| Kelime | Anlam |
|---|
| EMMÂ: | (Şart edâtıdır) "Lâkin, ancak şu kadar var ki" meâlinde. |
| EMMÂ-BA'DÜ: | "Bundan sonra" manasına olup bir başlangıç hitabından sonra söylenir. Buna fasl-ı hitab denir. |
| EMMARE: | Emreden. Zorlayan. Cebreden. |
| İçerisinde 'EMMÂ' geçenler |
|---|
| BEDEL-İ MÜSEMMA: | Huk: Akidde belirlenen bedel. |
| CEMMA: | Boynuzsuz koyun. |
| CEMMAL: | Deveci, deve süren, deve sürücüsü. |
| CEMMAZ: | Hızlı giden. |
| CEMMAZ-SÜVAR: | f. Hızlı giden bineğe binen kimse. |
| DEMMA': | Mütekebbir gönüllü, gururlu kimse. |
| ECEL-İ MÜSEMMA: | f. Muayyen bir zamana kadar, Allah'ın takdir ettiği ölüm. |
| ECR-İ MÜSEMMÂ: | Mukavele ve pazarlıkla kararlaştırılan ücret. |
| EMMÂ-BA'DÜ: | "Bundan sonra" manasına olup bir başlangıç hitabından sonra söylenir. Buna fasl-ı hitab denir. |
| EMMARE: | Emreden. Zorlayan. Cebreden. |
| FE-EMMA: | Buna gelince, kaldı ki. Ammâ... (mânasına asıl söze başlama edâtıdır.) |
| HEMMAME: | Zehirli hayvan. Akrep. |
| HEMMAS: | Yavuz arslan. |
| HEMMAZ: | Koğucu. |
| LEMMA: | (Harf-i cerdendir) Vaktâki, o zaman (mânâsındadır.) İstisna için: "İllâ" yerinde de olur. |
| MEHR-İ MÜSEMMA: | İki tarafın rızası ile nikâh bedeli olarak kararlaştırılan para. |
| MÜDEMMA: | Atın çok kırmızı olanı. * Çok kırmızı nesne. * Üzerinde kan kırmızılığı olan ok. |
| MÜDEMMAG: | Budala, ahmak, salak. |
| MÜLEMMA': | (Lem'. den) Parlak. Revnekdar. * Bulaşmış, sıvanmış. * Karışık dilde söylenmiş manzume. * Renk renk olan. |
| MÜLEMMAAT: | (Mülemma'. C.) Bir kısmı Türkçe, bir kısmı Farsça veya Arapça söylenmiş olan manzumeler. |
| MÜLEMMA'-KÂR: | f. Riyakâr, mürâi. |
| MÜSEMMA: | İsimlendirilen, ad verilmiş olan, bir ismi olan. * Muayyen zaman. Belirli vakit. |
| MÜSEMMA-YI AKDES: | En kudsî isimlerin sahibi olan Cenab-ı Hak. |
| MÜSEMMA-YI MEŞRUTİYET: | Meşrutiyet diye isimlendirilen. |
| NEFS-İ EMMARE: | İnsanın çirkin ve şeytanın teşviklerine itirazsız ve mücahedesiz tâbi olması hâli.(Nefs-i emmârenin istibdad-ı rezilesinden selâmetimiz İslâmiyete istinad iledir. O habl-ül metine temessük iledir. Ve haklı hürriyetten hakkıyla istifade etmek, imandan istimdat iledir. H.)(Bir zaman evliya-yı azimeden; nefs-i emmaresinden kurtulanlardan birkaç zattan, şiddetli mücahede-i nefsiyeler ve nefs-i emmareden şekvalarını gördüm. Çok hayret ediyordum. Hayli zaman sonra, nefs-i emmarenin kendi desaisinden başka, daha şiddetli ve daha ziyade söz dinlemez ve daha ziyade ahlâk-ı seyyieyi idame eden ve heves ve damar ve âsab, tabiat ve hissiyat halitasından çıkan ve nefs-i emmarenin son tahassüngâhı bulunan ve nefs-i emmareyi tezkiyeden sonra onun eski vazife-i seyyiesini gören; ve mücahedeyi, âhir ömre kadar devam ettiren bir mânevi nefs-i emmareyi gördüm. Ve anladım ki, o mübârek zatlar, hakiki nefs-i emmareden değil; belki mecazi bir nefs-i emmareden şekva etmişler. Sonra gördüm ki, İmam-ı Rabbani dahi bu mecazi nefs-i emmareden haber veriyor.Bu ikinci nefs-i emmarede şuursuz kör hissiyat bulunduğu için, akıl ve kalbin sözlerini anlamıyor ve dinlemiyor ki onlarla ıslâh olsun ve kusurunu anlasın. Yalnız tokatlar ve elemler ile nefret edip, veya tam bir fedailikle her hissini maksadına feda etsin. K.L.) |
| NEMMAL: | Koğucu, dedikoducu, münafık. |
| NEMMAM: | (Nemmas) : Koğuculuk ve nemimecilik eden. Dedikoducu. |
| REMMA': | Beyaz tenli kadın. |
| REMMAA: | Oturak yeri. * Çocukların başındaki oynak yer. |
| REMMAH: | Mızrakçı, süngücü. |
| REMMAZ: | (Remz. den) İşaretlerle konuşan. |
| SEMEN-İ MÜSEMMA: | İki tarafın isteğiyle değerlendirilen kıymet. |
| SEMMAK: | Balıkçı. |
| SEMMAN: | Süzme yağ yapan. Hâlis yağ yapan veya satan kişi. |
| ŞEMMAM: | Yeşil, kızıl ve sarı hatları ve güzel kokusu olan küçük bir cins kavun. |
| TEMMAR: | Hurmacı. Hurma satan. |
| ZEMMÂM: | Ayıplayıcı, zemmedici, kötüleyici. |
| ZEMMAR: | Düdük çalan. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| EMMÂ-BA'DÜ : | "Bundan sonra" manasına olup bir başlangıç hitabından sonra söylenir. Buna fasl-ı hitab denir. |
| EMM : | Kasdetmek. |
| EM : | Soru sorma mânasında atıf edatıdır. İstifham elifi mânasına da gelir. "Yahut, belki, yoksa" kelimeleriyle tercüme edilebilir. |