Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
ELF: 1000 Bin sayısının ismi. Bin adet şey vermek ve ünsiyet eylemek (mânâlarına gelir).
ELF-İ EVVEL: Peygamberimizin hicretinden sonra geçen bin yıl.
ELF-İ SÂNİ: İkinci bin.
ELFAF: Lifler. Lif lif. Sarmaş dolaş.
Cemaatler, taifeler.
ELFAZ: (Lafz. C.) Lafızlar. Sözler. Lügatlar.
ELFAZ-I CEMİLE: Güzel sözler.
ELFİRAK: Ayrılma, ayrılık sözü.
ELFİYE (ELFİYYE): Edb: Bin beyitli kaside.
ELFÜ-ELFİ: Bin kere bin.
İçerisinde 'ELF' geçenler
DÎK-UL ELFAZ: İfade zorluğu. Gayet ince ve derin ve ruhen hissedilen bazı mânaların ifade edilemeyişi.
ELF-İ EVVEL: Peygamberimizin hicretinden sonra geçen bin yıl.
ELF-İ SÂNİ: İkinci bin.
ELFAF: Lifler. Lif lif. Sarmaş dolaş. * Cemaatler, taifeler.
ELFAZ: (Lafz. C.) Lafızlar. Sözler. Lügatlar.
ELFAZ-I CEMİLE: Güzel sözler.
ELFİRAK: Ayrılma, ayrılık sözü.
ELFİYE (ELFİYYE): Edb: Bin beyitli kaside.
ELFÜ-ELFİ: Bin kere bin.
ESSEBEBÜ KELFAİL: (Essebebü ke-l fâil) Bir işe sebeb olan, o şeyi yapan fâil gibidir (mealinde). (Hizmet-i Kur'âniye ve imâniyenin yapılmasına sebeb olanlar, bu mukaddes hizmeti yapmış gibi mes'ud ve me'cur olurlar, hayırlara, ecir ve sevablara nâil olmak nimet-i uzmasına erişirler.)
FELFAK: Ağaç dibinden çıkan budağın yaprağı.
FELFEL: İri gövdeli, semiz adam.
FELFELE: Yemeğe biber katmak.
KELFA: Yüzünde çiğitli olan kadın. (Müz: Eklef)
MELFUF: Sarılı. Bir mektup veya bir şey içine konulmuş olan.
MELFUFAT: (Melfuf. C.) Zarf içinde veya tezkereye ilişik yazılar.
MELFUFEN: Sarılı olarak. Melfuf olarak. Leffen, ekli olan şey.
MELFUHA: (C: Melâfih) Ana karnındaki erkek çocuk.
MELFUZ: (Lâfız. dan) Telâffuz olunmuş, okunmuş olan. Söylenmiş. * Ağızdan çıkan söz, hece, kelime veya harf.
MELFUZÂT: (Melfuz. C.) Konuşulan şeyler.
MÜCEDDİD-İ ELF-İ SÂNİ: "İkinci bin senesinin müceddidi" demek olan bu tabir, İmam-ı Rabbani Ahmed-i Farukî Hazretlerinin nâmıdır. (Bak: Ahmed-i Farukî)
MÜFELFEL: Biberli.
SELF: Yeri düzeltmek. *Büyük dağarcık.
SELFA': Bahadır. Kahraman ve cesâretli kimse. * Yüzsüz, utanmaz, hayâsız, kötü kadın. * Kuvvetli deve.
SELFE: Ahmak. * Kurt.
TELFİ': Başını örtmek.
TELFİF: Bürünme, sarma, örtme.
TELFİK: Birleştirme, ekleme. İstif. * Bir yere getirip ulaştırmak.
TELFİK-İ MEZAHİB: Dinî bir mes'elede, hak mezheblerin aynı o mes'ele hakkındaki zıd görüşleri cem'etmekle bir mezheb yapmak. Bu zıd görüşlerle amel etmeyi caiz görür. Fukaha ise bu tarzı caiz görmemişlerdir.Tevhid-i mezahib ise: Hak mezheblerin mes'eleleri arasında, tercih yoluyla bazı mes'elelerini alıp bir mezheb yapmaktır. (Sadreddin Yüksel)
VELF: (Velif-Vilâf) Tez tez yelmek. Birbiri ardınca olmak.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
ELF-İ EVVEL : Peygamberimizin hicretinden sonra geçen bin yıl.
ELÂ : Arabçada söze başlarken kullanılır. İstiftah harfi tâbir edilir. Beş vecih üzere bulunur: 1 - Tevbih ve tenbih, 2 - İnkâr, 3 - İstifham-ı anin-nefiy, 4 - Arz, 5 - Teşvik ve rağbet ettirme, makamlarında.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...