Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
EDV: Aldatmak, hud'a.
EDVA: (Da'. C.) İlletler, hastalıklar.
EDVAR: (Devr. C.) Devirler, zamanlar.
EDVAR-I HAMSE: Beş devir, beş vakit.(Beşer esirliği parçaladığı gibi ecirliği de parçalayacaktır: Bir rü'yada demiştim: Devletler milletlerin hafif muharebesi; tabakat-ı beşerin şedid olan harbine terk-i mevki ediyor. Zira beşer, edvarda esirlik istemedi, kanıyla parçaladı. Şimdi ecir olmuştur; onun yükünü çeker, onu da parçalıyor. Beşerin başı ihtiyar; edvar-ı hamsesi var. Vahşet ve bedeviyet, memlukiyet, esaret, şimdi dahi ecirdir, başlamıştır geçiyor. S.)
EDVAR-I SÂBIKA: Geçen zamanlar.
EDVAR-I SEB'A: Yedi devreler. Dünyanın yaradılışından beri geçirdiği devreler ki, nazariye olarak söylenir.
EDVAR-PERDAZ: Devirleri dile getiren. Devirleri terennüm eden.
EDVEK: Devenin, misvak ağacını yemesi.
Bir yerde sâkin olmak.
Yaranın veremi sakin olmak.
EDVEŞ: Gözü dumanlı adam.
EDVİYE: (Devâ. C.) İlâçlar, devâlar.
EDVİYE-İ MÜESSİRE: Te'sirli ilaçlar.
İçerisinde 'EDV' geçenler
BEDV: Zihinde bir şeyin peyda olması. Bir şey zâhir olma. * Başlama. * Sahraya çıkma.
CEDVA: Bol yağmur, rahmet. * Armağan hediye.
CEDVAR: Nebâtattan zerâvende benzer bir ottur ve mâcun yapılır.
CEDVEL: Liste. * Su kanalı. Kanal. * Doğru, düz çizgiler çizmeğe mahsus âlet.
DÂR-ÜN NEDVE: Müslümanlıktan evvel, Kureyş kabilesinin münakaşalar için toplandığı bir yerin adı olup, Kusey ibn-i Kilâb tarafından kurulmuştur. (Sonradan Hz. Muhammed'e (A.S.M.) karşı bulunanların toplanmalarından dolayı fesat ve münafıkların toplandıkları yer mânâsına kullanılmaya başlanmıştır.)
EDVA: (Da'. C.) İlletler, hastalıklar.
EDVAR: (Devr. C.) Devirler, zamanlar.
EDVAR-I HAMSE: Beş devir, beş vakit.(Beşer esirliği parçaladığı gibi ecirliği de parçalayacaktır: Bir rü'yada demiştim: Devletler milletlerin hafif muharebesi; tabakat-ı beşerin şedid olan harbine terk-i mevki ediyor. Zira beşer, edvarda esirlik istemedi, kanıyla parçaladı. Şimdi ecir olmuştur; onun yükünü çeker, onu da parçalıyor. Beşerin başı ihtiyar; edvar-ı hamsesi var. Vahşet ve bedeviyet, memlukiyet, esaret, şimdi dahi ecirdir, başlamıştır geçiyor. S.)
EDVAR-I SÂBIKA: Geçen zamanlar.
EDVAR-I SEB'A: Yedi devreler. Dünyanın yaradılışından beri geçirdiği devreler ki, nazariye olarak söylenir.
EDVAR-PERDAZ: Devirleri dile getiren. Devirleri terennüm eden.
EDVEK: Devenin, misvak ağacını yemesi. * Bir yerde sâkin olmak. * Yaranın veremi sakin olmak.
EDVEŞ: Gözü dumanlı adam.
EDVİYE: (Devâ. C.) İlâçlar, devâlar.
EDVİYE-İ MÜESSİRE: Te'sirli ilaçlar.
NEDVE: Yaşlık, nemlilik. * Meşveret etmek. Bir işi hakkında görüşmek. * Konuşmak.
SEDV: El uzatmak.
ŞEDV: Irlamak; teganni ve terennüm.
ŞEDV: Irlamak; teganni ve terennüm.
TEDVİH: Şehirler gezmek.
TEDVİM: Teskin etmek, sâkinleştirmek. * Kuşun, uçarken dönüp deverân etmesi. * Dili ağızda döndürmek. * Tatmak.
TEDVİN: Bir araya toplayarak tertipleme. * Edb: Aynı mevzuya ait bahisleri, çalışmaları bir araya getirip kitap hâline getirme.
TEDVİR: Devrettirmek, döndürmek. Çevirmek. * İdare etmek, yönetmek. * Daire şekline sokmak. * Edb: Bir mısradaki kelimelerin yerini değiştirmekle veznin ve mânanın bozulmamasıdır. * Kur'an-ı Kerim kıraatında: Tahkik ile hadr ortasında bir okuma usulüdür. Her iki yönde meşru mübalâğayı bırakıp orta yolu tercih ederek okumaktır.
TEDVİR-ÜL MENZİL: Menzilleri çevirmek, döndürmek, idare etmek. * Ev idaresi.
TEDVİYE: (Devâ. dan) İlâç verme. * Kuş kanadının fısıltısı.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
EDVA : (Da'. C.) İlletler, hastalıklar.
EDÂ' : Yerine getirmek. Ödemek. Borcunu vermek. Vazifesini yapmak. * Tarz. Üslub. * Şive. * Tekebbür. * Fık: Namazı vaktinde kılmağa "Eda" ve vakit geçtikten sonra kılınan namaza da "Kaza" denir. (Bak: Kaza)
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...