Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
EREN: t. Yetişen. Ermiş. Veli.
EREN: Sevinmek, sürur.
ERENDAN: f. "Hâşâ" mânasına inkâr ifade eden bir kelimedir.
ERENDİZ: Müşteri gezegeni. Jüpiter yıldızı.
İçerisinde 'EREN' geçenler
AHU-ÇERENDE: f. Otlıyan ceylan.
BERENCEN: f. Kadın bileziği.
BEREND: f. Nakışı olmayan ipek kumaş. * Keskin olan hançer, kılıç, pala v.b. âletler. * Kılıcın suyu.
BERENDAHTE: f. Yükseğe çıkarılmış, üste çıkarılmış. Yükseğe kaldırılmış.
CERENFEŞ: Yanları etli ve büyük olan kişi.
CERENG: f. Kılıç veya topuzun çarpmasından çıkan ses. Zil veya çan sesi.
DEREN: Kir, vesah.
DERENDE: f. Yırtan, yırtıcı.
ERENDAN: f. "Hâşâ" mânasına inkâr ifade eden bir kelimedir.
ERENDİZ: Müşteri gezegeni. Jüpiter yıldızı.
FERENGÎS: f. Zühre yıldızı, Venüs gezegeni, çoban yıldızı.
HANEBERENDAZ: (Hâne ber-endaz) f. Ev yıkıcı.
HATT-I ZERENDUD: Altunla yazılmış celi yazılar.
KEDERENGİZ: f. Üzüntü, keder ve sıkıntı meydana getiren.
LALERENK: f. Lâle renginde olan. Lâle renkli. Pembe.
MÂDERENDER: f. Üvey ana.
MUZAFFEREN: Muzaffer olarak. Üstün gelerek, muvaffak olarak, galip olarak.
MÜKERREREN: Mükerrer olarak. Tekrar be tekrar.
MÜTERENNİH: Sarhoşluktan veya başka bir sebepten dolayı sallana sallana yürüyen.
MÜTERENNİM: (Renim. den) Terennüm eden, güzel sesle şarkı söyleyen. Güzel güzel konuşan.
MÜTERENNİMÂNE: f. Güzel sesle şarkı söyler gibi.
MÜTERENNİMÎN: (Müterennim. C.) Güzel sesle yavaş yavaş şarkı söyliyenler.
PEREND-AVER: f. Çok keskin kılınç, pala veya hançer.
PERENDE: f. Uçan, uçucu. * Av kuşu. * Çark gibi dönerek atılan takla.
PERENDEBÂZ: f. Takla atan kimse. Cambaz.
PERENDEK: f. Küçük tepe.
PERENDİN: f. İpek elbise, ipek kumaş veya ipek mendil.
PERENDUN: f. Evvelki gece.
PERENDUŞ: f. Dün gece.
PERENDUŞİNE: f. Dün geceki şey.
PERENDVAR: f. Evvelki gece.
PERENG: f. Suyu iyi verilmiş kılınç.
PERİDERENG: f. Rengi uçmuş, solmuş.
PERVERENDE: f. Besleyen, büyüten. Besleyici, büyütücü. * Terbiye edici, yetiştirici.
PERENDUŞ: f. Dün gece.
PERENDUŞİNE: f. Dün geceki şey.
SERENCAM: f. Başa gelen, baştan geçen ibretli hadise. * Bir işin sonu. * Vak'a.
SERENDÎ: Katı, şiddetli, şedid. (Müe: Serendât)
SERENDİB: (Hintçe) Hindistan'ın güneyindeki Seylân adasının ismi.
ŞERENG: f. Zehir.
ŞERENG: f. Zehir.
TERENNÜH: (C.: Terennühât) Sarhoşluktan veya başka bir sebepten dolayı sendeliyerek yürüme.
TERENNÜM: Güzel güzel anlatma. * Yavaş ve güzel sesle şarkı söyleme. * Ötmek. Musikîleşmek.
TERENNÜMÂT: (Terennüm. C.) Terennümler. Güzel güzel anlatmalar. * Şarkı söylemeler. Ötmeler, musikîler.
TERENNÜMSÂZ: f. Terennüm eden, şarkı söyleyen.
VERENTEL: şiddet, mihnet.
ZERENDUD: (Ze-endud) f. Altın yaldızlı.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
ERENDAN : f. "Hâşâ" mânasına inkâr ifade eden bir kelimedir.
EREB : Hâcet, ihtiyaç. San'at.
ER : f. Eğer, şâyet, ise, olsa, olur ise... mânalarına gelir.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...