Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| ESL: | Dikenli ağaç. Süngü. Hasır otu. |
| ESL: | Karaılgın ağacı. |
| ESLÂF: | (Selef. C.) Selefler, evvelkiler, geçmişler. |
| ESLÂF-I İZÂM: | Evvelce gelmiş olan büyük zâtlar. (İmâm-ı A'zam, İmâm-ı Şâfii gibi) |
| ESLAH: | En sâlih, en iyi. (Bak: Aslah) |
| ESLAHAKALLAH: | Allah seni ıslâh etsin. |
| ESLAK: | Ağaç, şecer. |
| ESLAS: | (Sülüs. C.) Sülüsler, üçde birler, üçde bir parçalar. |
| ESLEB: | İnsanın vücudunda veya yüzünde bulunan ben, nokta. Süprüntü, moloz. |
| ESLEM: | Daha sağlam, en selâmetli, en sâlim. |
| ESLEM-İ TARİK: | Yolun en selâmetlisi. En selâmetli yol. |
| ESLİHA: | (Silâh. C.) Silâhlar. Muharebe ve cenk âlet ve edevâtı. |
| ESLİHA-İ ATİKA: | Eski silâhlar, eski tip silâhlar. |
| ESLİHA-İ CÂRİHA: | Yaralayıcı, cerh edici silâhlar. (Kılıç, kama, hançer, bıçak... gibi silahlardır). |
| ESLİHA-İ CEDİDE: | Yeni silâhlar. |
| ESLİHA-İ NÂRİYYE: | Ateşli silâhlar. |
| ESLİHA-İ SAKİLE: | Top gibi ağır silâhlar. |
| İçerisinde 'ESL' geçenler | |
| BESL: | Helâk etmek. * Men'etmek.* Çirkin yüzlü olmak. * Helâl ve haram. |
| BÜREYDE BİN EL-HUSAYB EL-ESLEMÎ: | Horasan diyarında en son hicri 62 veya 63 yılında vefat eden sahabedir. (R.A.). Müslümanların ilk sancaktarıdır. 177 Hadis-i Şerif nakletmiştir. 14 tanesi Buharî ve Müslim'de mezkûrdur. |
| BÜREYDE BİN EL-HUSAYB EL-ESLEM: | Horasan diyarında en son hicri 62 veya 63 yılında vefat eden sahabedir. (R.A.). Müslümanların ilk sancaktarıdır. 177 Hadis-i Şerif nakletmiştir. 14 tanesi Buharî ve Müslim'de mezkûrdur. |
| CESL: | Kıllı kimse. * Çok nesne, kesir. |
| CESLE: | Kara karınca. |
| DESTE-DAD-I TESLİM: | f. Teslim elini veren, itaat eden, uyan. |
| ESLÂF: | (Selef. C.) Selefler, evvelkiler, geçmişler. |
| ESLÂF-I İZÂM: | Evvelce gelmiş olan büyük zâtlar. (İmâm-ı A'zam, İmâm-ı Şâfii gibi) |
| ESLAH: | En sâlih, en iyi. (Bak: Aslah) |
| ESLAHAKALLAH: | Allah seni ıslâh etsin. |
| ESLAK: | Ağaç, şecer. |
| ESLAS: | (Sülüs. C.) Sülüsler, üçde birler, üçde bir parçalar. |
| ESLEB: | İnsanın vücudunda veya yüzünde bulunan ben, nokta. * Süprüntü, moloz. |
| ESLEM: | Daha sağlam, en selâmetli, en sâlim. |
| ESLEM-İ TARİK: | Yolun en selâmetlisi. En selâmetli yol. |
| ESLİHA: | (Silâh. C.) Silâhlar. Muharebe ve cenk âlet ve edevâtı. |
| ESLİHA-İ ATİKA: | Eski silâhlar, eski tip silâhlar. |
| ESLİHA-İ CÂRİHA: | Yaralayıcı, cerh edici silâhlar. (Kılıç, kama, hançer, bıçak... gibi silahlardır). |
| ESLİHA-İ CEDİDE: | Yeni silâhlar. |
| ESLİHA-İ NÂRİYYE: | Ateşli silâhlar. |
| ESLİHA-İ SAKİLE: | Top gibi ağır silâhlar. |
| HEM-NESL: | f. Aynı sülâle ve soydan, aynı nesilden, soydaş. |
| İNHİŞAŞ-I ESLİHA: | Silâhların şakırtısı. |
| KEFALET-BİT-TESLİM: | Bir malın teslimine kefil olma. |
| KEFİL Bİ-T-TESLİM: | Bir malın teslimine kefil olan kimse. |
| KESİL (KESLÂN): | (C.: Küsâlâ) Tenbel kimse. |
| KESLAN: | Uyuşuk, tembel, gevşek. Yorgun. |
| LESLESE: | Men'etmek, engel olmak. |
| MAKDUR-ÜT TESLİM: | Ele geçirilmesi mümkün olan. |
| MESL: | (C: Mislân) Yer yarığı. |
| MESLAH: | Mezbaha. Davar kesilen yer. |
| MESLAH: | (C.: Mesâlih) Tulu decek yer, doğacak yer. * Bir şey gözetecek yüksek yer. |
| MESLAHA: | Sınır kalesi. Derbent. |
| MESLEB: | Zorla birşey alınan yer. Zorla alma yeri. |
| MESLEBE: | (C.: Mesâlib) Eksik, kusur, noksanlık, ayıp. |
| MESLEC: | Karlık. |
| MESLEK: | Yol. Usul. Gidiş. * San'at. Geçim için tutulan yol. * Sistem. * Mezheb. Mâneviyatta tutulan yol.(Sen, mesleğini ve efkârını hak bildiğin vakit, "mesleğim haktır veya daha güzeldir" demeye hakkın var. Fakat "yalnız hak benim mesleğimdir" demeye hakkın yoktur. $ sırrınca insafsız nazarın ve düşkün fikrin hakem olamaz. Başkasının mesleğini butlan ile mahkûm edemez. M.) |
| MESLEK-İ MÜTEASSİFE: | Sapık meslek. |
| MESLEKÎ: | (Meslekiyye) Meslekle alâkalı. Mesleğe ait. |
| MESLES: | (C: Mesâlis) Üçer üçer olmak. * Üç kıllı tanbur. |
| MESLU': | Vücudunda ur bulunan kimse. |
| MESLUB: | Selbedilmiş. Soyulmuş. Alınmış. Giderilmiş. |
| MESLUB-ÜL AKL: | Aklı alınmış. Deli. |
| MESLUB-ÜŞ ŞUUR: | Anlayışsız, idraksiz, şuursuz. |
| MESLUC: | Yutulmuş, bel'olunmuş. |
| MESLUFE: | Düzelmiş yer. * Kabuksuz arpa ve buğday. |
| MESLUH: | Derisi yüzülmüş. Teslih edilmiş. |
| MESLUK: | Kaynamış. |
| MESLUL: | Çekilmiş. Kınından çıkmış kılınç. * Din uğruna kendini fedâ eden kahraman. * Tıb: Verem. |
| MESLUS: | Deli, divane. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| ESLÂF : | (Selef. C.) Selefler, evvelkiler, geçmişler. |
| ES : | Koyuna iys iys demek. |