler. |
| MUTAREDAT: | (Mutarede. C.) Saldırmalar, vuruşmalar, çarpışmalar. |
| MUVAREDAT: | (Muvârede. C.) (Vürud. dan) Gelen şeyler. * Aklı gelen şeyler. İlhamlar. |
| MÜCAHEDAT: | (Mücahede. c.) Mücahedeler. |
| MÜCELLEDÂT: | (Mücelled. C.) Ciltlenmiş kitaplar, ciltli kitaplar. |
| MÜCERREDÂT: | (Mücerred. C.) Mücerred mefhumlar. Mücerredler. |
| MÜCERREDÂT-I SIRFE: | Mücerredin ta kendisi, en mücerred olan. |
| MÜFREDAT: | Bir bütünü meydana getiren şeylerin her biri. * Bir şeyin içindekiler. * Basit ve gayr-i mürekkeb şeyler. * Toptan mâlum olan şeylerin tafsilâtı, birer birer zikrolunmuşları. * Edb: Tek tek ve ayrı ayrı beyitler. * Gr: Bir ibareyi meydana getiren kelimelerin her birisi. * Tıb: Her biri kendi başına bir devâ olan edviye-i basiteden sayılan nebatlar ve bunlardan bahseden tıp kitabı. |
| MÜSTEŞHEDÂT: | (Müsteşhed. C.) şâhid olarak gösterilen kimseler. şâhid tutulan kişiler. |
| MÜŞAHEDAT: | (Müşahede. C.) Gözle görülen şeyler. * Görüşler. * Keşifle seyredilenler. * Man: Mücerret his ile kat'iyyetle hüküm ve tasdik olunan kaziyeler.(Arkadaş! Nefsin vücudunda bir körlük vardır. O körlük, vücudunda zerre miskal kaldıkça hakikat güneşinin görünmesine mâni bir hicab olur. Evet, müşahedemle sabittir ki: Kat'î, yakînî bürhanlar ile deliller dolu olan büyük bir kalede, küçük bir taşta bir za'fiyet görünürse, o kör olası nefis, o kaleyi tamamen inkâr eder. Altını üstüne çevirir. İşte nefsin cehaleti, hamakati, bu gibi insafsızca tahribattan anlaşılır. M.N.) |
| MÜVELLEDÂT: | Doğmakla meydana gelmiş canlılar. Aslında yok iken sonradan meydana gelmiş olanlar. * Uydurma kelimeler. |
| MÜSTEŞHEDÂT: | (Müsteşhed. C.) Şâhid olarak gösterilen kimseler. Şâhid tutulan kişiler. |
| MÜŞAHEDAT: | (Müşahede. C.) Gözle görülen şeyler. * Görüşler. * Keşifle seyredilenler. * Man: Mücerret his ile kat'iyyetle hüküm ve tasdik olunan kaziyeler. (Arkadaş! Nefsin vücudunda bir körlük vardır. O körlük, vücudunda zerre miskal kaldıkça hakikat güneşinin görünmesine mâni bir hicab olur. Evet, müşahedemle sabittir ki: Kat'î, yakînî bürhanlar ile deliller dolu olan büyük bir kalede, küçük bir taşta bir za'fiyet görünürse, o kör olası nefis, o kaleyi tamamen inkâr eder. Altını üstüne çevirir. İşte nefsin cehaleti, hamakati, bu gibi insafsızca tahribattan anlaşılır. M.N.) |
| NEFY EDÂTI: | Arabçada "Lâ", Farsçada "Nâ" gibi olumsuzluk bildiren edât. |
| RABT EDATI: | Gr: Bağlama edatı. Kelimeyi veya cümleyi birbirine bağlayan harf veya kelime. (Hem, ve... gibi) |
| ŞART EDATLARI: | (Huruf-u şartiye) Bunlara "Şart isimleri" de denir. Arapçada şart mânâsını ifade eden edatlar: İn, Men, Ma, Mehmâ, Eyyü, Metâ, Eynemâ, Eyyâne, Ennâ, Haysümâ, Keyfemâ. $Bu edatlar iki fiili (şart ve ceza fiillerini) cezmederler. Şart mânâsını ifade eden edatlardan sonra gelen ilk fiil, şart; ikincisi de, cevab veya ceza adını alır. İkinci fiilin meydana gelebilmesi, birinci hükmün meydana gelmesine bağlıdır. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| EDÂ' : | Yerine getirmek. Ödemek. Borcunu vermek. Vazifesini yapmak. * Tarz. Üslub. * Şive. * Tekebbür. * Fık: Namazı vaktinde kılmağa "Eda" ve vakit geçtikten sonra kılınan namaza da "Kaza" denir. (Bak: Kaza) |