| Kelime | Anlam |
|---|
| ERRE: | f. Tahta kesecek dişli âlet, bıçkı. (Küçüğüne verilen testere ismi bundan gelir.) |
| ERRE-HÂNE: | f. Bıçkı yeri, hızar. |
| ERRE-KEŞ: | f. Bıçkıcı. |
| ERREZZAK: | Bütün rızıkları ve faydalanacak şeyleri yaratan ve ihsan eden Allah (C.C.) |
| İçerisinde 'ERRE' geçenler |
|---|
| BÂ-İ CERRE: | Arabçada kendinden sonraki kelimeyi "esre" okutan bâ. (Bismillâhi'deki gibi). |
| BAİS-İ MESERRET: | Sevinmeye sebep olan, sevinç sebebi. |
| BERREN: | Karadan, kara yoluyla. |
| CERRE: | (C.: Cürr-Cirar) Topraktan yapılan desti ve bardak. * Ağaçtan yaptıkları su kabı. |
| CERRE ÇIKMA: | Eski zamanda medrese talebelerinin, mübarek üç aylar olan Receb, Şaban ve Ramazanda köylere dağılıp halka, ahaliye dini nasihatlarda bulunmak, namaz kıldırmak veya müezzinlik etmek suretiyle para ve erzak toplamaları. |
| DEST-ERRE: | El bıçkısı. Testere. |
| ERRE-HÂNE: | f. Bıçkı yeri, hızar. |
| ERRE-KEŞ: | f. Bıçkıcı. |
| ERREZZAK: | Bütün rızıkları ve faydalanacak şeyleri yaratan ve ihsan eden Allah (C.C.) |
| HURUF-U CERRE: | (Bak: Harf-i Cer) |
| HÜSN-Ü MÜCERRED: | Gayr olsun olmasın bizzat güzel olan şey. Bazı âza veya çizgilerin mütenasib terkib ve tertibiyle hâsıl olan hüsün, hüsn-ü mücerred değildir. Şartları zâil olsa, hüsün de zâil olur. Fakat, vücud, hayat, iman gibi varlıklar hüsn-ü mücerreddir ve bizzat güzeldirler. Güzellikleri başka şeylere bağlı değildir. * Hariçte maddi vücudu olmayan, ancak aklen mevsufsuz düşünülebilen hüsün ve zihnen anlaşılan güzellik. |
| İSM-İ MERRE: | Def'a, kerre gibi bir hareketin bir defa olduğunu bildiren fiil'den yapılan isim. (Darbe: Bir defa vuruş. Lem'a: Bir parlayış gibi.) |
| KAVL-İ MÜCERRED: | Delilsiz söz. |
| KERRE: | Bir defa. Bir adet. Bir. |
| KERREMALLAHU-VECHEHU: | Allah vechini mükerrem kılsın, meâlinde dua olup Hz. Ali (R.A.) hiç putlara secde ve ibadet etmediği ve çocukluktan beri Allah'a secde ettiğinden, onun ismi anıldığında hürmeten söylenir. (Bak: Aliyy-ül Murtaza) |
| KERRETAN: | Sabah ve akşam. |
| MASDAR-I MERRE: | Fiilin bir defa yapıldığını belli eden masdar. Merre, kerre, lem'a, darbe gibi, "fa'le" vezninden gelen masdarlardır. |
| MEBERRE: | (C.: Meberrât) Sevab için, hayır kazanmak için yapılan iş. |
| MEBERRET: | Nöbet şekeri. |
| MECERRE: | (Mecerret-üs Sema) Kehkeşan, Samanyolu denilen büyük, parlak yıldız kümesi. |
| MEKKE-İ MÜKERREME: | İlk ismi Mekke olan bu şehire, Hz. Peygamber'in (A.S.M.) gelmesi ve Mukaddes Kâbe'nin putlardan temizlenmesi ile Mükerrem Mekke mânâsında bu isim verilmiştir. |
| MERRE: | Bir hareketin bir defa olduğunu bildiren fiil. Def'a. Kerre. |
