| Kelime | Anlam |
|---|
| EYYÜ: | Sual sormak için "Hangi? Ne? Ne vakit?" mânalarına kullanılır. |
| EYYÜHEL-İHVAN: | Ey kardeşler, ey ihvân (meâlinde hitab). |
| İçerisinde 'EYYÜ' geçenler |
|---|
| EYYÜHEL-İHVAN: | Ey kardeşler, ey ihvân (meâlinde hitab). |
| MAKSAD VE MÜSTEKARRIN TEMEYYÜZÜ: | Kelâmın maksadının ve karar kıldığı yerin açık olarak belli olması. |
| MEYL-ÜT TEZEYYÜD: | Tekellüfle sözü uzatma, artırma arzusu. |
| MAKSAD VE MÜSTEKARRIN TEMEYYÜZ: | Kelâmın maksadının ve karar kıldığı yerin açık olarak belli olması. |
| SABR-I EYYÜB: | Eyyüb'ün (A.S.) dillere destan olan sabrı. |
| TEBEYYÜN: | Belli olmak. Sabit olmak. Görünüp anlaşılmak. |
| TEBEYYÜT: | Geceleyin yağma etme. * Bir işi gece yapmak. |
| TECEYYÜF: | Dost edinmek. |
| TECEYYÜR: | Teftiş etmek, kontrol etmek. |
| TEDEYYÜM: | Yağmurun sert yağması. |
| TEDEYYÜN: | Dinini sakınmak. * (Deyn. den) Borçlanma. Borca girme. |
| TEEYYÜD: | Kuvvetlenme. Kuvvet ve metânet bulma. Te'yid olunma. |
| TEFEYYÜZ: | Feyizlenmek. * İlerlemek. * Bollaşmak. |
| TEHEYYÜ: | Hazırlanma, nizamlanma. |
| TEHEYYÜB: | (Heybet. den) Korkma. Korkutma. |
| TEHEYYÜC: | Heyecanlanma. Coşma. Deprenme. Harekete gelme. |
| TEHEYYÜCÂT: | (Teheyyüc. C.) Coşup heyecanlanmalar. |
| TEHEYYÜF: | İnceltmek. |
| TEHEYYÜL: | Lânet etmek. |
| TEHEYYÜM: | Şaşma, şaşırma. Şaşıp kalma. Hayran olma. * Susuz olma. |
| TEHEYYÜN: | Asan olmak, kolay olmak. |
| TEHEYYÜZ: | Kırılmış kemiğin kaynayıp bitişmesi. |
| TEHEYYÜZ: | Perâkende olmak, dağılmak. |
| TEKEYYÜF: | Bir keyfiyet kabul etmek. Eksiltmek veya noksan etmek. Keyfiyetlenmek. * Keyiflenmek. |
| TEKEYYÜS: | (Kiyâset. den) Kiyâsetli ve zeki görünme. * Zariflik gösterme. |
| TELEYYÜN: | (Leyn. den) Yumuşak. Yumuşak olmak. Sulanmak. |
| TELEYYÜS: | Arslan yürekli olma, arslan yürüyüşlü olma. |
| TEMEYYÜ': | Sulanma, sulu hâle gelme. Akma. Cıvıklaşma, sıvı hâle gelme. |
| TEMEYYÜH: | Sulanma. |
| TEMEYYÜH-İ DEM: | Kanın sulanması. |
| TEMEYYÜZ: | Benzerlerinden farklı ve üstün olma. Diğerleri arasından kendini gösterme. |
| TEREYYÜB: | Cem'olmak, toplanmak, birikmek. |
| TESEYYÜB: | (Seyyib. den) (Kadın) dul kalma. |
| TESEYYÜB: | Üşenme, kayıtsızlık, tembellik. |
| TESEYYÜD: | Yükseltme. * Sağlam olma. |
| TEŞEYYÜB: | (C.: Teşeyyübât) İhmalcilik, kayıtsızlık. |
| TEŞEYYÜD: | Yükseltme. Sağlamlaştırma. |
| TEŞEYYÜH: | (Şeyh. den) İhtiyarlama. * Şeyhlik iddiasında bulunma. |
| TEVEYYÜL: | (C.: Teveyyülât) Vâveylâ etme. Çığlık koparma. |
| TEZEYYÜB: | Ağzının köpüğü kenarına yığılmak. * Yaş üzümün kuruması. |
| TEZEYYÜD: | Ziyadeleşme, çoğalma, artma. * Tekellüfle sözü uzatma. |
| TEZEYYÜN: | Süslenme. Bezenme. |
| TEZEYYÜN-ÜL EZHÂR: | Çiçeklerin tezeyyünü, ziynetlenmeleri. |
| TEZEYYÜNÂT: | (Tezeyyün. C.) Süslenmeler, ziynetlenmeler. |
| YA EYYÜHEL HOTO: | Ey vahşi, kaba dağ adamı! |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| EYYÜHEL-İHVAN : | Ey kardeşler, ey ihvân (meâlinde hitab). |
| EYYAM : | (Yevm. C.) Devirler. Günler. * Güç, iktidar, nüfuz. |
| EY : | (Arabçada) "Bak, dinle, dikkat et, yahut, demektir ki" mânalarına gelir. Bir ibareyi tefsir için kulanılır. Türkçede: Yakın nidâ içindir. |