Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
EVL: (Bak: Te'vil)
EVLA: Daha iyi, birincisi, başta gelmesi lâzım geleni.
EVLÂD: (Veled. C.) Veledler. Çocuklar.
EVLÂD-I VATAN: Vatan çocukları.
EVLÂD-I ZÜKUR: Erkek çocuklar.
EVLADİYET: Evlâda mahsus, evladlık, bünüvvet.
EVLADİYYE: Evlatlık, evlada mahsus.
Mc: Çok sağlam ve dayanıklı ev veya eşya.
EVLAD Ü IYAL: Çoluk çocuk. Evlâdlar ve karısı.
EVLAK: Delilik, cünun.
EVLEVİYET: Daha öncelik. Başta gelir olmak. Daha beğenilir. Daha münâsip olmak.
EVLİYA: (Veli. C.) Veliler. Nefsine değil, dâimâ Cenab-ı Hakk'ın rızâsına tâbi olmağa çalışan, ibâdet ve taatta, takvâ ve riyâzatda çok yüksek mertebelere ulaşıp Allahın (C.C.) mahbubu ve karibi olan büyük ve ender zâtlar. (Bak: Veli)
EVLİYA-İ İZÂM: Büyük evliya.
EVLİYA-İ UMUR: İş başında bulunanlar, işleri idâreye vazifeli olanlar.(Ey evliya-i umur! Tevfik isterseniz, kavânin-i Âdetullaha tevfik-i hareket ediniz. Yoksa tevfiksizlik ile cevab-ı red alacaksınız. Zira, mâruf umum Enbiyanın memâlik-i İslâmiye ve Osmaniyeden zuhuru, Kader-i İlâhinin bir işaret ve remzidir ki; bu memleket insanlarının makine-i tekemmülâtının buharı diyanettir. Ve bu Asya ve Afrika tarlasının ve Rumeli bostanının çiçekleri, ziya-yı İslâmiyet ile neşv ü nema bulacaktır. H.)
EVLİYA ÇELEBİ: Kütahya'lı olup, Mi: 25 Mart 1611'de doğmuştur. Meşhur eseri; Seyahatnâme'sidir.
İçerisinde 'EVL' geçenler
ASHÂB-I DEVLET: Devlete mensub olanlar. Devlet adamları.
BEVL: Sidik, idrar.
BEVLE: Çok işeyen adam. * Kız çocuğu.
BEVLİYE: Tıb: İdrar yolları ve böbrek hastalıkları. Bu hastalıkların teşhis ve tedavisiyle uğraşan tıp dalı. (Üroloji)
BÎDEVLET: f. Mutsuz, zavallı.
CELEVLA': Mekân ismi.
CEVL: Tavaf etme.
CEVLAN: Şam'da bir dağ.
CEVLE: Dönmek.
DEVAİR-İ DEVLET: Devlet daireleri.
DEVLE (DÜVLE): "Devlet" kelimesinin Arapça tabirlerde geçen bir şekli. * İki asker muharebe ettiklerinde birinin diğerine galip olması. (Düvlet malda; devlet harpte ve mertebede kullanılır.)
DEVLET: Sınırları belli olan bir memleketin sahibi olan insanların kurduğu siyasî, hukukî, idarî mahiyetteki merkezî teşkilât. Devlet, teşekkül tarzı, takip ettiği esas siyaset, temsil ettiği hâkimiyet ve iktidarın mahiyeti bakımından çeşitlere ayrılır:1- Kapitalist Devlet: İktisadî siyasete, şahsî mülkiyet, şahsî teşebbüs ve serbest rekabete dayanan, iktidar ve hâkimiyetin kapitalist sınıfın elinde bulunduğu devlet şeklidir.2- Sosyalist ve Komünist Devlet : Şahsî mülkiyeti ortadan kaldıran, yerine işçi sınıfı adına devlet mülkiyetini ikame eden, işçi sınıfı hâkimiyeti namı ile komünist partisi diktatörlüğünü getiren devlet şeklidir.Bu iki devlet şeklinin iktisad siyasetleri ile siyasî iktidar ve hâkimiyet anlayışları farklı olmakla beraber devlet idaresinde dine yer vermemekte birleşirler.3- Faşist Devlet: Menfî milliyet ve unsuriyet fikrini siyasette hâkim kılan, şahsî teşebbüse müsaade eden; fakat devletin vesayeti ve hâkimiyeti altına alan, meslek zümreleri adına