| Kelime | Anlam |
|---|
| EVAM: | f. Ödünç, borç. Renk, levn. |
| EVAMİR: | Emirler, emredilenler, vazifeler. (Bak: Emr) |
| EVAMİR-İ TEKVİNİYE: | Tekvine âit emirler.(Fıtrat yalan söylemez. Bir çekirdekteki meyelân-ı nümuv der: "Ben sünbülleneceğim, meyve vereceğim", doğru söyler. Yumurtada bir meyelân-ı hayat var. Der: "Piliç olacağım", Biiznillâh olur, doğru söyler. Bir avuç su, meyelân-ı incimad ile der: "Fazla yer tutacağım", metin demir onu yalan çıkaramaz, sözünün doğruluğu demiri parçalar. Şu meyelânlar iradeden gelen evâmir-i tekviniyenin tecellileridir, cilveleridir. M.) (Bak: Emr-i tekvinî) |
| İçerisinde 'EVAM' geçenler |
|---|
| ÂKİL-ÜL HEVÂM: | Haşaratla beslenen. |
| ALE-D-DEVAM: | Devamı üzere. Devamlı olarak. |
| BERDEVAM: | f. Devam üzere. Devamlı sürüp giden. |
| CEM-UL CEVAMİ': | Eski medreselerde okutulan Dört Hak Mezhebin fıkıh usûlünü içine alan, Usûl-i Fıkh'ın en son kitabı. Müellifi Şâfiî âlimlerinden İbn-üs Sübkî'dir. |
| CEVÂMİ': | Toplu olan şeyler. * Câmi'ler. Mescidler. |
| CEVÂMİ-ÜL KELİM: | Lâfızları az, mânâsı çok kelâmlar, sözler, ibâreler, fıkralar. (Bak: Câmi-ül kelim) |
| CEVAMİD: | (Câmid. C.) Cansız, donmuş şeyler. |
| CEVAMİS: | (Câmus. C.) Camuslar, mandalar, kömüşler, su sığırları. |
| DEVAM: | Bir halde bulunma, sürekli olma, daimîlik. * Bir işe veya bir memuriyete gidip gelme. * Sebat. |
| EVAMİR: | Emirler, emredilenler, vazifeler. (Bak: Emr) |
| EVAMİR-İ TEKVİNİYE: | Tekvine âit emirler.(Fıtrat yalan söylemez. Bir çekirdekteki meyelân-ı nümuv der: "Ben sünbülleneceğim, meyve vereceğim", doğru söyler. Yumurtada bir meyelân-ı hayat var. Der: "Piliç olacağım", Biiznillâh olur, doğru söyler. Bir avuç su, meyelân-ı incimad ile der: "Fazla yer tutacağım", metin demir onu yalan çıkaramaz, sözünün doğruluğu demiri parçalar. Şu meyelânlar iradeden gelen evâmir-i tekviniyenin tecellileridir, cilveleridir. M.) (Bak: Emr-i tekvinî) |
| HEVAMM: | Böcekler, haşereler. Pire, tahta kurusu, bit, örümcek, yılan gibi, kışın gizlenip yazın meydana çıkan, insan ve hayvanın vücudundan beslenerek yaşayan, insana zararı dokunan (parazit yaşayan) küçük canlılır. |
| LEVAMİ': | (Lâmia. C.) Parıldayan şeyler, nurlar, parıldamalar. |
| MEVAMİT: | Resul-i Ekrem'in (A.S.M.) İncil'deki bir ismi. |
| NEVAMİS: | (Namus. C.) Namuslar, kanunlar, şeriatlar. (Bak: Desâtir) |
| NEVAMİS-İ İLÂHİYE: | İlâhî kanunlar. (Bak: Şeriat-ı fıtriye) |
| SEVAM: | Yabanda otlayıp gezen hayvan. * (Sâmme. C.) Zehirli hayvanlar. |
| ŞEVAMİH: | (Şâmiha. C.) Yüksek yerler, tepeler, yüksekler. |
| ŞEVAMİL: | (Şâmile. C.) Şâmil olanlar, içine alanlar, çevreliyenler. |
| TEŞRİ'-İ EVAMİR: | Emirleri, işleri şeriata göre yürütme, idare etme, işleri şeriata uygun kılma. |
| TEVAMÜR: | Danışmak, istişare etmek. |
| ZEVAMİL: | (Zâmile. C.) Küçük yükler. * Yük hayvanları. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| EVAMİR : | Emirler, emredilenler, vazifeler. (Bak: Emr) |
| EVABİD : | (Abide. C.) Abideler. (Bak: Abide) |
| EV : | Şek, tahayyür, ibham, istisnâ, şart, teb'iz için kullanılan harf-i atıf. "yahut, veya, meğer ki, bel, belki ister" gibi kelimelerle türkçeye terceme edilebilir. |