| Kelime | Anlam |
|---|
| ENİN: | Acı ve sızıdan inleyiş. |
| ENİNDÂR: | f. İnleyen, enin eden. |
| İçerisinde 'ENİN' geçenler |
|---|
| AH U ENİN: | Ah deyip inlemek, ağlamak. Ah u fizâr da aynı mânayı ifâde eder. |
| AHENİN: | Demirden yapılmış, çok kuvvetli, pek sağlam. |
| BEND-İ ÂHENİN: | Demir bağ. Demirden mânia. |
| BENÎN: | (İbn. C.) Oğullar, erkek çocuklar. * Akıllı, temkinli, tedbirli kimse. |
| CENİN: | (Cenne. den) Ana karnındaki harekete başlıyan çocuk. * Gizli ve mestur, saklı olan şey. |
| ENİNDÂR: | f. İnleyen, enin eden. |
| ERZENÎN: | f. Darı ekmeği. |
| FENÎN: | Erkek deve. |
| HARARET-İ GARİZİYYENİN İLTİHABI ZAMANI: | İnsanda şehvanî ve nefsanî hislerin galeyanda olduğu devresi. |
| HENÎN: | Ağlamak. |
| HARARET-İ GARİZİYYENİN İLTİHAB: | İnsanda şehvanî ve nefsanî hislerin galeyanda olduğu devresi. |
| ISKAT-I CENİN: | Kadının çocuk düşürmesi. |
| KABA-YI ÂHENİN: | Demirden yapılmış elbise. Zırh. |
| KALB-İ ÂHENİN: | Demir gibi metin ve sağlam olan kalb. |
| KENİN: | Örtülü, gizli, mahfuz. |
| MENİN: | Toz. * Zayıf kişi. * Zayıf ip. |
| MİSMAR-I ÂHENİN: | Demir kazık. |
| NAZENİN: | f. İnce, nazlı, zayıf, lâtif, hoş eda olan, nazlı yetişmiş, şımarık. Oynak. Nazik endamlı |
| RENİN: | Bağırma, haykırma. * İnleme, inilti. |
| SEDD-İ ÂHENİN: | Demirden yapılan set. |
| SENİN: | Taşı kazıyıp yonttuklarında dökülen parçaları. |
| SENİNE: | (C.: Senayin) Kumdan tepe. |
| ZENİN: | Sümük. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| ENİNDÂR : | f. İnleyen, enin eden. |
| ENİD : | Ham. * Henüz olmamış çığ nesne. * Değişik olmak. |
| ENA : | Ermek, idrak. * Saat. |