Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
EYS: Varlık. Vücud. Mevcud.
Kahir. Zulüm.
Zarar, ziyan.
Ümidsiz olmak. Ye'se düşmek. (Bak: Leys)
EYSAR: Çadır eteğini kazığa bağlamakta kullanılan kısa ipler.
Ot.
EYSER: Sol taraf. Soldaki.
Pek kolay.
İçerisinde 'EYS' geçenler
AMEYSEL: Arslan. * Şişman, büyük deve. * Kaftanını yere sürüyerek gezen tembel kimse. * Uzun kuyruklu geyik. * Enli nesne. * Kerim, şerif nesne.
BEYSAN: Şam hududunda bir yerin adı.
DEYSAK: (C.: Deyâsik) Uzun yol. * Beyaz olan şey.
DEYSAN: Cömertlik.
DEYSEM: Köpekten olmuş kurt eniği. * Sultan böreği denilen kırmızı çiçekli bir ot.
DEYSEME: İnci.
EL-EYS: Vücud. Varlık. Büyük cisim. (Bak: Leys, Eys)
ELLEYS: Mutlak hiçlik. Adem-i sırf.
EYSAR: Çadır eteğini kazığa bağlamakta kullanılan kısa ipler. * Ot.
EYSER: Sol taraf. Soldaki. * Pek kolay.
FÜVEYSİKA: Fare.
HAYSE-BEYSE: İleri gidip geri gelmek, bir halde durmak. * Karışıklık. * Şiddet ve darlık.
HEYS: Atâ etmek, vermek, bağışlamak. * Hareket.
HEYS: Yürümek.
HEYSAM: Arslan. * Kısa boylu kişi.
HEYSAR: Arslan.
HEYSEM: Toy kuşunun yavrusu. * Tavşancıl yavrusu. * Akbaba yavrusu. * Kurt eniği.
HUVEYSAL: (C.: Huveysalat) Tıb: Ciltte peyda olan bir takım kabarcık.
KALLEYS: San'a şehrinde bir kilise.
KEYS: Zekâ, kavrayış, anlayış, idrâk.
KEYS: Yaramaz huylu kişi.
KEYSAN: Ayakla bir kimsenin dübürüne vurmak. * Özür, mâzeret.
KEYSANİYYE: Revâfiz tâifesinden bir sınıf.
KEYSUM: Çok miktar olan kuru ot.
LEYS: Adem. Yokluk. Gayr-ı mevcud. (Bunun aslı "lâyese" idi. Yâ'yı tahfif için "leyse" oldu.) Hükemâlar arasında "eys" vücud, "leys" adem mânâsında kullanılmıştır. (L.R.) * Gaflet. * Bahâdırlık, kahramanlık. * Yük çekici olmak.
LEYS (LÂYİS): (C.: Lüyus) Arslan. * Sinek avlayan örümcek. * Arasında yaş ot bitmiş olan kuru ot. * Birbirine girmiş ot. * Semiz ve şişman kimse.
LEYSE: Olmadı (meâlinde fiil-i müşebbehtir)
LEYSE KEMİSLİHİ ŞEY'ÜN: Ne zâtında, ne sıfâtında, ne de ef'âlinde naziri yoktur, şebihi olamaz!.
MEYS: Ceviz ağacı. * Sallana sallana yürümek.
MEYSA: (C: Miyes) Yumuşak yer.
MEYSAN: Sallana sallana yürümek.
MEYSEME: (Vesm. den) Damga, damgalanmış.
MEYSERE: (C.: Meyâsir) Ordunun sol cenâhı. Sol cenâh. * Zenginlik, servet.
MEYSİR: Meyser. Kolaylık yeri. Kolaylık. * Kumar. Arablar arasında ok ile oynanan kumar. * Kumar için kesilen hayvan.
MEYSUR: Kolay. Kolay olmuş. Asan. Kolay kılınmış şey.
MEYSURAT: (Meysur ve Meysure. C.) Kolaylatılmış şeyler. Asan edilmiş şeyler.
MÜSTEYSER: Hazır, kolaylanmış.
MÜSTEYSİR: Nefsine ayıran.
NA-MEYSUR: f. Ele geçirememiş. Elde edememiş. * İşi kolaylaştırılmış.
NEYSEB: Karıncaların birbirine bitişerek yol almaları.
NEYSİTAN: f. Sazlık, kamışlık.
PEYSİPER: f. Çiğnenmiş, ayak altında kalmış.
REYS: Eğlenmek, eğlendirmek.
REYS: (Reysân) Sallanmak. * Gururlanmak, tekebbürlenmek.
TEYS: (C.: Tüyüs-Tiyese-Etyâs) Erkek keçi, teke.
TEYSİR: (Yüsr. den) Kolaylaştırma. Kolaylaştırılma.
TUVEYS: Küçük tavus kuşu.
ÜVEYS-EL KARANÎ: Hz. Ebu Bekir ve Ömer (R.A.) devirlerinde Medine-i Münevvere'de çok hürmet gören ve Tabiînin büyüklerinden olup hadis-i şerif ile medh ü senâsı yapılan büyük bir veli. Peygamberimiz (A.S.M.) zamanında yaşamış ise de vâlidesine çok hürmetinden dolayı Peygamberimizle görüşememiş, fakat ona bütün ruh u canı ile bağlı kalmıştır. Sıffîn Muharebesinde Hz. Ali'nin (R.A.) askerleri arasında şehid düşmüştü. (Hi: 37) Veys diye de anılır.
ÜVEYSÎ: (Üveysî tarzı) Veysel Karanî Hazretleri gibi sevdiği ve kendisine bağlı olduğu zatı görmeden ve gaybî olarak olan muhabbet ve bağlılık; ve bu muhabbetle bağlı olduğu zattan manevî feyz almak tarzı.
VEYSEL KARANÎ: (Bak: Üveys-el Karanî)
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
EYSAR : Çadır eteğini kazığa bağlamakta kullanılan kısa ipler. * Ot.
EY : (Arabçada) "Bak, dinle, dikkat et, yahut, demektir ki" mânalarına gelir. Bir ibareyi tefsir için kulanılır. Türkçede: Yakın nidâ içindir.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...