Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
ERİD: Besili, semiz.
İçerisinde 'ERİD' geçenler
AFERİDE: (C: Aferidegân) f. Yaratılmış, mahluk.
BERİD: Postacı. Haberci. Elçi. * Sürücü. * Dört fersah mesâfe.
BERİD-İ FELEK: Satürn (Zühal) gezegeni.
CERİD: (C.: Cerâyid) Hurma budağı. * Yaprağı dökülmüş olan hurma ağacı.
CERİD(E): Çorak ve verimsiz yer.
CERİDE: f. Yalnız, tenhâ.
CERİDE: Gazete. * Resmi dâirenin büyük hesablarının kaydedildiği defter.
CERİDE-İ HAVÂDİS: 1840'da Çörçil ismindeki bir İngiliz tarafından çıkarılan ilk hususî gazete.
DERİDE: f. Yırtık, yırtılmış.
DİN-İ FERİD: Tek ve benzersiz olan hak din. İslâm dini.(Bernard Shaw demiş: "Din-i Muhammedî'nin (A.S.M.) en yüksek makam-ı takdire çıkmasının sebebi: Gayet acib ve sağlam bir hayatı te'min etmesidir. Bana açılan budur ki: O din; tek, yektâ, emsalsiz bir din-i ferid olup, bütün muhtelif ayrı ayrı hayatın etvarlarını ve çeşitlerini hazmettiriyor. Yâni: Islah ve istihale tarzında tasfiye ve terakki ettiriyor. Hem Muhammed'in (A.S.M.) dini öyle bir dindir ki, insanın ayrı ayrı bütün milletlerini kendine celbedebilir. Ben görüyorum ve itikad ediyorum ki: Beşere vâcibdir ki desin: "Muhammed (A.S.M.) insaniyetin halâskârıdır. Ve halâskârlık namı, O'na verilmek lâzımdır." M.)
EV'İYE-İ VERİDİYYE: Tıb: Siyah kan damarları.
FERD-İ ÂFERÎDE: Hiç kimse.
FERD-İ FERÎD: Benzeri daha hiç gelmemiş. * Hz. Muhammed (A.S.M.) * Asrın en yüksek ve en değerli Zâtı. Asırda bir gelen büyük veli.
FERİD(E): Benzeri pek nâdir bulunan. Benzeri bulunmayan, yektâ. * Doğrudan doğruya Kur'andan ders alıp ders veren ve kuvve-i kudsiye sahibi olan Evliyaullah. Yalnız ve münferid. * Zamanında eşine rastlanmıyan. Akran ve emsali yok. * Dizilmiş inci. * Bir tane, nefis ve müntehab kıymetli cevher. * Kendi reyi ile hareket eden mağrur kimse.
FERİD-ÜL-ASR: Asrın bir tanesi, zamanın eşsizi.
FERİD-İ TE'LİF: Edb: Bir cümledeki tertibin mâna çıkmayacak derecede karışık oluşu.
FERÎD: f. Katılaşmış şey, donmuş nesne. * Avcı kuş.
FERİDE: f. Kendi ihtiyariyle hareket eden, gururlu, kibirli kimse.
ÇEŞM-DERİDE: f. Sıkılmaz, utanmaz, arsız.
HABL-ÜL VERİD: Şah damarı. Atar damar.
HABS-İ MÜNFERİD: Tek başına olan hapis. Hapishanede bir kişilik hücre. * Ehl-i dalâlet için olan ölüm ve kabir.
MERÎD: Katı, yoğun. Güçlü, kuvvetli kimse. * Süt içinde ıslatılıp yumuşatılan hurma. * Baş kaldıran. Sadece fesadlık çıkaran. İnatçı. Şerli. Haddini aşmakta, azgınlıkta ve günahkârlıkta çok ileri gitmiş olan.
MERİDYEN: (Bak: Hatt-ı nısf-un nehar)
MÜNFERİD: (Münferit) Tek başına, tek, yalnız, kendi başına. * Hapishânede tek kişilik hücre.
MÜNFERİDEN: Tek tek, yalnız olarak, ayrı ayrı, birer birer.
NA-DERİDE: f. Delinmemiş, delik açılmamış.
PERİDE: f. Uçmuş. *Solmuş, soluk.
PERİDERENG: f. Rengi uçmuş, solmuş.
SERİD: Yağla ıslanmış ekmek. (Terid derler.)
ŞERİDE: Kavun dilimi.
TERİD: Yağla ıslanmış ekmek.
VERİD: Siyah kan damarı. Toplar damar. Boyun damarı. * Kırmızı gül. (Bak: Evride)
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
ERİC : Güzel koku. Misk, anber ve ıtır gibi hoş ve lâtif olan şeylerin kokusu.
ER : f. Eğer, şâyet, ise, olsa, olur ise... mânalarına gelir.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...