Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
EMT: Yüksek yer. Küçücük tepecikler.
Doldurma.
EMTAR: (Matar. C.) Yağmurlar.
EMTEN: Pek metin, çok dayanıklı, en sağlam, fazlaca muhkem.
EMTİA: (Meta'. C.) Ticaret malları.
EMTİA-İ ECNEBİYE: Yabancı memleket malları.
EMTİA-İ TİCARİYYE: Tüccar malları.
İçerisinde 'EMT' geçenler
ACUZE-İ ŞEMTA: Saçı ağarmış kocakarı.
BÎ-HEMTA: f. Eşsiz. Dengi olmayan. Benzersiz.
EMTAR: (Matar. C.) Yağmurlar.
EMTEN: Pek metin, çok dayanıklı, en sağlam, fazlaca muhkem.
EMTİA: (Meta'. C.) Ticaret malları.
EMTİA-İ ECNEBİYE: Yabancı memleket malları.
EMTİA-İ TİCARİYYE: Tüccar malları.
HEMT: Karıştırmak. Değerini anlamadan almak.
HEMTA: f. Eş denk. Benzer.
KEMTER: f. Aciz. Fakir. İtibarsız. * Başka şeylere göre daha az olan. Pek aşağı. * Noksan, eksik.
KEMTERANE: f. Fakirce. Acizce. Çok küçük nisbette.
KEMTERÎN: f. Pek âciz ve güçsüz. Çok hakir. * En küçük, en âşağı. Pek çok noksan veya eksik.
MELEK-ÜL EMTÂR: Yağmurla vazifeli olan melek.
MEMTUL: Çekiçle döğülerek işlenmiş.
MEMTUR: Üzerine yağmur yağmış. Yağmur yağarak ıslanmış.
MÜSTEMTİ': Temettü' eden, faydalanan, menfaatlenen.
NA-HEMTA: f. Denk ve eşit olmayan. Müsavi olmayan.
SEMT: Yön, taraf, cihet. * Koz: Açıklık.
SEMT: Paklık, nezâfet, temizlik.
ŞEMTA: Saçı ağarmış kadın. Kocakarı, acuze. * Akı karasına karışmış saç.
ŞEMTİT: Perakende, dağınık, müteferrik.
TEHEMTEN: f. İri vücutlu, boylu boslu yiğit.
TEMTİ': Faydalandırma, kâr ettirme.
TEMTİT: "Ekber" derken bir elif fazlalaştırıp "ekbâr" demek. * Med edip çekmek.
TENEZZÜL-Ü EMTAR: Yağmur yağması. Yağmur katrelerinin inişi.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
EMTAR : (Matar. C.) Yağmurlar.
EM : Soru sorma mânasında atıf edatıdır. İstifham elifi mânasına da gelir. "Yahut, belki, yoksa" kelimeleriyle tercüme edilebilir.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...