Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
EVAM: f. Ödünç, borç.
Renk, levn.
EVAMİR: Emirler, emredilenler, vazifeler. (Bak: Emr)
EVAMİR-İ TEKVİNİYE: Tekvine âit emirler.(Fıtrat yalan söylemez. Bir çekirdekteki meyelân-ı nümuv der: "Ben sünbülleneceğim, meyve vereceğim", doğru söyler. Yumurtada bir meyelân-ı hayat var. Der: "Piliç olacağım", Biiznillâh olur, doğru söyler. Bir avuç su, meyelân-ı incimad ile der: "Fazla yer tutacağım", metin demir onu yalan çıkaramaz, sözünün doğruluğu demiri parçalar. Şu meyelânlar iradeden gelen evâmir-i tekviniyenin tecellileridir, cilveleridir. M.) (Bak: Emr-i tekvinî)
İçerisinde 'EVAM' geçenler
ÂKİL-ÜL HEVÂM: Haşaratla beslenen.
ALE-D-DEVAM: Devamı üzere. Devamlı olarak.
BERDEVAM: f. Devam üzere. Devamlı sürüp giden.
CEM-UL CEVAMİ': Eski medreselerde okutulan Dört Hak Mezhebin fıkıh usûlünü içine alan, Usûl-i Fıkh'ın en son kitabı. Müellifi Şâfiî âlimlerinden İbn-üs Sübkî'dir.
CEVÂMİ': Toplu olan şeyler. * Câmi'ler. Mescidler.
CEVÂMİ-ÜL KELİM: Lâfızları az, mânâsı çok kelâmlar, sözler, ibâreler, fıkralar. (Bak: Câmi-ül kelim)
CEVAMİD: (Câmid. C.) Cansız, donmuş şeyler.
CEVAMİS: (Câmus. C.) Camuslar, mandalar, kömüşler, su sığırları.
DEVAM: Bir halde bulunma, sürekli olma, daimîlik. * Bir işe veya bir memuriyete gidip gelme. * Sebat.
EVAMİR: Emirler, emredilenler, vazifeler. (Bak: Emr)
EVAMİR-İ TEKVİNİYE: Tekvine âit emirler.(Fıtrat yalan söylemez. Bir çekirdekteki meyelân-ı nümuv der: "Ben sünbülleneceğim, meyve vereceğim", doğru söyler. Yumurtada bir meyelân-ı hayat var. Der: "Piliç olacağım", Biiznillâh olur, doğru söyler. Bir avuç su, meyelân-ı incimad ile der: "Fazla yer tutacağım", metin demir onu yalan çıkaramaz, sözünün doğruluğu demiri parçalar. Şu meyelânlar iradeden gelen evâmir-i tekviniyenin tecellileridir, cilveleridir. M.) (Bak: Emr-i tekvinî)
HEVAMM: Böcekler, haşereler. Pire, tahta kurusu, bit, örümcek, yılan gibi, kışın gizlenip yazın meydana çıkan, insan ve hayvanın vücudundan beslenerek yaşayan, insana zararı dokunan (parazit yaşayan) küçük canlılır.
LEVAMİ': (Lâmia. C.) Parıldayan şeyler, nurlar, parıldamalar.
MEVAMİT: Resul-i Ekrem'in (A.S.M.) İncil'deki bir ismi.
NEVAMİS: (Namus. C.) Namuslar, kanunlar, şeriatlar. (Bak: Desâtir)
NEVAMİS-İ İLÂHİYE: İlâhî kanunlar. (Bak: Şeriat-ı fıtriye)
SEVAM: Yabanda otlayıp gezen hayvan. * (Sâmme. C.) Zehirli hayvanlar.
ŞEVAMİH: (Şâmiha. C.) Yüksek yerler, tepeler, yüksekler.
ŞEVAMİL: (Şâmile. C.) Şâmil olanlar, içine alanlar, çevreliyenler.
TEŞRİ'-İ EVAMİR: Emirleri, işleri şeriata göre yürütme, idare etme, işleri şeriata uygun kılma.
TEVAMÜR: Danışmak, istişare etmek.
ZEVAMİL: (Zâmile. C.) Küçük yükler. * Yük hayvanları.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
EVAMİR : Emirler, emredilenler, vazifeler. (Bak: Emr)
EVABİD : (Abide. C.) Abideler. (Bak: Abide)
EV : Şek, tahayyür, ibham, istisnâ, şart, teb'iz için kullanılan harf-i atıf. "yahut, veya, meğer ki, bel, belki ister" gibi kelimelerle türkçeye terceme edilebilir.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...