Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
EYM: (C: Üyum) Yılan.
EYMAN: (Eymün) (Yemin. C.) Andlar. Yeminler. Kasemler.
Fık: Zevcesi ölmüş er.
Sağ taraflar. Sağlar.
EYMAN-I SÂDIKA: Doğru yeminler.
EYMEN: En meymenetli. En uğurlu. Sağ taraf.
EYMEN VÂDİSİ: Musa'nın (A.S.) tecelliye mazhar olduğu Tûr Dağı'ndaki vadi.
İçerisinde 'EYM' geçenler
AHD Ü PEYMAN: f. Yemin etme, söz verme.
ASHÂB-I MEYMENE: Dinen ihtiram mevkiinde bulunan yüksek haysiyet sahibleri. Hayırlı kimseler.
BAD-PEYMA: f. Başıboş, boş gezen, âvâre, serseri.
BEDPEYMAN: f. Verdiği sözde durmayan. Sözünün eri olmayan. Sözünü tutmayan.
CÜSEYM: Cisimcik. Küçük cisim.
CÜSEYMAT: (Cüseym. C.) Küçük cisimler, cisimcikler.
DEYMAS: (C.: Deyâmis) Hamam. * Alçak zemin.
DEYMUM: Devamlı, berkarar, zevalsiz.
DEYMUMET: Daimlik, devam, dâimiyet.
DEYMUMÎ: Devamlılık, devam, dâimiyet.
EBU-L MEYMUN: Bal, asel.
EBU SÜLEYMAN: Horoz.
EL-MÜHEYMİN: Her şeye dikkat edip koruyan ve emin eden (Allah C.C.)
EYMAN: (Eymün) (Yemin. C.) Andlar. Yeminler. Kasemler. * Fık: Zevcesi ölmüş er. * Sağ taraflar. Sağlar.
EYMAN-I SÂDIKA: Doğru yeminler.
EYMEN: En meymenetli. En uğurlu. Sağ taraf.
EYMEN VÂDİSİ: Musa'nın (A.S.) tecelliye mazhar olduğu Tûr Dağı'ndaki vadi.
GERMA-PEYMA: f. Sıcaklık ölçeği. Termometre.
HAVAMİS-İ SÜLEYMANİYE: Tar: Süleymaniye Medresesini teşkil eden medreselerden beşinin müderrisine verilen ünvan. İlk zamanlarda havamis namı altında beş medrese ve beş aded de müderris bulunurken daha sonraları müderrislerin sayıları arttırılmış ve bundan dolayı "havamis" kelimesi de "hamise"ye kalbolunmuştur. Havamis medreseleri sonraları "Hâmise-i Süleymaniye" ismini almıştır.
HEYM: (Heyemân) Şaşkınlık. * Âşık olma, tutkun olma. * Yüzü yere koymak.
HEYMERE: Koca avret. İhtiyar kadın.
HULEYME: (C.: Huleymât) Memecik. * Ciltte, bilhassa dil üzerinde bulunan küçük kabarcıkların beheri.
İBN-İ TEYMİYE: (Hi: 661-728) Diğer adı Ahmed bin Abdülhalim Harranî'dir. Hanbelî fıkıh ve hadis âlimi olarak bilinir. Bazı mes'elelerde ifrata kaydığından cumhur-u ulemaca hüsn-ü kabul görmemiştir.
KEYMUS: yun. Yiyecek ve içecek maddelerin midede hazmolunup erimesinden hâsıl olan bir sıvıdır ve kana karışır.
LEYM: İnsanlar arasında sulh etmek, barış yapmak. * Salâh. * Bir nârenciye meyvesi.
LEYMUN: (Leymon) Limon.
LÜHEYM: Zahmet, meşakkat.
MERAHİLPEYMA: f. Seyyah, yolcu. Seyahat eden kimse.
MEYMENE: Sağ kol, sağ taraf. * Meymenet, yümn-ü bereket. Bereket. Kuvvetlilik. Uğurluluk. Kutluluk.
MEYMUM: Denize atılmış olan.
MEYMUN: Bereketli, uğurlu. Kuvvetli. Kutlu.
MÜHEYMİN: Mü'min. * Hazır. Sâdık. * Hâfız. Hıfz edici. Koruyucu.
MÜRG-İ SÜLEYMAN: Çavuş kuşu. Hüdhüd.
MÜSTEYMİN: Mübarek sayan. * Aman dileyen. * Bir kimsenin yeminini isteyen.
NÜCEYM: Yıldızcık. Küçük parıltısı olan. Küçük yıldız.
PEYM: f. Haber.
PEYMA: f. Ölçen, ölçücü.
PEYMAN: f. And, yemin, muahede, ahitleşmek.(Cihet-ül vahdet-i ittihadımız, tevhiddir. Peyman ve yeminimiz, imandır. Madem ki muvahhidiz, müttehidiz. Her bir mü'min ilâ-yı Kelimetullah ile mükelleftir. Bu zamanda bunun mühim bir sebebi maddeten terakki etmektir. H.Ş.)
PEYMANE: f. Büyük kadeh. * Ölçek, kile. * Şarap bardağı.
PEYMANEKEŞ: f. İçki içen.
PEYMANE-ŞİKEST: f. Kadehi kırık.
PEYMAN-ŞİKEN: (Peyman-şikân) Yemin bozan, ahdini yerine getirmeyen.
PEYMAY: f. Tartıcı, ölçücü.
PEYMUDE: f. Ölçülmüş.
PEYMA (-): f. Ölçen, ölçücü.
REHPEYMA: f. Yol ölçen.
REHPEYMAYÎ: f. Yolculuk.
REYM: Alçak yer. * Kabir. * Derece. * Deveyi boğazlayıp taksim ettikten sonra kalan kemik. * Ziyâde çok, fazla.
RÜŞEYM: Rahimde yavrunun bütün azalarının teşekkül etmiş şekli. (Harekete başlayan rüşeyme, cenin denir)
SULTAN SÜLEYMAN HAN: (Hi: 900-974) Osmanlı Padişahlarının onuncusu, İslâm Halifelerinin yetmişbeşincisidir. Yavuz Sultan Selim Han'ın oğludur. Avrupa-vari bir kısım kanunlar yapılmasına vesile olduğundan Kanuni nâmı ile de tanınır. Padişahlık yılları Osmanlı Devletinin en haşmetli devri olup, Avrupa, Asya Osmanlıların emrinde idi. İstanbul payitahttı. Bir fikir vermek için o zaman İstanbuldaki eserlerden bir kaç misal vereceğiz. İlk olarak o zamanda yapılan bir sayıma göre: 485 câmi, 4494 mescid, 100 imâret, 417 kervansaray, 1653 ilk mekteb, 335 tekke, 4985 çeşme, 874 hamam, 743 kilise, onbir binden ziyade sokak ve cadde tesbit edilmişti.İstanbul böyle iken Avrupa'lı bir muharrir; Avrupa'yı şöyle anlatır: "Avrupalılar bin sene banyosuz kaldı. Orta çağda pis ve kirli bulunmak bir faziletti. Bu çağlarda Avrupa baştan aşağı kaşınıyordu."
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
EYMAN : (Eymün) (Yemin. C.) Andlar. Yeminler. Kasemler. * Fık: Zevcesi ölmüş er. * Sağ taraflar. Sağlar.
EY : (Arabçada) "Bak, dinle, dikkat et, yahut, demektir ki" mânalarına gelir. Bir ibareyi tefsir için kulanılır. Türkçede: Yakın nidâ içindir.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...