| Kelime | Anlam |
|---|
| ERİD: | Besili, semiz. |
| İçerisinde 'ERİD' geçenler |
|---|
| AFERİDE: | (C: Aferidegân) f. Yaratılmış, mahluk. |
| BERİD: | Postacı. Haberci. Elçi. * Sürücü. * Dört fersah mesâfe. |
| BERİD-İ FELEK: | Satürn (Zühal) gezegeni. |
| CERİD: | (C.: Cerâyid) Hurma budağı. * Yaprağı dökülmüş olan hurma ağacı. |
| CERİD(E): | Çorak ve verimsiz yer. |
| CERİDE: | f. Yalnız, tenhâ. |
| CERİDE: | Gazete. * Resmi dâirenin büyük hesablarının kaydedildiği defter. |
| CERİDE-İ HAVÂDİS: | 1840'da Çörçil ismindeki bir İngiliz tarafından çıkarılan ilk hususî gazete. |
| DERİDE: | f. Yırtık, yırtılmış. |
| DİN-İ FERİD: | Tek ve benzersiz olan hak din. İslâm dini.(Bernard Shaw demiş: "Din-i Muhammedî'nin (A.S.M.) en yüksek makam-ı takdire çıkmasının sebebi: Gayet acib ve sağlam bir hayatı te'min etmesidir. Bana açılan budur ki: O din; tek, yektâ, emsalsiz bir din-i ferid olup, bütün muhtelif ayrı ayrı hayatın etvarlarını ve çeşitlerini hazmettiriyor. Yâni: Islah ve istihale tarzında tasfiye ve terakki ettiriyor. Hem Muhammed'in (A.S.M.) dini öyle bir dindir ki, insanın ayrı ayrı bütün milletlerini kendine celbedebilir. Ben görüyorum ve itikad ediyorum ki: Beşere vâcibdir ki desin: "Muhammed (A.S.M.) insaniyetin halâskârıdır. Ve halâskârlık namı, O'na verilmek lâzımdır." M.) |
| EV'İYE-İ VERİDİYYE: | Tıb: Siyah kan damarları. |
| FERD-İ ÂFERÎDE: | Hiç kimse. |
| FERD-İ FERÎD: | Benzeri daha hiç gelmemiş. * Hz. Muhammed (A.S.M.) * Asrın en yüksek ve en değerli Zâtı. Asırda bir gelen büyük veli. |
| FERİD(E): | Benzeri pek nâdir bulunan. Benzeri bulunmayan, yektâ. * Doğrudan doğruya Kur'andan ders alıp ders veren ve kuvve-i kudsiye sahibi olan Evliyaullah. Yalnız ve münferid. * Zamanında eşine rastlanmıyan. Akran ve emsali yok. * Dizilmiş inci. * Bir tane, nefis ve müntehab kıymetli cevher. * Kendi reyi ile hareket eden mağrur kimse. |
| FERİD-ÜL-ASR: | Asrın bir tanesi, zamanın eşsizi. |
| FERİD-İ TE'LİF: | Edb: Bir cümledeki tertibin mâna çıkmayacak derecede karışık oluşu. |
| FERÎD: | f. Katılaşmış şey, donmuş nesne. * Avcı kuş. |
| FERİDE: | f. Kendi ihtiyariyle hareket eden, gururlu, kibirli kimse. |
| ÇEŞM-DERİDE: | f. Sıkılmaz, utanmaz, arsız. |
| HABL-ÜL VERİD: | Şah damarı. Atar damar. |
| HABS-İ MÜNFERİD: | Tek başına olan hapis. Hapishanede bir kişilik hücre. * Ehl-i dalâlet için olan ölüm ve kabir. |
| MERÎD: | Katı, yoğun. Güçlü, kuvvetli kimse. * Süt içinde ıslatılıp yumuşatılan hurma. * Baş kaldıran. Sadece fesadlık çıkaran. İnatçı. Şerli. Haddini aşmakta, azgınlıkta ve günahkârlıkta çok ileri gitmiş olan. |
| MERİDYEN: | (Bak: Hatt-ı nısf-un nehar) |
| MÜNFERİD: | (Münferit) Tek başına, tek, yalnız, kendi başına. * Hapishânede tek kişilik hücre. |
| MÜNFERİDEN: | Tek tek, yalnız olarak, ayrı ayrı, birer birer. |
| NA-DERİDE: | f. Delinmemiş, delik açılmamış. |
| PERİDE: | f. Uçmuş. *Solmuş, soluk. |
| PERİDERENG: | f. Rengi uçmuş, solmuş. |
| SERİD: | Yağla ıslanmış ekmek. (Terid derler.) |
| ŞERİDE: | Kavun dilimi. |
| TERİD: | Yağla ıslanmış ekmek. |
| VERİD: | Siyah kan damarı. Toplar damar. Boyun damarı. * Kırmızı gül. (Bak: Evride) |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| ERİC : | Güzel koku. Misk, anber ve ıtır gibi hoş ve lâtif olan şeylerin kokusu. |
| ER : | f. Eğer, şâyet, ise, olsa, olur ise... mânalarına gelir. |