Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
ESR: Esir etmek.
Muhkem bağlamak.
Takviye etmek. (Bak: Esir)
Göbeğinde illeti olan.
ESRA': Daha çabuk. Pek çabuk. Çok sür'atli. Çok seri.
(C.: Esâri) Asma filizi.
Başı kırmızı, gövdesi beyaz olup, kum içinde bulunan bir böcek.
ESRAR: (Sır. C.) Sırlar. Gizli hikmetler ve mânalar. Bilinmeyen şeyler.
Keyif veren zehir. Uyuşturucu madde.
Elinde ve el ayasında olan hatlar.
ESRAR-I HAFİYYE: Gizli ve saklı sırlar.
ESRAR-I HÜSN Ü ÂN: Güzelliğin sırları.
ESRAR-ENGİZ: f. Esrarlı, gizli, ürperti verici.
ESRAR-KEŞ: f. Esrar denen zehiri kullanan kimse. Esrar içen.
ESREM: Kırık dişli, dişleri kırılmış veya dökülmüş olan kişi.
ESRİK: Sarhoş, mest.
Azgın, kızgın.
Zayıf, hasta, hâlsiz, dermansız, tâkatsiz.
ESRÜM: Dişi dökük olan kimse.
ESRAR-KEŞ: f. Esrar denen zehiri kullanan kimse. Esrar içen.
İçerisinde 'ESR' geçenler
ÂRİF-İ ESRAR: İlâhî sır ve hakikatlara vâkıf olan.
BESR: Çok, kesir.
BESR: Yüz ekşitmek. * Talep etmek, istemek. * Acele etmek. Hamlık atmak.
BESR: (Besere) (C.: Besûr) Vücutta çıkan bir çeşit ufak sivilce.
BESRİK: (Bisrik) Hafif ve hızlı yürüyüşlü bir cins hecin devesi.
Bİ-ESRİHİ: Hep birlikte, hep bir arada.
CESR(E): Büyük deve.
DESR: (C.: Dusur) Bürünmek, örtünmek. * Çok olan mal.
DESR: Def'etmek, kovmak.
ESRA': Daha çabuk. Pek çabuk. Çok sür'atli. Çok seri. * (C.: Esâri) Asma filizi. * Başı kırmızı, gövdesi beyaz olup, kum içinde bulunan bir böcek.
ESRAR: (Sır. C.) Sırlar. Gizli hikmetler ve mânalar. Bilinmeyen şeyler. * Keyif veren zehir. Uyuşturucu madde. * Elinde ve el ayasında olan hatlar.
ESRAR-I HAFİYYE: Gizli ve saklı sırlar.
ESRAR-I HÜSN Ü ÂN: Güzelliğin sırları.
ESRAR-ENGİZ: f. Esrarlı, gizli, ürperti verici.
ESRAR-KEŞ: f. Esrar denen zehiri kullanan kimse. Esrar içen.
ESREM: Kırık dişli, dişleri kırılmış veya dökülmüş olan kişi.
ESRİK: Sarhoş, mest. * Azgın, kızgın. * Zayıf, hasta, hâlsiz, dermansız, tâkatsiz.
ESRÜM: Dişi dökük olan kimse.
ESRAR-KEŞ: f. Esrar denen zehiri kullanan kimse. Esrar içen.
FESR: Beyan etmek, açıklamak. * Tabibin suya bakması.
HESR: İki kat edip eğmek. * Kırmak.
İSRAR-I ESRAR: Sırların gizlenmesi.
İZAA-İ ESRAR: Gizli sırları açığa vurma, açıklama.
KÂTİM-İ ESRAR: Sır saklıyan.
KESR: Kırmak. Parçalamak. Parçalara ayırmak. * Mat: Bir bütünün parçalarından her biri.
KESR-İ ÂDİ: Ondalık olmayan kesir. Bayağı kesir. Meselâ: 3/8, 7/20 gibi.
KESR-İ ÂŞÂRİ: Ondalık kesir. Mahreci (paydası) 10 veya 10'un her hangi bir kuvvetinden ibaret olan kesir. Meselâ: 0,15 - 0,007 gibi.
KESR-İ HÂTIR: Hatır kırma.
KESRA: (C: Ekâsire) Acem meliklerinin lâkabı.
KESRE: Kur'an-ı Kerim yazısında harfin altına konarak, o harfi "İ" veya "I" diye okutan ve bir adı da "esre" olan işâret.
KESRE-İ HAFİFE: "İ" diye okunan kesre.
KESRE-İ SAKİLE: "I" diye okunan kesre.
KESRET: Çokluk, sıklık. * Bir şeyin ekserisi ve muazzamı. Bolluk. (Bunun zıddı kıllettir)(Hayat, kesrette bir çeşit tecelli-i vahdettir. Onun için ittihada sevkeder. Hayat, bir şeyi her şeye mâlik eder. M.)(...Hem bütün âlemlerin Rabbi kesret tabakatında vahdaniyeti ilân etmek istemesine mukabil; en azamî bir derecede bütün merâtib-i tevhidi ilân eden, yine bizzarure O Zâttır. S.) (Bak: Tefekkür)
KESRET-İ ETBA': Tâbi olanların çokluğu. Tarafdarların kesretli oluşu.
KESRET-İ NUKUD: Para çokluğu.
KETM-İ ESRÂR: Sırları saklama.
KINNESRİN: Şam diyârında bir mekân adı.
EFÂ ÇEKEN. ESRAR-KEŞ: Esrar çeken, esrar içen serseri.
MAHREM-İ ESRAR: Gizli sırlara vakıf olan çok yakın kimse. Gizli sır söyleyen kimse.
MEGESRAN: f. Yelpâze.
MESRA: Gece vakti yola çıkma.
MESRA(T): Çok olmak. Çok olacak yer.
MESRAH: (C.: Mesârih) Çayırlık, otlak, mer'a.
MESRAT: Adet çokluğu.
MESREBE: (C.: Mesârib) Deve ve koyun sürülerinin çayırlık, mer'a, otlakları. * Vücudda karından göğüse kadar olan kıllı yer.
MESRECE: Gece kandili konulan şişe.
MESRUBE: Uzun saç. * Saç kesecek âlet.
MESRUD: f. Sihir, efsun, büyü.
MESRUD: (Serd. den) Söylenmiş, bilidirilmiş, mezkur. Serdolunmuş.
MESRUDAT: (Mesrud. C.) Söylenenler. Bildirilmiş olan şeyler.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
ESRA' : Daha çabuk. Pek çabuk. Çok sür'atli. Çok seri. * (C.: Esâri) Asma filizi. * Başı kırmızı, gövdesi beyaz olup, kum içinde bulunan bir böcek.
ES : Koyuna iys iys demek.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...