Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| ELET: | Noksanlaştırmak. Eksiltmek. Hapsetmek. Yemin vermek. |
| ELETT: | Dişi kökünden çıkıp düşmüş olan kişi. |
| İçerisinde 'ELET' geçenler | |
| BELET: | Kesilmek, inkıtâ. |
| EBELET: | Çok yemekten gelen ağırlık, hazımsızlık. |
| ELETT: | Dişi kökünden çıkıp düşmüş olan kişi. |
| FELETAT: | Lisanın döküntüleri, iradesiz ağızdan çıkan söz veya kelime. * Ansızlık. * Her ayın son geceleri. (Bak: Hey'atin feletâtı) |
| HEY'ATIN FELETÂTI: | Birini taklit eden kimsenin taklitçiliğini gösterip ilân eden sürçmeleri, falsoları. Kemalât-ı ruhiye veya mükemmelliğin iktizası olan umum ahvaldeki fıtrîlik ve müvazeneyi o seviyede olmayanın sun'î taklitteki gayr-ı fıtrîliği. |
| İSKELET: | Fr. Vücudun kemik çatısı. |
| MA'DELETGÜSTER: | f. İnsaflı, adaletli, vicdanlı ve doğru kimse. |
| MA'DELETKÂR: | f. Âdil, adaletli. |
| MA'DELETPERVER: | f. Doğru, insaflı, adaletli ve vicdanlı kimse. |
| MUADELET: | Müsâvilik, denklik. Karşılıklı uygunluk. Eşitlik. |
| MÜMASELET: | Benzeyiş, müşabih olmak. şekilce, suretçe birbirine benzeyiş. |
| MÜŞAKELET: | Şekilde bir olma ve uygunluk, benzeyiş. * Cinsiyet birliği. * Edb: Birinin söylediği bir sözü diğerinin az çok evvelki mânaya zıd olarak kullanması. |
| ZELZELET-ÜS SÂA: | Kıyamet sarsıntısı. Kıyamet kopması ânında meydana gelecek olan çok müthiş zelzele. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| ELETT : | Dişi kökünden çıkıp düşmüş olan kişi. |
| ELEDD : | Sert çarpışan kimse. Metin. * Hakkı kabul etmeyen, inatçı adam. |
| ELÂ : | Arabçada söze başlarken kullanılır. İstiftah harfi tâbir edilir. Beş vecih üzere bulunur: 1 - Tevbih ve tenbih, 2 - İnkâr, 3 - İstifham-ı anin-nefiy, 4 - Arz, 5 - Teşvik ve rağbet ettirme, makamlarında. |