| Kelime | Anlam |
|---|
| ELF: | 1000 Bin sayısının ismi. Bin adet şey vermek ve ünsiyet eylemek (mânâlarına gelir). |
| ELF-İ EVVEL: | Peygamberimizin hicretinden sonra geçen bin yıl. |
| ELF-İ SÂNİ: | İkinci bin. |
| ELFAF: | Lifler. Lif lif. Sarmaş dolaş. Cemaatler, taifeler. |
| ELFAZ: | (Lafz. C.) Lafızlar. Sözler. Lügatlar. |
| ELFAZ-I CEMİLE: | Güzel sözler. |
| ELFİRAK: | Ayrılma, ayrılık sözü. |
| ELFİYE (ELFİYYE): | Edb: Bin beyitli kaside. |
| ELFÜ-ELFİ: | Bin kere bin. |
| İçerisinde 'ELF' geçenler |
|---|
| DÎK-UL ELFAZ: | İfade zorluğu. Gayet ince ve derin ve ruhen hissedilen bazı mânaların ifade edilemeyişi. |
| ELF-İ EVVEL: | Peygamberimizin hicretinden sonra geçen bin yıl. |
| ELF-İ SÂNİ: | İkinci bin. |
| ELFAF: | Lifler. Lif lif. Sarmaş dolaş. * Cemaatler, taifeler. |
| ELFAZ: | (Lafz. C.) Lafızlar. Sözler. Lügatlar. |
| ELFAZ-I CEMİLE: | Güzel sözler. |
| ELFİRAK: | Ayrılma, ayrılık sözü. |
| ELFİYE (ELFİYYE): | Edb: Bin beyitli kaside. |
| ELFÜ-ELFİ: | Bin kere bin. |
| ESSEBEBÜ KELFAİL: | (Essebebü ke-l fâil) Bir işe sebeb olan, o şeyi yapan fâil gibidir (mealinde). (Hizmet-i Kur'âniye ve imâniyenin yapılmasına sebeb olanlar, bu mukaddes hizmeti yapmış gibi mes'ud ve me'cur olurlar, hayırlara, ecir ve sevablara nâil olmak nimet-i uzmasına erişirler.) |
| FELFAK: | Ağaç dibinden çıkan budağın yaprağı. |
| FELFEL: | İri gövdeli, semiz adam. |
| FELFELE: | Yemeğe biber katmak. |
| KELFA: | Yüzünde çiğitli olan kadın. (Müz: Eklef) |
| MELFUF: | Sarılı. Bir mektup veya bir şey içine konulmuş olan. |
| MELFUFAT: | (Melfuf. C.) Zarf içinde veya tezkereye ilişik yazılar. |
| MELFUFEN: | Sarılı olarak. Melfuf olarak. Leffen, ekli olan şey. |
| MELFUHA: | (C: Melâfih) Ana karnındaki erkek çocuk. |
| MELFUZ: | (Lâfız. dan) Telâffuz olunmuş, okunmuş olan. Söylenmiş. * Ağızdan çıkan söz, hece, kelime veya harf. |
| MELFUZÂT: | (Melfuz. C.) Konuşulan şeyler. |
| MÜCEDDİD-İ ELF-İ SÂNİ: | "İkinci bin senesinin müceddidi" demek olan bu tabir, İmam-ı Rabbani Ahmed-i Farukî Hazretlerinin nâmıdır. (Bak: Ahmed-i Farukî) |
| MÜFELFEL: | Biberli. |
| SELF: | Yeri düzeltmek. *Büyük dağarcık. |
| SELFA': | Bahadır. Kahraman ve cesâretli kimse. * Yüzsüz, utanmaz, hayâsız, kötü kadın. * Kuvvetli deve. |
| SELFE: | Ahmak. * Kurt. |
| TELFİ': | Başını örtmek. |
| TELFİF: | Bürünme, sarma, örtme. |
| TELFİK: | Birleştirme, ekleme. İstif. * Bir yere getirip ulaştırmak. |
| TELFİK-İ MEZAHİB: | Dinî bir mes'elede, hak mezheblerin aynı o mes'ele hakkındaki zıd görüşleri cem'etmekle bir mezheb yapmak. Bu zıd görüşlerle amel etmeyi caiz görür. Fukaha ise bu tarzı caiz görmemişlerdir.Tevhid-i mezahib ise: Hak mezheblerin mes'eleleri arasında, tercih yoluyla bazı mes'elelerini alıp bir mezheb yapmaktır. (Sadreddin Yüksel) |
| VELF: | (Velif-Vilâf) Tez tez yelmek. Birbiri ardınca olmak. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| ELF-İ EVVEL : | Peygamberimizin hicretinden sonra geçen bin yıl. |
| ELÂ : | Arabçada söze başlarken kullanılır. İstiftah harfi tâbir edilir. Beş vecih üzere bulunur: 1 - Tevbih ve tenbih, 2 - İnkâr, 3 - İstifham-ı anin-nefiy, 4 - Arz, 5 - Teşvik ve rağbet ettirme, makamlarında. |