Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
ERES: Çiftçilik, çiftçi olma.
İçerisinde 'ERES' geçenler
AFTAB-PEREST: f. Nilüfer çiçeği. * Güneşe tapan kimse. * Ayçiçeği.
ATEŞ-PEREST: Ateşe tapan. Mecusi, müşrik.
AVAM-PERESTANE: f. Avam kimselere yakışır şekilde. * Şiddetli halk taraftarı olan birine yakışır sûrette.
AZERPEREST: Ateşe tapan, mecûsi.
ATEŞ-PEREST: Ateşe tapan. Mecusi, müşrik.
BAKAR-PEREST: f. Öküzü mâbut yapan. Öküz ve emsalini put yapıp ona ibâdet eden sapkınlar. Ehl-i dalâlet.
BALİN-PEREST: Hizmetçi, hâdim, hademe. * Tenbel, uykucu.
BERESTÛK: Kırlangıç denilen deniz balığı.
BUY-PEREST: f. Av köpeği.
BÜTPEREST: f. Putu mâbut ittihaz eden. Heykellere ibâdet eden. (Bak: Putperest)
CERES: Çan. * Zindan, hapis yeri. * Hayvanın boynuna asılan çıngırak.
CERES-DAR: f. Çıngırak taşıyan, çıngıraklı.
DERES: Nişanın belirsiz olması. * Kaftanın eskimesi. * Evin köhne olması.
DÜNYAPEREST: f. Dünyaya tapacak derecede ehemmiyet verip âhiretini düşünmeyen. Maddiyatı çok seven.
EİMME-İ VERESE: Vâris olan imamlar. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın mânevi vârisi olan büyük zâtlar, mürşidler, imamlar.
ENTERESAN: Fr. Alâka çekici, dikkate lâyık, nazarı celbedici. Câlib-i dikkat.
ESBABPEREST: Allah'ı unutarak sebeblere haddinden ziyade değer veren. Her şeyi bir sebebe bağlayıp, Allah'ın fâil ve her şeyin hâkimi olduğunu inkâr eden veya ona kıymet vermek istemeyen.(Arkadaş! Esbab ve vesaiti, insan, kucağına alıp yapışırsa, zillet ve hakarete sebep olur. Meselâ kelb, bütün hayvanlar içerisinde birkaç sıfat-ı hasene ile muttasıftır ve o sıfatlar ile iştihar etmiştir. Hatta sadâkat ve vefâdarlığı darb-ı mesel olmuştur. Bu güzel ahlâkına binâen, insanlar arasında kendisine, mübarek bir hayvan nazarıyla bakılmağa lâyık iken, maalesef insanlar arasında mübarekiyet değil necis-ül-ayn addedilmiştir.Tavuk, inek, kedi gibi sair hayvanlarda, insanların onlara yaptıkları ihsanlara karşı şükran hissi olmadığı halde, insanlarca aziz ve mübarek addedilmektedirler. Bunun esbabı ise, kelpte hırs marazı fazla olduğundan esbab-ı zâhiriyeye öyle bir derece ihtimam ile yapışır ki; Mün'im-i Hakiki'den bütün bütün gafletine sebep olur. Binaenaleyh, vasıtayı müessir bilerek Müessir-i Hakiki'den yaptığı gaflete ceza olarak necis hükmünü almıştır ki tâhir olsun. Çünki hükümler, hadler, günahları afveder; ve beyn-en-nas tahkir darbesini, gaflete keffâret olarak yemiştir.Öteki hayvanlar ise vesaiti bilmiyorlar ve esbaba o kadar kıymet vermiyorlar. Meselâ, kedi seni sever, tazarru' eder (senden ihsanı alıncaya kadar). İhsanı aldıktan sonra öyle bir tavır alır ki; sanki aranızda muârefe yokmuş ve kendilerinde, sana karşı şükran hissi de yoktur. Ancak Mün'im-i Hakiki'ye şükran hisleri vardır. Çünki, fıtratları Sânii bilir ve lisan-ı halleriyle ibadetini yaparlar. Şuur olsun olmasın...Evet kedinin "mır! mır! ları "Yâ Rahim! Yâ Rahim! Yâ Rahim!" dir. M.N.)
ESNAMPEREST: Puta tapan, putperest.
FERES: At, kısrak.
ÇERES: f. Zindan, hapishane. * Zulüm, işkence. * Mer'a, otlak. * Üzüm teknesi.
GARAİBPEREST: f. Garib, tuhaf şeylere çok düşkün olan ve çok seven.
