Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
EVS: Bahşiş vermek.
Kurt.
EVSA': Daha geniş. Çok vasi'.
EVSÂF: (Vasf. C.) Vasıflar, sıfatlar.
EVSÂF-I CEMİLE: Güzel vasıflar. İyi hasletler.
EVSÂF-I NİSBİYE: f. Ölçü ve kıyasa göre olan vasıflar. (Sıcaklık, soğuklukla bilindiği, karanlık derecesi aydınlıkla görüldüğü gibi.)
EVSAH: (Vesah. C.) Pislikler, murdarlıklar, kirler.
EVSAK: En çok inanılan, ziyade sağlam. Daha çok vüsuk sahibi.
EVSAL: (Vasl. C.) Vücuttaki mafsallar, oynaklar.
EVSAM: (Vasm. C.) Arlar, hayâlar, utanmalar.
EVSAN: (Vesen. C.) Putlar. Sanemler.
EVSAT: Ortada olmak.
Vasatta olan. Orta. Orta hâlli.
EVSÂT: (Vasat. C.) Ortalar. Vasatlar.
EVSÂT-I MUFASSAL: Kur'ân-ı Kerimin 86. suresi olan Tarık Suresinden 98. sure olan Beyyine Suresinin sonuna kadar olan surelerdir.
İçerisinde 'EVS' geçenler
AB-I KEVSER: Kevser âb-ı hayatı. Kevser letâfeti.
ASEVSEL: Azâsı gevşek kimse.
AŞEVSEC: Büyük karınlı iri deve.
BEVS: Acele, ileri geçme, ileri gitme. * Bıktırıncaya kadar israr etme. * Bir kimseden kaçıp gizlenme. * Bir şeyin rengi.
BEVS: Bahsetmek.
BEVS: Öpmek. (Farisîden muarrebdir.)
CEVS: Kaba, büyük nesne.
CEVS: Bir şeyi arayıp istemek.
CEVSAK: Kasr, köşk, konak.
CEVSE: Köşk, kasr, konak.
CEVSEK: f. Düğme.
DEVS: Ziynet etmek, süslemek. * Bir şeyi ayağı ile basıp çiğnemek.
DEVSERE: Büyük, semiz, kuvvetli deve.
DİRHEVS: Katı, şiddetli nesne, şedid.
ESMA-İ MEVSULE: Vasleden isimler. (Bak: İsm-i mevsule)
EVSA': Daha geniş. Çok vasi'.
EVSÂF: (Vasf. C.) Vasıflar, sıfatlar.
EVSÂF-I CEMİLE: Güzel vasıflar. İyi hasletler.
EVSÂF-I NİSBİYE: f. Ölçü ve kıyasa göre olan vasıflar. (Sıcaklık, soğuklukla bilindiği, karanlık derecesi aydınlıkla görüldüğü gibi.)
EVSAH: (Vesah. C.) Pislikler, murdarlıklar, kirler.
EVSAK: En çok inanılan, ziyade sağlam. Daha çok vüsuk sahibi.
EVSAL: (Vasl. C.) Vücuttaki mafsallar, oynaklar.
EVSAM: (Vasm. C.) Arlar, hayâlar, utanmalar.
EVSAN: (Vesen. C.) Putlar. Sanemler.
EVSAT: Ortada olmak. * Vasatta olan. Orta. Orta hâlli.
EVSÂT: (Vasat. C.) Ortalar. Vasatlar.
EVSÂT-I MUFASSAL: Kur'ân-ı Kerimin 86. suresi olan Tarık Suresinden 98. sure olan Beyyine Suresinin sonuna kadar olan surelerdir.
FİRDEVS: Cennet. Cennette altıncı kat. * Bostan.
GEVSALE: f. Bir yaşına girmiş sığır yavrusu.