| MERRE-İ VÂHİDE: | Bir defa. Bir kere. |
| MERRETEN BA'DE UHRÂ: | Diğerinden sonra, tekrar. |
| MESERRET: | Sevinç. şenlik. Sürur. |
| MESERRETÂVER: | f. Sevinç ve meserret getiren. Sürurlandıran. Sevindiren. Sevindirici. |
| MESERRETEFZÂ: | f. Meserret. Sevinç ve süruru arttıran. |
| MESERRETENGİZ: | f. Sevindiren. Meserret meydana getiren. |
| MEŞERRE: | Eyerin içine konulan yastık. |
| MİCERRE: | (C: Mecirr) Yer düzeltilen sürgü. * Demir kürek. ("Bel" denir) |
| MİYAH-I MERRE: | Acı sular. |
| MÜBERRED: | Soğutulmuş olan. |
| MÜBERRER: | Yemini tasdik olunmuş. |
| MÜCERREB: | Tecrübe olunmuş. Sınanmış. Denemesi yapılmış. Ahvâl ve tavırları tecrübe edilmiş. * Makbul. |
| MÜCERREBÂN: | (Mücerreb. C.) Denenmiş ve tecrübe olunmuşlar. Sınanmış olanlar. |
| MÜCERREBÂT: | (Mücerreb. C.) Tecrübe olunmuş ve denenmiş şeyler. |
| MÜCERREBÂT-I YAKÎNİYYE: | İyice edinilmiş tecrübeler. |
| MÜCERRED: | (C.: Mücerredât) Yalnız, tek. * Hâlis, saf, katışıksız, karışık olmayan. Tek başına. * Çıplak, soyulmuş. * Tek başına yaşayan, evlenmemiş, bekâr. * Edb: Kur'ân yazısında noktasız harflerle yazılı mensur veya manzume. Bu şekil yazıya mahzuf veya mühmel de denir. * Fls: Müşahhas olmayan. Vücuda gelmiş eşya ve ef'âlin şekil ve suretlerinden ayrı olarak düşünülen her keyfiyet ve mefhuma veya nisbet mefhumuna denir. Bunun zıddı müşahhasıdır ki, eşyanın bütün vasıfları ile zihinde husulüdür. (Bak: Mücahede - Tecerrüd) |
| MÜCERREDÂT: | (Mücerred. C.) Mücerred mefhumlar. Mücerredler. |
| MÜCERREDÂT-I SIRFE: | Mücerredin ta kendisi, en mücerred olan. |
| MÜCERREME: | Tamam manasına gelir bir isimdir. Meselâ: Sene-i mücerreme, sene-i tâmme demektir. |
| MÜCERRESE: | Defalarca binilmeye alışmış ve sınanmış olan deve. |
| MÜCTERRE: | Geviş getirenler. |
| MÜDERREB: | Mutad olunmuş, alışılmış. |
| MÜFERREC: | Meydanı olan. Geniş. |
| MÜFERRES: | Farsçalaştırılmış. |
| MÜFERREŞ: | Döşenmiş, tefriş edilmiş. |
| MÜKERREM: | Hürmet ve tâzim edilen. İkram olunmuş. Muhterem. Kerim olan.(İnsan fıtraten mükerrem olduğundan, hakkı arıyor. Bazan batıl eline gelir, Hak zannederek koynunda saklar. Hakikatı kazarken, ihtiyarsız, dalâlet başına düşer; hakikat zannederek kafasına giydiriyor. Mek.) |
| MÜKERREMEN: | Saygı ve hürmet ile. İkram ile. |
| MÜKERRER: | Tekrarlı. Tekrar olunmuş. İki veya daha fazla aynısı yapılmış. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| ERRE-HÂNE : | f. Bıçkı yeri, hızar. |
| ERRAC : | Fesatçı, müzevir, yalancı adam, sahtekâr. |
| ER : | f. Eğer, şâyet, ise, olsa, olur ise... mânalarına gelir. |