HAKİKAT-PEREST: f. Hakkı ve hakikatı seven, hakikata inanan. Dürüst, hakikat âşığı.
HAK-PEREST: f. Doğruluktan ayrılmayan, doğruluğu ciddi ve samimi seven. Hakka iman eden ve hak üzere âmil olan.(Fenn-i âdâb ve ilm-i münazaranın üleması mabeynindeki hakperestlik ve insaf düsturu olan şu: "Eğer bir mes'elenin münazarasında kendi sözünün haklı çıktığına taraftar olup ve kendi haklı çıktığına sevinse; ve hasmının haksız ve yanlış olduğuna memnun olsa, insafsızdır." Hem zarar eder. Çünki: Haklı çıktığı vakit o münazarada bilmediği bir şeyi öğrenmiyor; belki gurur ihtimali ile zarar edebilir. Eğer hak hasmının elinde çıksa; zararsız, bilmediği bir mes'eleyi öğrenip, menfaattar olur; nefsin gururundan kurtulur. Demek insaflı hakperest, hakkın hatırı için nefsin hatırını kırıyor. Hasmının elinde hakkı görse, yine rıza ile kabul edip, taraftar çıkar; memnun olur. L.)
HAYAL-PEREST: f. Hayalî şeylerle çok uğraşan. Çok hayal kuran. Dalgın. Olmayacak şeylerle avunan.
HAYAL-PERESTLİK: Kelâmda hakikatı rencide edecek şekilde lüzumsuz hayallere yer vermek.
HEVAPEREST: f. Sadece gayr-ı meşru lezzet ve hevesinin peşinde. Cenab-ı Hakk'ı, dinin emirlerini unutmuş, nefsine şiddetle muhabbet eden. Nefsine tapınır derecede Haktan gafil.
HODPEREST: f. Mağrur. Kendini çok beğenen. Kibirli.
HUDAPEREST: Allah'a ibadet eden. Dindar.
İKBALPEREST: f. Bir mevki ve makam için hırslı olan. İkbale çok hırs duyan.
KAFİYEPERESTLİK: Kafiye için safiyeyi feda edecek derecede kafiyeye ehemmiyet vermek. Birinci derecede kafiyeyi düşünüp, mânayı arka plana atmak.
LERZERESAN: f. Titreme veren, titreten.
MACERAPEREST: f. Maceracı. Macera meraklısı.
MALPEREST: f. Malı, mülkü ve parayı çok seven. Mala düşkün olan.
MENFAATPEREST: f. Yaptığı işin sadece faydasını düşünen. Sadece nefsine ait kârları, faydaları düşünerek çalışan. Allah rızasını esas gaye yapmayan kimse.
MERESE: (C: Mires-Emrâs) İp.
MEY-PEREST: (C: Meyperestân) f. Devamlı şarap içen.
MÜTERESSİB: (Rüsub. dan) Dibe çöken, tortulanan.
MÜTERESSİM: (Resm. den) Teressüm eden, resmeyliyen.
NEFAİS-PEREST: f. Nefis şeyleri beğenenen, güzel şeyleri seven.
NEFİS-PEREST: Şeriat kanunlarına aykırı olarak, ahlâk kaidesini tanımadan nefsinin isteklerine uyan. Nefsine taparcasına düşkün olan.
NE-ŞEBPERESTEM: Karanlık ve zulümatı seven ve isteyen değilim.
NÜCUM-PEREST: f. Yıldıza tapanlar.
PEREST: (C.: Perestân) f. Tapan, tapınan, taparcasına seven.
PERESTAN: (Perest. C.) f. Tapanlar, tapınanlar, taparcasına sevenler.
PERESTAN: f. Ocak, fırın.
PERESTAR: (C.: Perestarân) f. Hizmetçi. * Kul. * Tapan, tapıcı. * Dalkavuk.
PERESTAR-I HAYÂL: Şâir, ozan.
PERESTARÂN: (Perestar. C.) f. Kullar, köleler. * Hizmetçiler. * Dalkavuklar, yaltakçılık yapanlar. * Tapanlar, tapıcılar.
PERESTARÎ: f. Hizmetçilik. * Kulluk. * Tapıcılık. * Dalkavukluk.
PERESTİDE: f. Sevgili, mahbub, sevilen.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
EREB : Hâcet, ihtiyaç. San'at.
ER : f. Eğer, şâyet, ise, olsa, olur ise... mânalarına gelir.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...