Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| EHL-İ HÂL: | f. Hâlden anlayıp, duruma göre idâre eden kimse. İlâhi tecellilere ve mânevi feyze mazhar olan. |
| İçerisinde 'EHL-İ HÂL' geçenler | |
| İçerisinde 'EHL-İ HÂL' geçen ifade bulamadık | |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| EHL-İ HADARET : | şehirlerde yaşayan. Medeni. |
| EHL-İ ÂLEM : | Âlemin ehli olan insanlar. |
| EHL : | (Ehil) Yabancı olmayan, alışık olduğumuz. * Dost, sahip, mensup. Evlâd, iyal. Kavm, müteallikat. Usta, muktedir ve becerikli anlamıyla ehil ve ehliyet İslâmiyette önemli bir husustur. Dinimiz, bize işleri ehline vermemizi emreder. Cemiyette işler, mevkiler, makamlar, görevler, ehline verilirse işler düzgün gider, sonuçtan herkes memnun olur. Eğer İslâma aykırı olarak ehliyet yerine eş, dost, adam kayırma, parti menfaati vs. bayağı, hasis düşüncelere yer verilirse ve işler ehliyetsizlere terkedilirse bundan herkes zarar görür. |
| EHABB : | Çok sevgili. En sevgili. |