Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
EVVEL: İlk. İbtida.
EVVEL-ÜL-EVÂİL: Evvellerin evveli.
Hâdiselerin başlangıcı.
EVVELA: İlkönce, birinci olarak, herşeyden önce.
EVVEL-BAHAR: Nevbahar. İlkbahar.
EVVEL-BE-EVVEL: Herşeyden önce, ilk, evvelâ.
EVVEL-EMİRDE: İşin başlangıcında, herşeyden önce.
EVVELEN: Evvelâ, birinci, ilk olarak.
EVVELÎN: Evvelkiler, ilkler.
EVVELÎN Ü ÂHİRÎN: İlkler ve sonlar. Evvelkiler ve sonrakiler.
EVVELİYAT: Başlangıçlar. Mukaddemat. İlk öndekiler. İbtidaki cihetler.
Her akıllının tereddütsüz tasdik ve kabul edeceği hususlar.
Man: Mücerred mevzu ve mahmulleri arasındaki nisbet tasavvur edilince aklın kat'iyyetle teslim ve tasdik ettiği kaziyeler.
EVVELİYET: Evvel oluş. (Bak: Mecaz)
İçerisinde 'EVVEL' geçenler
AKL-I EVVEL: İlk akıl, hılkî ve cibilli olan akıl. (Bir kısım eski ve sapık felsefecilere ve hususan İşrakıyyuna göre; teselsül tâbiri ile müessiriyetini iddia ettikleri sebeblerden birincisidir. Bunun neticesi şirke gider. Bunlarca, akl-ı evvel Allah'ın mahluku olup ve bundan ikinci akıl, ikincisinden üçüncü akıl... ve böylece "Ukul-ü Aşere" dedikleri birbirinden türeyen on akıl varlığı tevehhüm edilerek dalâlete gidilmiştir.)(Eski felsefenin bir düstur-u itikadiyesinden olan ( $ ) "Birden bir sudur eder" Yani, "bir zattan, bizzat bir tek sudur edebilir. Sâir şeyler vasıtalar vasıtası ile ondan sudur eder." diye, Ganiyy-i alel-ıtlak ve Kadir-i Mutlakı, âciz vasaite muhtaç göstererek, bütün esbaba ve vasaite, rububiyyette bir nevi şirket verip Halik-ı Zül Celâle "Akl-ı evvel" nâmında bir mahluku verip âdeta sair mülkünü esbaba ve vasâite taksim ederek bir şirk-i azîme yol açan, şirk-alûd ve dalâlet-pişe o felsefenin düsturu nerede?... Hükemânın yüksek kısmı olan İşrakıyyun böyle halt etseler; maddiyyun, tabiiyyun gibi aşağı kısımları ne kadar halt edeceklerini kıyas edebilirsin. S.)
ASR-I EVVEL: İlk asır. * Ist: Fey-i zevâle ilâveten, herşeyin gölgesi kendisinin bir misli daha uzadığı zamandan başlayıp, iki misli uzayıncaya kadar süren ikindi vaktidir. (Fey-i zevâl; güneş tam ortada iken, gölgenin uzunluğudur.)
CEMAZİYEL EVVEL: Arabi ayların beşincisidir. * Bir kişinin mazisi, geçmişi.
EL-BAB-ÜL EVVEL: Birinci kısım. İlk cüz. Birinci kapı.
EL-EVVEL: İbtidası olmayıp, herşey üzerine sâbık olan.
ELF-İ EVVEL: Peygamberimizin hicretinden sonra geçen bin yıl.
ESATİR-ÜL EVVELÎN: İlk zamanlara ait efsâneler.
EVVEL-ÜL-EVÂİL: Evvellerin evveli. * Hâdiselerin başlangıcı.
EVVELA: İlkönce, birinci olarak, herşeyden önce.
EVVEL-BAHAR: Nevbahar. İlkbahar.
EVVEL-BE-EVVEL: Herşeyden önce, ilk, evvelâ.
EVVEL-EMİRDE: İşin başlangıcında, herşeyden önce.
EVVELEN: Evvelâ, birinci, ilk olarak.
EVVELÎN: Evvelkiler, ilkler.
EVVELÎN Ü ÂHİRÎN: İlkler ve sonlar. Evvelkiler ve sonrakiler.
EVVELİYAT: Başlangıçlar. Mukaddemat. İlk öndekiler. İbtidaki cihetler. * Her akıllının tereddütsüz tasdik ve kabul edeceği hususlar. * Man: Mücerred mevzu ve mahmulleri arasındaki nisbet tasavvur edilince aklın kat'iyyetle teslim ve tasdik ettiği kaziyeler.
EVVELİYET: Evvel oluş. (Bak: Mecaz)
HÂCE-İ EVVEL: Milletin ilmen ve fikren terakki etmesi için, çeşitli bilgileri, halkın rahatlıkla anlayabileceği bir lisan ile yayan kimse.
HALİFE-İ EVVEL: Devlet dairelerinde yazı işlerinde çalışanlar. Tanzimattan evvel kalem teşkilâtı; halife, halife-i sâni, halife-i evvel olmak üzere üç derece idi. Ondan sonra bir kısım dairelerde bunun yerine baş kâtib, bazılarında da mümeyyiz-i evvel denilmiştir.
KÂNUN-U EVVEL, KÂNUN-U SÂNİ: Aralık, Ocak.
KARİN-İ EVVEL: Baş mâbeynci.
KARN-I EVVEL: Hicretin birinci asrı.
KEMÂ Fİ-L-EVVEL: Evvelki gibi.
MİN-EL EVVEL: Evvelden beri.
MÜEVVEL: Te'vil edilmiş. Zâhirî mânâdan başka mânâ verilmiş. Tefsir edilmiş olan. Tabir edilmiş. (Bak: Te'vil)
MÜLAZIM-I EVVEL: Üsteğmen.
MÜMEVVEL: (Mal. dan) Zengin.
REBİ-İ EVVEL: İlkbahar. Çiçeklerin açıp otların bittiği mevsim. (Bak: Rebi-ül Evvel)
REBİ-ÜL EVVEL: Arabî ayların üçüncüsü.
SAFF-I EVVEL: İlk saf, birinci saf. * İlk sahabeler. * Bir hareket ve cereyanın ilk sahipleri.
TEŞRİN-İ EVVEL: Ekim ayı.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
EVVEL-ÜL-EVÂİL : Evvellerin evveli. * Hâdiselerin başlangıcı.
EVVAB : (Evb. den) Rücu' eden. Geri dönen. * Günahlardan tevbe edip hakkı kabul eden.
EV : Şek, tahayyür, ibham, istisnâ, şart, teb'iz için kullanılan harf-i atıf. "yahut, veya, meğer ki, bel, belki ister" gibi kelimelerle türkçeye terceme edilebilir.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...