| Kelime | Anlam |
|---|
| EHASS: | En hasis. En bayağı. |
| EHASS: | Daha uyanık. Daha hassas. |
| EHASS: | Saçı dökülmüş kişi. |
| EHASS: | Daha hususi, daha yakın, daha hâlis. Hususi. Ziyade hâs.(Eamm'ın zıddıdır.) |
| EHASS-I ÂMÂL: | Emellerin en hası. |
| EHASS-ÜL HAVÂS: | En hâlisin hâlisi. Şuhudi imân sahibleri olan evliyalar. Cenab-ı Hakk'a yakınlık kazananların en hâlisi olan enbiyâ ve evliya. Efdallerin efdali, sâlihlerin sâlihi. |
| İçerisinde 'EHASS' geçenler |
|---|
| EHASS-I ÂMÂL: | Emellerin en hası. |
| EHASS-ÜL HAVÂS: | En hâlisin hâlisi. Şuhudi imân sahibleri olan evliyalar. Cenab-ı Hakk'a yakınlık kazananların en hâlisi olan enbiyâ ve evliya. Efdallerin efdali, sâlihlerin sâlihi. |
| MÜTEHASSIL: | (Husul. den) Husule gelen, hasıl olan, vücut bulan, meydana gelen. |
| MÜTEHASSIN(A): | (Hısn. dan) Kaleye veya istihkâmlı bir yere kapanmış. |
| MÜTEHASSIS: | Bir işin hakikatını, içyüzünü çok iyi bilen. Bir meslekte mahir olan. * Has ve mahsus olan. |
| MÜTEHASSİR: | (Hasr. dan) Pıhtılaşmış. |
| MÜTEHASSİR: | (Hasr. dan) Özleyen, hasret çeken. Mahrum kalan. İsteğine erişemiyen. |
| MÜTEHASSİRÂNE: | f. Özleyerek, hasret çekerek. |
| MÜTEHASSİS: | İnsan sözüne kulak verip dinleyen. * Hayırlı işlere dair haberlere dikkat edip araştıran. * Çok duygulu, duygulanmış, hisli. |
| MÜTEHASSİSÂNE: | f. Duygulanarak, hislenerek. |
| TEHASSÜB: | Yastığa dayanma. |
| TEHASSÜR: | (Bak: Tahassür) |
| TEHASSÜS: | (Bak: Tahassüs) |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| EHASS-I ÂMÂL : | Emellerin en hası. |
| EHASİN : | Pek güzel, en güzel olan şeyler. |
| EHABB : | Çok sevgili. En sevgili. |