Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
EVB: Dönülmesi lâzım gelen yere dönmek.
Kasd. İstikamet.
EVBAR: f. Yutma, yutuş.
EVBAŞ: Mahalle çapkını. Şahısların rezilleri.
Muhtelif yerlerden gelmiş, toplanmış bir cemaat, bir bölük.
EVBAŞAN: (Evbaş. C.) Aşağılık kimseler, âdi kişiler, alçak ve rezil insanlar. Ayak takımları.
EVBE: Rucu etmek. Geri çekilmek, dönmek.
İçerisinde 'EVB' geçenler
BEVB: Menetmek.
BEVBAT: Sahra, çöl, geniş kumluk araziler.
Bİ-KÜN TEVBE: Tevbe et.
CEVB: Kesmek. * Yırtmak. * Mesafe almak.
DEVB: Kötü hâl.
DEVBEL: Bir karar üzere durup büyümeyen küçük eşek.
EVBAR: f. Yutma, yutuş.
EVBAŞ: Mahalle çapkını. Şahısların rezilleri. * Muhtelif yerlerden gelmiş, toplanmış bir cemaat, bir bölük.
EVBAŞAN: (Evbaş. C.) Aşağılık kimseler, âdi kişiler, alçak ve rezil insanlar. Ayak takımları.
EVBE: Rucu etmek. Geri çekilmek, dönmek.
HEVB: Yol, tarik. * Ateş alevi. * Karışık sözlü kimse.
HEVBER: Kırmızı gül.
KILEVB: Kurt, zi'b.
LEVBAN: Siyah taşlı yer.
MEVBED: Mecusiler reisinin ulusu.
MEVBİK: (C.: Mevbikat) Korkulu yer.
MEVBİKAT: (Mevbik. C.) Korkulu yerler.
MEVBİL: Kaba büyük sopa. * Bir kucak odun.
NEBİYYÜ-T TEVBE: Resül-i Ekremin (A.S.M.) bir ismi. (Ümmetinin tevbelerinin kabul edileceğine işâreten bu isim verilmiştir.)
NESİM-İ NEVBAHÂR: İlkbahar rüzgârı, tan yeli.
NEVB: Yakınlık. * İsabet.
NEVBAHAR: f. İlkbahar.
NEVBAHAR-I ÖMR: Ömrün ilkbaharı.
NEVBAHARÎ: f. İlkbaharla ilgili.
NEVBAVE: f. Yeni yeşillik. * Turfanda yemiş. * Hediye, armağan.
NEVBE: (C.: Nüveb) Nöbet.
NEVBENEV: f. Tâzeden tâzeye. Yeniden yeniye.
NEVBER: f. Turfanda meyve. * Memeleri yeni belirmeye başlamış kız.
NEVBET: Nöbet, sıra. Sıra ile görülen iş.
NEVBETÎ: f. Mehter başı.
NEVBET-ZEN: f. Belirli vaktin geldiğini bildiren, nöbet çalan.
NEVBÜNYAN: f. Yeni yapılı, yeni yapılmış.
NEVBÜRİDE: f. Yeni koparılmış, yeni kesilmiş.
REVB (RUB): Sütün yoğurt olması.
REVBAN: (C.: Rübâ) Sütün yoğurt olması. * Sarhoşluk şiddetinden birbirine karışmış olan insanlar.
SANEVBER: (Bak: Sanavber)
SEVB: (C.: Siyâb-Esvâb-Esvüb) Elbise. Giyilecek eşya. Kaftan. Bez. (Bunların sahibine "sevvab" derler.) * Rücu' manasına mastar.
ŞEVB: Karıştırmak. * İçilecek olan şeye katılıp karıştırılan şey.
ŞEVBEC: Oklava.
ŞEVBEC: Oklava.
TEVBE: (Tövbe) Yaptığı fenalığa pişman olmak. Allah'dan afv dilemek. Bir daha işlememeye azmetmek. Estağfirullah deyip, pişmanlık duymak. (Bak: Afv)
TEVBE-İ NASUH: Sâdık tevbe. Nasuh tevbesi. Rücu' ettiği günaha bir daha dönmemek veya tevbe eylediği günahı bir daha yapmamak için kasd ve niyet etmek ve bunda tam kararlı olmak.
TEVBEKÂR: f. Tevbeli, yaptığına pişman olmuş olan.
TEVBE SURESİ: Kur'an-ı Kerim'in 9. suresidir. Berae Suresi de denir. Medenîdir.
TEVBEŞİKEN: f. Tevbesini bozan.
TEVBİH: Azarlama. Levm etme.
TEVBİHAT: (Tevbih. C.) Azarlamalar, tekdirler.
TEVBİHAT-I ŞEDİDE: Şiddetli tekdir ve azarlamalar.
TEVBİS: Köpek yavrusunun gözlerini açması.
TEVBEŞİKEN: f. Tevbesini bozan.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
EVBAR : f. Yutma, yutuş.
EV : Şek, tahayyür, ibham, istisnâ, şart, teb'iz için kullanılan harf-i atıf. "yahut, veya, meğer ki, bel, belki ister" gibi kelimelerle türkçeye terceme edilebilir.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...