| Kelime | Anlam |
|---|
| EHRE: | Büyük ağızlı. |
| EHRED: | Yırtık şey. (Üstbaş hakkında kullanılır.) |
| İçerisinde 'EHRE' geçenler |
|---|
| BEDZEHRE: | f. Korkak, yüreksiz, ödlek kimse. |
| BEHRE: | f. Nasib, pay, hisse. * Tez tez solumak. * Vasat, orta. |
| BEHREBER: | f. şerik, ortak. |
| BEHREBERÎ: | f. Ortaklık, şeriklik. |
| BEHREC: | Eksik veya ayarı bozulmuş para. * Arzuya, isteğe bırakılmış şey, iş. * Faydasız, işe yaramaz olan şey. |
| BEHREDAR: | Hisseli. Nimetlenmiş. Faydalanmış. |
| BEHREK: | f. Yaralardan çıkan iltihap. * Çok çalışmaktan dolayı el ve ayak derilerinin sertleşmesi, nasırlaşması. |
| BEHREM: | Kırmızı gül. * Kısa boylu kimse. |
| BEHREME: | Saç ve sakalın kınayla boyanması. * Çiçeğin göz alıcı ve câzib olan güzellik ve parlaklığı. * Hindlilerin ibadeti. |
| BEHREME: | f. Burgu, matkab. |
| BEHREMEND: | f. Nasibi olan, hissedar. * Bilen, anlayan. |
| BEHREVER: | f. Hisse ve nasibini almış, payını zimmetine geçirmiş. |
| BEHREYAB: | f. Nasibi olan, hissesi olan. |
| BEREHREHE: | Güzel, nâzik kadın. |
| BÎ-BEHRE: | Nasibsiz. Mahrum. |
| CEHRE: | Açıkta ve belli olan şeyler. * Pamuk ve ipek sarılan masura. |
| CEHREN: | Açıktan, alenen. |
| CEHRET: | Görünmek, zahir olmak. |
| CEHRETEN: | Aşikâr sûrette, aleni bir şekilde, açıktan açığa. |
| DEHRE: | f. (Dahra) Testere gibi dişli ve eğri budama âleti. Bağ budamak için kullanılan testere gibi dişli olan bıçak. |
| EHRED: | Yırtık şey. (Üstbaş hakkında kullanılır.) |
| ÇEHRE: | f. Vech, yüz, surat. * Mc: Surat asmak, dargınlık. * Görünüş, şekil, zahir. |
| ÇEHRE-NÜMUD: | f.Yüzünü gösteren, yüz gösterici. |
| ÇEHRE-PERDAZ: | f. Ressam. |
| GÜLÇEHRE: | Çehresi gül gibi lâtif olan, çehresi gül gibi olan. |
| KEHREBA: | Bir şeffaf zamk ismi. |
| MAHÇEHRE: | f. Ay yüzlü. (Aslı: Mâhçihre'dir.) |
| MEHREB: | Sığınılacak yer. * Ürküp kaçma. |
| MEHREC: | (Bak: Mahrec) |
| MEHRECAN: | Eylül ayının onaltıncı günü. |
| MÜZEHREFAT: | (Bak: Müzahrefât) |
| NA-BEHRE: | f. Azim, ulu. * Karışık. * Soysuz. |
| NEBEHRECE: | Geçmez bakırlı para. Sahte akçe. * Her nesnenin kötüsü. |
| NEHREN: | Nehirden. Nehir yoluyla. |
| NEHREYN: | İki nehir. |
| REHREHE: | Parlamak. |
| REHREV: | f. Yolcu. Yola giden. |
| ŞEHREKA: | (C.: Şühruk-Şührûk-Şührîk) Çıkrık. |
| ZEHRE: | (C.: Ezhâr) Çiçek. * Beyaz, berrak. Süs, ziynet. |
| ZEHRE: | f. Kahramanlık, yiğitlik. * Öd. Safra. |
| ZEHREÇÂK: | f. Çok korkmuş, ödü patlamış. |
| ZEHREDÂR: | (C.: Zehredârân) f. Yiğit, cesur, yürekli, cesaretli. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| EHRED : | Yırtık şey. (Üstbaş hakkında kullanılır.) |
| EHRAM : | Mısır'da Firavunların piramit şeklindeki mezarları. |
| EHABB : | Çok sevgili. En sevgili. |