Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
ERHA: (Rehâ. C.) El değirmenleri.
ERHAB: Vâsi, geniş, açık.
ERHAM: (Rahim. C.) Döl yatakları, rahimler.
Yakın hısımlar, akrabalar.
ERHAM: En rahim, en merhametli, en çok şefkatli.
ERHAM-ÜR RÂHİMÎN: Merhametlilerin en merhametlisi.
Allah'ın (C.C.) sıfatlarındandır.
ERHAM: Başı beyaz olan at.
ERHAS: (Rahis. den) Pek ucuz.
İçerisinde 'ERHA' geçenler
BERHABE: Minder. Döşek, yatak. * Aynı döşek veya yatakda beraber yatılan kimse.
BERHÂNE: f. Eskiyip harap olmuş konak.
BERHAST(E): f. Ayaklanmış, kalkmış.
BERHAVA: (Berhevâ) f. Boş, faydasız. * Havaya uçurulmuş. Havaya gitmiş.
BERHAY: Yaramaz, haylaz.
BERHAYAT: f. Yaşayan. Hayat üzere olan.
CÂLİB-İ MERHAMET: Merhamet çeken.
CERHA: Yaralı, yaralanmış.
DERHAL: f. şimdi, hemen, bu anda, vakit kaybetmeden.
ERHAB: Vâsi, geniş, açık.
ERHAM: (Rahim. C.) Döl yatakları, rahimler. * Yakın hısımlar, akrabalar.
ERHAM: En rahim, en merhametli, en çok şefkatli.
ERHAM-ÜR RÂHİMÎN: Merhametlilerin en merhametlisi. * Allah'ın (C.C.) sıfatlarındandır.
ERHAM: Başı beyaz olan at.
ERHAS: (Rahis. den) Pek ucuz.
FERHAL: f. Karışık ve kıvırcık olmayan uzun saç.
FERHAN: (C.: Ferâhî) Ferahlı. Sevinçli. Şâdan. Mesrur.
FERHAŞ: f. Kavga, savaş, muharebe, dövüş.
FERHAT: Rahatlık. Sevinç. Meserret. Sürur.
FERHAŞ: f. Kavga, savaş, muharebe, dövüş.
KÂN-I MERHAMET: Merhamet kaynağı.
MEHTERHANE: f. Tar: Zurna, nakkare, nefir, zil, davul ve kösden kurulu askeri mızıka takımı.
MERHA: Gözüne sürme çekmeyi âdet edinmeyen kadın.
MERHA: (C: Merâhi) Değirmen yeri.
MERHABA: Şâdlık, neşeli oluş. * Genişlik, vüs'at. * Müslümanlar arasında bir nevi selâmlaşma kelimesi olup, "rahat olunuz, serbest olun, hoş geldiniz" mânasında söylenir. * Nazımda medholunan kimseye hitâb olarak kullanılır.
MERHALE: (Rihlet. den) Menzil. Konak. * İki konak arası mesafe. * Bir günlük yol. * Derece, kademe.
MERHALENİŞİN: f. Seyyah, yolcu, turist.
MERHAMET: (Rahm. den) Acımak, şefkat göstermek. Korumak, iyilik etmek. Biçârelere yardımda bulunmak. Esirgemek.
MERHAMETBAHŞ: f. Merhamet eden. Merhametli.
MERHAMETEN: Acıyarak, merhamet ederek.
MERHAMETGÜSTER: f. Merhametli, merhamet edip acıyan.
MERHAMETPENAH: f. Merhametli.
MERHAMETPERVER: f. Merhametli, esirgeyici, acıyan.
MERHAMETPERVERÎ: f. Merhametlilik, esirgeyicilik.
MERHAMETPERVERANE: f. Acıma ve şefkat ile, esirgeyip acımak suretiyle.
MERHAMETŞİAR: f. Çok merhametli.
MERHAMETŞİARÎ: f. Merhametlilik, merhametli oluş.
MERHAZ: (C: Merâhiz) Don yıkayacak yer. * Abdest alacak yer.
MÜSTERHAM: İstirham olunmuş, niyaz olunmuş, yalvarılmış bulunan.
MERHALENİŞİN: f. Seyyah, yolcu, turist.
MERHAMETBAHŞ: f. Merhamet eden. Merhametli.
MERHAMETŞİAR: f. Çok merhametli.
MERHAMETŞİARÎ: f. Merhametlilik, merhametli oluş.
MERHAMET-DİSAR: Çok merhametli, acıma hissi fazla olan.
PADERHAVA: (Pâ-der-hava) f. Ayağı havada. * Mc: Temelsiz, çürük.
PERHAŞ: f. Savaş, harb, muharebe, cidâl, ceng. Kavga.
PERHAŞCU(Y): f. Muharib, savaşçı. Kavgacı.
PERHAŞ: f. Savaş, harb, muharebe, cidâl, ceng. Kavga.
SERHAD: Hudut başı. İki devlet toprağının birleştiği sınır.
SERHADLÛ: Hudut boylarını bekleyen, hudutlardaki kalelerde vazife gören askerler.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
ERHAB : Vâsi, geniş, açık.
ER : f. Eğer, şâyet, ise, olsa, olur ise... mânalarına gelir.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...