Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
EKL: Yemek yeme.
EKL Ü ŞÜRB: Yeyip içme.
EKLE: Bir kere doyana kadar yemek.
EKLEF: Yüzü çilli olan adam.
Koyu renkli arslan.
EKLEKTİZM: yun. Fls: Birbirinden farklı görüşlerin bazı ortak taraflarını bulup uzlaştırıcı bir görüş ileri sürme.
EKLİPTİK: Güneşin dünya etrafında yapmış olduğu zahirî hareketinde çiziyor gibi göründüğü yol.
EKL Ü ŞÜRB: Yeyip içme.
İçerisinde 'EKL' geçenler
BEKL: Karıştırmak, halt.
DÂR-I TEKLİF: Dünya. Allah'ın teklif ve emirleri ile vazifeli olduğumuz yer olan dünya. (Şu dâr-ı dünyâ meydân-ı imtihandır. Ve dâr-ı tekliftir. Hizmet yeridir. Lezzet ve ücret ve mükâfat yeri değildir. S.)
EKL Ü ŞÜRB: Yeyip içme.
EKLE: Bir kere doyana kadar yemek.
EKLEF: Yüzü çilli olan adam. * Koyu renkli arslan.
EKLEKTİZM: yun. Fls: Birbirinden farklı görüşlerin bazı ortak taraflarını bulup uzlaştırıcı bir görüş ileri sürme.
EKLİPTİK: Güneşin dünya etrafında yapmış olduğu zahirî hareketinde çiziyor gibi göründüğü yol.
EKL Ü ŞÜRB: Yeyip içme.
LEKLEKE: Yoğun gövdeli ve şişman olmak, etli olmak.
MEKLA': Otlu yer.
MEKLUM: Yaralı, mecruh. Yaralanmış.
NEKL: Yular. At gemi. * Ezâ, cefâ etmeğe ve işkence yapmağa yarayan şey.
REKL: Ayağıyla vurmak.
SEKLA: Çocuğunu kaybeden kadın.
SIRR-I TEKLİF: İnsanların dünyaya gelip, Allah (C.C.) tarafından vazifelendirilmelerinin hikmeti. Dünyaya gelip vazife sahibi olmanın sırrı. (Bak: Teklif)
SİNN-İ TEKLİF: Erginlik, büluğ çağı. Bir kimsenin aklı başına geldiği; haramı helâli ayırt edebildiği, kadınlık veya erkeklik hâlini bildiği, ergin hâle geldiği yaşı. (Ortalama 12-15 kabul edilir.)
ŞEKL: (Bak: şekil)
ŞEKLA': Beyaz dişi koyun. * Hâcet, ihtiyaç.
ŞEKLEN: Şekilce. Şekil bakımından.
ŞEKLÎ: Şekille alâkalı, şekilce. Dış görünüşe dair.
ŞEKL: (Bak: Şekil)
ŞEKLA': Beyaz dişi koyun. * Hâcet, ihtiyaç.
TEKLÎ: Hapsetmek.
TEKLİB: Köpeğe av öğretmek.
TEKLİC: Yüzünü ekşitmek.
TEKLİF: Zor birşey istemek. Bir vazife ileri sürmek. * Sıkılgan ve resmi davranış. İçli dışlı olmayan çekingen muâmele. * Vergi yüklemek. * Vazife vermek. * Cenab-ı Hakk'ın, insanları, emir ve nehiyleri üzerine hareket etmeğe vazifelendirmesi. * Fık: Şeriat-ı İslâmiyenin, ehliyet ve salâhiyet sahibi olan insanlara bir takım vazifeler yapmalarını ve bir kısım şeyleri de terketmelerini emir ve ilzam buyurmasıdır. Bunlar ile öylece dinen me'mur ve vazifeli olan bir insana mükellef denir. Çoğulu: Mükellefîn'dir. (Bak: Ahlâk-ı hasene)(Teklif-i İlâhî bir tecrübedir. Tâ ervah-i âliye ile ervah-ı sâfile müsabaka meydanında birbirinden ayrılsın. S.)(S - Diyorsun ki: "Teklif, saadet içindir. Halbuki ekser-i nâsın şekavetine sebeb, teklifdir. Teklif olmasaydı, bu kadar tefavüt-ü şekavet de olmazdı?"C - Cenab-ı Hak, verdiği cüz'-i ihtiyarî ile ef'al-i ihtiyariye âlemini kesbiyle teşkil etmeye insanı mükellef kıldığı gibi, ruh-u beşerde vedia olarak ekilen gayr-i mütenahi tohumları sulamak ve neşv ü nemalandırmak için de beşeri teklif ile mükellef kılmıştır. Eğer teklif olmasaydı, ruhlardaki o tohumlar neşv ü nema bulamazdı. Evet, nev'-i beşerin ahvaline dikkatle bakılırsa görülür ki; ruhun manen terakkisini, vicdanın tekâmülünü, akıl ve fikrin inkişaf ve eterakkisini telkih eden, yani aşılayan, şeriatlardır; vücud veren, tekliftir; hayat veren, Peygamberlerin gönderilmesidir; ilham eden dinlerdir. Eğer bu noktalar olmasaydı, insan hayvan olarak kalacaktı ve insandaki bu kadar kemalât-ı vicdaniye ve ahlâk-ı hasene tamamen yok olurlardı. Fakat insanların bir kısmı, arzu ve ihtiyariyle teklifi kabul etmiştir. Bu kısım, saadet-i şahsiyeyi elde ettiği gibi nev'in saadetine de sebeb olmuştur. Amma insanların büyük bir kısmı, ihtiyarı ile küfrü kabul ve tekâlif-i İlâhiyyeyi reddetmişlerse de, teklifin bazı nevi'lerinden süzülen terbiyevî, ahlâkî vesaire güzel şeyleri aldıklarından, teklifin o nevi'lerini zımnen ve ıztıraren kabul etmiş bulunurlar. İşte bu itibarla, kâfirin her sıfatı ve her hali kâfir değildir. İ.İ.)
TEKLİF-İ İLÂHÎ: Allah'ın teklifi, yani emirleri.
TEKLİF-İ MÂLÂ-YUTAK: Ağır ve güç yetmez olan teklif. Dayanılmaz teklif.
TEKLİFÂT: Teklifler.
TEKLİL: (İklil. den) Taç giydirme.
TEKLİM: Söyletmek. * Yaralamak, mecruh etmek.
TEKLİS: (Kils. den) Kireç hâline getirme. Kireçleştirme.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
EKL Ü ŞÜRB : Yeyip içme.
EKABB : İnce belli.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...