iktidar ve hâkimiyeti tek parti ve şefinin eline veren devlet şeklidir.4- Teokratik Devlet: Hâkimiyet ve iktidarın, ruhban sınıfının elinde bulunduğu bir devlet şeklidir. Daha çok Hristiyan âleminde asırlar boyunca bu devlet şekli cemiyet ve milletlere hükmetmiş, fakat tahrif edilmiş İncil'e sâhib oldukları ve İlâhî iktidar ve hâkimiyet yerine ruhban sınıfının hâkimiyet ve iktidarını ikame ettikleri için, insanın fıtratındaki hakikatı taharri ve hürriyet fikri galebe çalarak bu devlet ve idare şekli Fransız ihtilâliyle yıkılmış, fakat ihtilâlciler ve muakibleri beşeriyeti yeniden ıztırablara dûçar eden kapitalist, sosyalist ve faşist sistemlerden başka birşey getirememişlerdir. Çünki hareket ve istinad noktaları beşerî fikir ve ölçüler olup materyalist (maddeci) dünya görüşlerinin zarurî neticesi olarak teavün yerine cidal; hak yerine kuvvet; iktisat yerine ihtiyaçları tezyid ve tahrik ettiklerinden beşeriyetin huzur ve saadetlerini bozdular.5- İslâm Devleti: İktidar ve hâkimiyeti milliyet ve unsuriyet, yahut içtimaî sınıflarda veya ruhban sınıfında değil; yalnız Allah'ta kabul eder. Halkı veya siyasî temsilcisi olan kişiyi yahut meclisleri, İlâhî iktidar ve hâkimiyetin tatbikçi memurları olarak kabul eder.(Zaman-ı sâbıkta revabıt-ı içtima ve levazım-ı taayyüş ve fevaid-i medeniyet o kadar tekessür ve teşa'ub etmediğinden, bazı kalil adamların fikri, devletin idaresine yarı kâfi gibi idi. Amma bu zamanda revabıt-ı içtima o kadar tekessür etmiş ve levazım-ı taayyüş o derece taaddüt etmiş ve semerat-ı medeniyet o kadar tefennün etmiş ki, ancak yalnız kalb-i millet hükmünde olan meclis-i meb'usan ve fikr-i ümmet makamında olan meşveret-i Şer'î ve seyf ve kuvvet-i medeniyet menzilinde bulunan hürriyet-i efkâr o devleti taşıyabilir ve idare ve terbiye edebilir. R.N.)
DEVLET-İ ÂLİYE: Osmanlı İmparatorluğu.
DEVLET-ABADÎ: f. Hindistan'ın Devlet-âbâd şehrinde imal edilen ve güzel san'atlarda kullanılan bir çeşit kâğıt.
DEVLETÇİLİK: Halk işlerinin, hususan büyük sanayi ve ziraatin devlet vasıtası ile işletmesi usulü. Cemiyetin umuma âid olan işleri ve bu işler için lâzım gelen teşkilât, müessese ve sâirelerini devlet eliyle yapılmasını kabul eden idâre sistemi. * Halkın hususi teşebbüslerini veya büyük müesseselerini devlete devretmek fikri. (Bunun ifratı fertlere ve millete zulümdür ve dinsizlik rejimi olan komünizme giden bir usuldür.)
DEVLETHANE: f. Ev, köşk, konak.
DEVLETLİ (DEVLETLÜ): f. Eskiden vezir ve müşir gibi büyük rütbeli kimselere verilen bir ünvan.
DEVLETLÜ NECÂBETLÜ: Osmanlılar zamanında şehzâdeler için kullanılan bir tabirdir.
DEVLETLÜ RE'FETLÜ: Eskiden seraskerler için kullanılan ünvan.
DEVLETLÜ SEMÂHATLÜ: Zamanında Şeyh-ül İslâmlara verilen bir ünvan.
DEVLETLÜ UTUFETLÜ: Vezirlere, müşirlere, padişah damatlarına verilen ünvan.
DEVLET-MEAB: Devletin saadet ve ihtişamının sığınacağı yer, hükümdar.
DEVLET-MEDAR: Büyüklük merkezi olan (hükümdar)
DEVLET Ü İKBAL: Ulviyet ve iyi tâlih.
