Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
EVİY: Yerleşme. Yerine gelme. Koruma.
İçerisinde 'EVİY' geçenler
ALÂİK-İ DÜNYEVİYE: Dünyevî alâkalar. İnsanı Cenab-ı Hakkın rızasından alıkoyan lüzumsuz işler.
ALE-S-SEVİYYE: Bir seviyede, aynı boyda. * Müsâvat üzere.
A'MÂL-İ UHREVİYE: Ahirete ait iş, hareket ve ibadetler.(Bu dünya, dâr-ül-hikmettir, dâr-ül-hizmettir; dâr-ül-ücret ve mükâfat değil. Buradaki a'mâl ve hizmetlerin ücretleri Berzahta ve Ahirettedir. Buradaki a'mâl, Berzahta ve Ahirette meyve verir. Madem hakikat budur, a'mâl-i uhreviyyeye ait neticeleri dünyada istememek gerektir. Verilse de, memnunane değil, mahzunâne kabul etmek lâzımdır. Çünki: Cennet'in meyveleri gibi, kopardıkça yerine aynı gelmek sırrıyla, bâki hükmünde olan amel-i uhrevi meyvesini, bu dünyada fâni bir surette yemek, kâr-ı akıl değildir. Bâki bir lâmbayı bir dakika yaşayacak ve sönecek bir lâmba ile mübadele etmek gibidir. M.)
ÂMÂL-İ UHREVİYE: Ahirete ait emeller, ümitler ve istekler.
AN'ANEVİYE: An'aneciler. * An'aneden gelen.
BEDEVİYANE: f. Bedevilere uygun şekilde, çölde yaşayanlar gibi.
BEDEVİYET: (Bedâvet) Göçer hayatı yaşayış. Göçebelik. Bedevilik.
Bİ'SET-İ NEBEVİYE: Allah tarafından Peygamberin gönderilmesi.
CEMREVİYYE: Divân şairleri tarafından bayramlar, baharlar gibi cemre sebebiyle, muasır olan büyük makamlı ve rütbeli kişiler için yazılan şiirler.
DEVİYE: Otsuz sahrâ. Otu olmayan çöl
DEVİYY: Nerden geldiği anlaşılamayan sesler, gürültüler, patırtılar.
EVLEVİYET: Daha öncelik. Başta gelir olmak. Daha beğenilir. Daha münâsip olmak.
GUDDE-İ MİDEVİYE: Mide bezi.
HÂSILAT-I SENEVİYYE: Senelik kazançlar, yıllık gelirler.
HİCRET-İ NEBEVİYE: Peygamberimiz Hz. Muhammed'in (A.S.M.) Mekke'den 622 yılında Medine'ye hicret etmesi.
İSEVİYYET: Hristiyanlık.
KERAMET-İ ALEVİYE (R.A.): Hz. Ali Efendimize âid keramet. (Bak: Kaside-i Ercuze)
KUVVE-İ ŞEHEVİYE: Cinsi istek kudreti. Yemek, içmek, konuşmak, uyumak gibi kabiliyetler.
KÜREVİYAT: (Küreviyet. C.) Küre gibi oluşlar. Küreler. Yuvarlaklıklar.
KÜREVİYET: Yuvarlaklık. Küre gibi oluş.
KUVVE-İ ŞEHEVİYE: Cinsi istek kudreti. Yemek, içmek, konuşmak, uyumak gibi kabiliyetler.
LEVİYYE: Bir kimse için ayrılıp saklanan yiyecek.
LEZAİZ-İ DÜNYEVİYE: Dünyâ lezzetleri ve zevkleri.
MANEVİYYAT: Maddi olmayan kuvvet. Mânâ âlemine âit olanlar. Dinden, imândan, mukaddesât ve imândan gelen kuvvet (Her şeyi maddede arayanların akılları gözlerindedir. Göz ise, mâneviyatta kördür. H.)
MANEVİYYUN: Allah'a, dine, mukaddesata inanmış olanlar.
MESAİB-İ DÜNYEVİYE: Dünya musibetleri ve güçlükleri.
MESNEVİYYAT: (Mesnevî. C.) Mesnevi tarzında yazılmış olan eserler.
MEŞAGİL-İ DÜNYEVİYE: Dünyâ meşgaleleri.
MEŞAGİL-İ UHREVİYE: Ahirete ait çalışmalar. Din için yapılan çalışmalar.
MEVLEVİYYET: Mevlevilik. Mevlevi tarikından olmak. * Mollalık. * Müderrislikten sonra gelen ilmiye sınıfından oluş. * Eyâlet kadılığı; yani, bir eyâletin bütün hukuki ve kazai işlerine bilfiil bakan kadı. "Mevâli" de denir.
MUHTEVİYYÂT: İçindekiler. Kapladığı şeyler.
MÜNZEVİYÂNE: f. İnzivaya çekilircesine, tek başına kalır gibi.
MEŞAGİL-İ DÜNYEVİYE: Dünyâ meşgaleleri.
NESEVİYYET: Kadınlık.
RABİA-İ ADEVİYE: (Hi: 95 - 185) Basra'lı bir hatun. Bütün hayatını dine hizmet için vakfetmiş, zengin kimseler evlenmek teklifinde bulundukları halde; "Allah'ı anmaktan, dine hizmetten beni alıkor" fikri ile reddetmiş, fakirliği ve istiğnayı kabul edip dine hizmetten vaz geçmemiştir. Talebe okutmuş meşhur bir veliyedir. (R. Aleyha)
REVAK-I UHREVİYE: Âhirete açılan yer, mezar. * Cennet bahçesi. Âhiretin mukaddemesi.
REVİY: Edb: Kafiye olan kelimenin son harfi. Şiirde kafiye harfi.
REVİYYET: (C.: Reviyyât) Bir işin her cihetini iyice düşünme.
SANAYİ-İ MANEVİYE: Mâna delâletiyle olan san'at. (Teşbih ve istiâre gibi.)
SEVİYY: Bir, beraber. * Düz, doğru.
SEVİYYE: Müsavilik, birlik, beraberlik. * Düzlük, doğruluk.
SEVİYYE: (C.: Sevâyât) Koyun yatağı.
SEVİYYEN: Müsavi olarak. Bir düziye. Eşit olarak.
SEVİYYET: Eşitlik, müsavilik, denklik.
ŞETEVİYY: Kışa mensup, kış ile ilgili. * Kış evi. * Kış kaftanı, kışlık elbise. * Kış yağmuru.
UMUR-U DÜNYEVİYYE: Dünya işleri. Dünyaya ait işler.
USARE-İ MİDEVİYE: Mide suyu, mide salgısı.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
EVİDDA : Ahbablar. Hâlis ve sâdık dostlar.
EV : Şek, tahayyür, ibham, istisnâ, şart, teb'iz için kullanılan harf-i atıf. "yahut, veya, meğer ki, bel, belki ister" gibi kelimelerle türkçeye terceme edilebilir.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...