Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| ENDAZ: | f. Atan, atmış, atıcı mânasında birleşik kelimeler yapılır. Meselâ: Dehşet-endaz $ : Dehşet verici, korkutucu. |
| ENDAZE: | f. Ölçü, mikyas. Arşının bez, basma vesâire ölçmeğe mahsus küçük cinsi. (60 cm.dir) Tahmin, takdir. Derece, mertebe. Mc: Hesap. |
| İçerisinde 'ENDAZ' geçenler | |
| AB-ENDAZ: | Su mühendisi. |
| AKS-ENDAZ: | f. Çarpıp duran. |
| BER-ENDAZ: | f. Bir yana atan. Yukarı kaldırıp atan. |
| BERK-ENDAZ: | f. Parlayıcı, parıldayıcı.BERKENDE : f. Koparılmış, sökülmüş, kökünden çıkarılıp atılmış. |
| ENDAZE: | f. Ölçü, mikyas. * Arşının bez, basma vesâire ölçmeğe mahsus küçük cinsi. (60 cm.dir) * Tahmin, takdir. * Derece, mertebe. * Mc: Hesap. |
| ÇEP-ENDAZ: | f. Hileci,hilekâr, hile yapan kişi. |
| HANEBERENDAZ: | (Hâne ber-endaz) f. Ev yıkıcı. |
| HARF-ENDAZ: | Söz atan; dokunaklı, haysiyete ilişen söz söyleyen. |
| HATVE-ENDAZ: | f. Adım atan. |
| HATVE-ENDAZÎ: | f. Adım atıcılık. |
| KADİR-ENDAZ: | f. İyi ok atan ve attığı her oku hedefe isâbet ettiren kimse. |
| LENGER-ENDAZ: | f. Lenger atan, demir atan. Demir atmış olan gemi. |
| NA'RE-ENDÂZ: | f. Nâra atan. Yüksek sesle uzun uzun bağıran. |
| NAVEK-ENDAZ: | f. Okçu. Ok atıcı. |
| NAZAR-ENDAZ: | f. Göz atmak. Göz atan, bakan, nazar eden. |
| NİGEH-ENDÂZ: | f. Bakan, bakıcı, bakıveren. |
| PAY-ENDAZ: | f. Ayak atan, ayak atmış. * Büyük kişilerin geçecek olduğu yerlere serilen halı gibi şeyler. * Duvar ve möbleleri kaplamada kullanılan bir cins kumaş. |
| PERDEBER-ENDAZ: | f. Perdeyi kaldırıp atan. * Utanmayı bırakan, sıkılmayan, utanmayan, hayâsız. |
| PERTEV-ENDÂZ: | Işıklandıran, ziyâ veren, nurlandıran. |
| RA'DENDAZ: | (Ra'd-endaz) f. Gürleyen, gürleyici. Gök gürültüsü gibi gürleyen. |
| REŞK-ENDÂZ: | f. İmrendirici, gıpta ettirici. Kıskandırıcı. |
| SAYE-ENDAZ: | f. Gölge salan. * Mc: Koruyuculuk eden, himâyecilik yapan. |
| SENG-ENDAZ: | f. Taş atan. Dokunaklı söz söyleyen. |
| SENKENDAZ: | Eski kalelerde kale dibine sokulan düşmana yukarıdan ağır taşlar vesaire atmak için altı açık cumba gibi çıkmalara verilen addır. Kale kapılarını müdafaa için üst taraflarına da böyle senkendazlar yapılırdı. (O.T.D.S.) |
| SER-ENDAZ: | (C.: Ser-endazân) f. Çekinmez, pervasız, korkusuz. |
| SİLAHENDAZ: | Silah atan. * Tüfekli piyade neferi, harp gemilerinde gemicilik ile mükellef olmayıp silah taşıyan bahriye askerleri. |
| TANİN-ENDÂZ: | f. Çınlayan, tınlayan. |
| TARH-ENDAZ: | f. Temel atan. Düzenleyen, tertib eden. |
| TİRENDAZ: | f. Ok atan, okçu. |
| TÜFENG-ENDÂZ: | f. Tüfek kullanan. |
| VELVELE-ENDÂZ: | f. Gürültü patırtı eden. Gürültücü. |
| ZUDENDAZ: | (Zud-endâz) f. Akla geldiği şekilde, düşünülmeden söylenen söz. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| ENDAZE : | f. Ölçü, mikyas. * Arşının bez, basma vesâire ölçmeğe mahsus küçük cinsi. (60 cm.dir) * Tahmin, takdir. * Derece, mertebe. * Mc: Hesap. |
| ENDA' : | Yüksek, yüce, âlâ. * (Nedâ. C.) Nedâlar, çiğler, şebnemler. |
| ENA : | Ermek, idrak. * Saat. |