EMEVİ DEVLETİ: Dört halife devrinden sonra devlet idaresi Beni Ümeyye hanedanına geçmiştir. Buna nisbetle bu devlete "Emevi Devleti" adı verilmiştir. (Mi: 661-750) seneleri arası Emevi Devletinin saltanat devresidir. Muâviye bin Ebi Süfyan'dan başlamak üzere 14 halife gelip geçmiştir. Son halife Muhammed bin Mervan (2. Mervan) dır. Bu devirde kavmiyetçilik İslâmiyete çok zararlar vermiştir. Yine bu devirde Din-i Mübinin aktar-ı İslâmda yayıldığını unutmamak icab eder. Doğuda Türkistan ve Endonezya, kuzeyde Kafkasya, batıda Anadolunun yarısı, İspanya ve Kuzey Afrika Emevi topraklarına katıldı. Emevi hükümdarlarının Ehl-i Beyt'e ettikleri zulüm ve akıttıkları kan sebebiyle çıkan isyanlar devleti zayıflattı. Abbâsi taraftarları ile kavi bir ekseriyet Abbasi tarafına geçti. Horasan'lı Ebu Müslim, Emevi Devletini bir muharebede Abbasilere devretti. Böylece Emeviler tarihe karışmış oldu. (Bak: Endülüs, Muaviye)
ERKÂN-I DEVLET: Devletin ileri gelenleri, dünyevi makamca ileri olanları.
EVLA: Daha iyi, birincisi, başta gelmesi lâzım geleni.
EVLÂD: (Veled. C.) Veledler. Çocuklar.
EVLÂD-I VATAN: Vatan çocukları.
EVLÂD-I ZÜKUR: Erkek çocuklar.
EVLADİYET: Evlâda mahsus, evladlık, bünüvvet.
EVLADİYYE: Evlatlık, evlada mahsus. * Mc: Çok sağlam ve dayanıklı ev veya eşya.
EVLAD Ü IYAL: Çoluk çocuk. Evlâdlar ve karısı.
EVLAK: Delilik, cünun.
EVLEVİYET: Daha öncelik. Başta gelir olmak. Daha beğenilir. Daha münâsip olmak.
EVLİYA: (Veli. C.) Veliler. Nefsine değil, dâimâ Cenab-ı Hakk'ın rızâsına tâbi olmağa çalışan, ibâdet ve taatta, takvâ ve riyâzatda çok yüksek mertebelere ulaşıp Allahın (C.C.) mahbubu ve karibi olan büyük ve ender zâtlar. (Bak: Veli)
EVLİYA-İ İZÂM: Büyük evliya.
EVLİYA-İ UMUR: İş başında bulunanlar, işleri idâreye vazifeli olanlar.(Ey evliya-i umur! Tevfik isterseniz, kavânin-i Âdetullaha tevfik-i hareket ediniz. Yoksa tevfiksizlik ile cevab-ı red alacaksınız. Zira, mâruf umum Enbiyanın memâlik-i İslâmiye ve Osmaniyeden zuhuru, Kader-i İlâhinin bir işaret ve remzidir ki; bu memleket insanlarının makine-i tekemmülâtının buharı diyanettir. Ve bu Asya ve Afrika tarlasının ve Rumeli bostanının çiçekleri, ziya-yı İslâmiyet ile neşv ü nema bulacaktır. H.)
EVLİYA ÇELEBİ: Kütahya'lı olup, Mi: 25 Mart 1611'de doğmuştur. Meşhur eseri; Seyahatnâme'sidir.
FER-İ DEVLET: Devletin kuvveti, devletin nüfuzu.
HABS-İ BEVL: İdrarını tutma.
HASÂT-I BEVLİYYE: Tıb: Sidik yollarında ve böbreklerde meydana gelen taş.
HAZİNE-İ DEVLET: Devlet hazinesi. Maliye idaresi.
HEVL: Korku. Korku verici. * Ürkmek. Dehşet. Yılgınlık. İhtilâl-ı dimağ (beyindeki bozukluk) sebebi ile bâzı hayâli suretler tevehhüm ederek ondan korkmak.
HEVL-ÂVER: f. Korkunç, korku getiren, korku veren.
HEVL-ENGİZ: f. Korkunç korkulu.
HEVL-NÂK: f. Korkulu, korkunç.
HEVLUL: Hafif adam.
İHTİBAS-I BEVL: İdrar tutukluğu, zorluğu.
İLEL-İ MÜSTEVLİYE: Tıb: Salgın hastalıklar.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
EVLA : Daha iyi, birincisi, başta gelmesi lâzım geleni.
EV : Şek, tahayyür, ibham, istisnâ, şart, teb'iz için kullanılan harf-i atıf. "yahut, veya, meğer ki, bel, belki ister" gibi kelimelerle türkçeye terceme edilebilir.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...