HADD-İ EVSAT: Man: Hadd-i asgar ile hadd-i ekberden çıkartılan diğer bir hüküm veya netice. Meselâ: Âlem hâdistir. Bunu, bu dâvayı isbat için: "Çünkü: Âlem mütegayyerdir ve her mütegayyer hâdistir" dediğimizde: Âlem, "hadd-i asgar"; hâdis, "hadd-i ekber", mütegayyer, "hadd-i evsat" olur.
HASBEL MEVSİM: (Hasb-el mevsim) Mevsime göre.
HAVZ-I KEVSER: Kevser havuzu. (Bak: Kevser)
HEVS: Bir şeyi vurarak kırmak. * İfsad etmek. * Dolaşmak. * Davarı yavaşça ileri sürmek.
İSM-İ MEVSULE: O şey ki, o kimse ki, mânâlarının yerine kullanılan, "Mâ, Men, Ellezi" gibi kelimelerdir. İki kelimeyi veya mânâyı birbirine birleştiren, mânâsı kendinden sonra gelen bir cümle ile tamamlanın bir kelimedir.
İSTİHBARAT-I MEVSUKA: Sağlam ve inanılır doğru haberler.
KEVS: (C.: Ekvâs) Pabuç.
KEVSEC: Köse kişi. * Testere gibi hortumu olan bir balık cinsi.
KEVSEL: Geminin kıç tarafı.
KEVSER: Kıyamete kadar gelecek Âl, Ashâb, Etbâ' ve onların iyilikleri, hayırları. * Bereket. * Kesretten mübâlağa. Çokluğun gayesine varan şey. Gayet çok şey. * Pek çok hayır. Hikmet, ilim. Kur'an, İslâm, tevhid. İlm-i Ledün. Ma'rifetullah. * Cennet ırmaklarının kaynakları. * Cennet'te bir havuz veya nehir.
KEVSER SURESİ: Kur'an-ı Kerim'in 108. Suresi.
KÜRDEVS: (C: Kerâdis) Kemik başı. * At sürüsü.
LEVS: Pislik, murdarlık. Kir. * Zor. Kuvvet. * Tam olmayan, zayıf beyyine. * Bir şeyi ağızda öte beri gevelemek. * Deprenmek. * Bulaştırmak ve karıştırmak. Bulaşıklık. * Cerâhet, yara.
LEVS-İ FÂNİ: Gelip geçici murdarlık, pislik. Dünyanın fâni, faydasız eğlenceleri.
LEVS-ÜL KATL: Birisini katletmekle müttehem olan şahısta, katlin nişânesi veyahut maktul ile aralarında zâhir bir düşmanlık bulunması gibi alâmet ve karineler.
LEVSİYYÂT: Kirli ve pis şeyler.
LEVS: Kapı aralığından veya örtü ve perde kenarından bir nesneyi görmek.
MÂ-İ MEVSUFE: Şey mânasında nekre olup bir sıfattan evvel kullanılır. $ (Nazartu ilâ mâ mu'cebin leke: Sana hoş gelen şeye baktım) cümlesindeki gibi...Bazan da sıfatsız olur. $(Ni'me-mâ: Ne güzeldir) $ (Meselen-mâ: Bir misâl olarak) kelimelerinde gördüğümüz gibi.
MÂ-İ MEVSULE: Buna ism-i mevsul de denir. Kendinden sonra gelecek küçük cümleyi daha önce geçen cümleye bağlar. $ (Ketebtu mâ kultü: Söylediğimi yazdım, ne söyledimse yazdım) cümlesinde olduğu gibi.
MEVS: Yolmak. Traş etmek.
MEVS: Ekmeği suyla ıslatmak.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
EVSA' : Daha geniş. Çok vasi'.
EV : Şek, tahayyür, ibham, istisnâ, şart, teb'iz için kullanılan harf-i atıf. "yahut, veya, meğer ki, bel, belki ister" gibi kelimelerle türkçeye terceme edilebilir.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...