Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
EKKE: Pek sıcak gün.
İçerisinde 'EKKE' geçenler
BEKKE: Mekke-i Mükerreme'nin eski ismi. * Bir yerde toplanmak. Bir yere cem'olmak. * İzdihamlık, kalabalık.
CEHL-İ MÜREKKEB: Bilmemekle beraber, bilmediğini de bilmemek.
CEM-İ MÜZEKKER: Gr: Müfredinin şeklini bozmadan sonuna (în, ûn) getirilerek yapılan cemi: Müslimîn, müslimûn gibi.
DEKKE: Ufalanmak. Pâre pâre olmak. * Vurmak, döğmek. * Seki, sofa.
DEKKEN: Hurdahaş olmak, yerle bir olma, ufalanmak, parça, parça olmak.
FEKKEYN: İki çene. Alt ve üst çene.
Fİ'L-İ MÜREKKEB: Gr: Yardımcı bir fiille birleşerek tek kelime hükmüne geçen fiil. Birleşik fiil. (Vurabilmek, yazabilmek, okuyabilmek gibi.)
GAYR-I MÜEKKEDE: Tekrarlanmamış ve takviye edilmemiş. * Zannî ve kat'î delil ile sâbit olmayıp, Peygamberimizin (A.S.M.) bazan devam buyurdukları iş veya amel.
KIYAS-I MÜREKKEB: Man: İkiden fazla mukaddemeden mürekkeb kıyas.
LAFZ-I MÜREKKEB: Man: Mürekkeb lafız. Cüzlerden biri, mânâsının cüzlerinden birine delâlet eden lafız.
MEKKE: Hicaz'da Kâbe'nin bulunduğu en mukaddes şehrin ismidir. Aynı zamanda Hazret-i Peygamber'in (A.S.M.) doğduğu şehirdir.
MEKKE-İ MÜKERREME: İlk ismi Mekke olan bu şehire, Hz. Peygamber'in (A.S.M.) gelmesi ve Mukaddes Kâbe'nin putlardan temizlenmesi ile Mükerrem Mekke mânâsında bu isim verilmiştir.
MELEK-İ MÜEKKEL: Muayyen bir işle tavzif edilmiş melek. (Bak: Melâike)
MÜEKKED: Te'kidli, kuvvetli, sağlamlaştırılmış, kuvvetlendirilmiş. Tekrar edilmiş.
MÜEKKEDEN: Tekrarlanarak, te'kid edilerek.
MÜEKKEL: Vekil edilen kimse. Vekil tâyin olunmuş olan. (Bak: Müvekkil)
MÜNEKKER: Tenkir edilmiş, bilinmeyen, nekre kılınmış. *Belirli olmayan şeye delâlet eden.
MÜNEKKES: Başaşağı edilmiş.
MÜREKKEB: (Rükub. dan) Terkib edilmiş, bir kaç maddeden yapılmış. * Yazı yazmaya mahsus boya terkibi. * Karışmış, muhtelit. * Bitecek yer, münbit. * Asıl, esas.
MÜREKKEBÂT: Mürekkepler. Bir kaç cisimden, elemandan yapılmış olan.
MÜREKKEZ: (Rekz. den) Dikilmiş, rekzolunmuş.
MÜSEKKEN: Ateşle kızmış su.
MÜŞEKKEK: (şekk. den) şüpheli olan, şüpheli, kuşkulu. şekke düşürülmüş.
MÜŞEKKEL: (Şekl. den) Kalıbı, şekli, biçimi, kıyafeti gösterişli ve yerinde. * Şekil verilmiş, şekillendirilmiş.
MÜVEKKED: Gereği gibi bağlanmış esir.
MÜVEKKEL: Vekil tâyin olunmuş olan, vekil edilmiş olan. Bir kimse tarafından işlerini görmek veya kendisini müdafaa ettirmek için vekil edilmiş kimse.
MÜVEKKELÜN-BİH: Müvekkil tarafından vekile tefviz olunan iş, vekile havale edilen iş.
MÜZEKKER: Erkek, er. * Gr: Müennesin zıddı. Kelimeyi erkek gösteren. (İsim, zamir, sıfat, fiil).
MÜZEKKERE: (Bak: Müzekkire)
NEVAHİ-İ MEKKE: Mekke civarı. Mekke'nin yakınları, nahiyeleri.
SADÂ-YI MÜREKKEB: Sesin bir çok defalar tekrarı.
SEBK-İ MÜREKKEB: Edb: Hem kısa, hem uzun ifâde tarzı.
SÜNNET-İ GAYR-I MÜEKKEDE: Peygamber'in (A.S.M.) ibadet maksadıyla ara-sıra yapmış olduğu ameldir.
SÜNNET-İ MÜEKKEDE: Peygamberin (A.S.M.) devam edip pek az terk buyurmuş olduğu sünnettir.
ŞEKKERÎN: f. Şekerli, tatlı.
TEVEKKELNA: Tevekkül ettik (meâlinde fiil).
TEVEKKELTÜ ALALLAH: Allah'a tevekkül ettim (meâlindedir).
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
EKKAF : Eğerci, semerci.
EKABB : İnce belli.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...