Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
EYYÜ: Sual sormak için "Hangi? Ne? Ne vakit?" mânalarına kullanılır.
EYYÜHEL-İHVAN: Ey kardeşler, ey ihvân (meâlinde hitab).
İçerisinde 'EYYÜ' geçenler
EYYÜHEL-İHVAN: Ey kardeşler, ey ihvân (meâlinde hitab).
MAKSAD VE MÜSTEKARRIN TEMEYYÜZÜ: Kelâmın maksadının ve karar kıldığı yerin açık olarak belli olması.
MEYL-ÜT TEZEYYÜD: Tekellüfle sözü uzatma, artırma arzusu.
MAKSAD VE MÜSTEKARRIN TEMEYYÜZ: Kelâmın maksadının ve karar kıldığı yerin açık olarak belli olması.
SABR-I EYYÜB: Eyyüb'ün (A.S.) dillere destan olan sabrı.
TEBEYYÜN: Belli olmak. Sabit olmak. Görünüp anlaşılmak.
TEBEYYÜT: Geceleyin yağma etme. * Bir işi gece yapmak.
TECEYYÜF: Dost edinmek.
TECEYYÜR: Teftiş etmek, kontrol etmek.
TEDEYYÜM: Yağmurun sert yağması.
TEDEYYÜN: Dinini sakınmak. * (Deyn. den) Borçlanma. Borca girme.
TEEYYÜD: Kuvvetlenme. Kuvvet ve metânet bulma. Te'yid olunma.
TEFEYYÜZ: Feyizlenmek. * İlerlemek. * Bollaşmak.
TEHEYYÜ: Hazırlanma, nizamlanma.
TEHEYYÜB: (Heybet. den) Korkma. Korkutma.
TEHEYYÜC: Heyecanlanma. Coşma. Deprenme. Harekete gelme.
TEHEYYÜCÂT: (Teheyyüc. C.) Coşup heyecanlanmalar.
TEHEYYÜF: İnceltmek.
TEHEYYÜL: Lânet etmek.
TEHEYYÜM: Şaşma, şaşırma. Şaşıp kalma. Hayran olma. * Susuz olma.
TEHEYYÜN: Asan olmak, kolay olmak.
TEHEYYÜZ: Kırılmış kemiğin kaynayıp bitişmesi.
TEHEYYÜZ: Perâkende olmak, dağılmak.
TEKEYYÜF: Bir keyfiyet kabul etmek. Eksiltmek veya noksan etmek. Keyfiyetlenmek. * Keyiflenmek.
TEKEYYÜS: (Kiyâset. den) Kiyâsetli ve zeki görünme. * Zariflik gösterme.
TELEYYÜN: (Leyn. den) Yumuşak. Yumuşak olmak. Sulanmak.
TELEYYÜS: Arslan yürekli olma, arslan yürüyüşlü olma.
TEMEYYÜ': Sulanma, sulu hâle gelme. Akma. Cıvıklaşma, sıvı hâle gelme.
TEMEYYÜH: Sulanma.
TEMEYYÜH-İ DEM: Kanın sulanması.
TEMEYYÜZ: Benzerlerinden farklı ve üstün olma. Diğerleri arasından kendini gösterme.
TEREYYÜB: Cem'olmak, toplanmak, birikmek.
TESEYYÜB: (Seyyib. den) (Kadın) dul kalma.
TESEYYÜB: Üşenme, kayıtsızlık, tembellik.
TESEYYÜD: Yükseltme. * Sağlam olma.
TEŞEYYÜB: (C.: Teşeyyübât) İhmalcilik, kayıtsızlık.
TEŞEYYÜD: Yükseltme. Sağlamlaştırma.
TEŞEYYÜH: (Şeyh. den) İhtiyarlama. * Şeyhlik iddiasında bulunma.
TEVEYYÜL: (C.: Teveyyülât) Vâveylâ etme. Çığlık koparma.
TEZEYYÜB: Ağzının köpüğü kenarına yığılmak. * Yaş üzümün kuruması.
TEZEYYÜD: Ziyadeleşme, çoğalma, artma. * Tekellüfle sözü uzatma.
TEZEYYÜN: Süslenme. Bezenme.
TEZEYYÜN-ÜL EZHÂR: Çiçeklerin tezeyyünü, ziynetlenmeleri.
TEZEYYÜNÂT: (Tezeyyün. C.) Süslenmeler, ziynetlenmeler.
YA EYYÜHEL HOTO: Ey vahşi, kaba dağ adamı!
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
EYYÜHEL-İHVAN : Ey kardeşler, ey ihvân (meâlinde hitab).
EYYAM : (Yevm. C.) Devirler. Günler. * Güç, iktidar, nüfuz.
EY : (Arabçada) "Bak, dinle, dikkat et, yahut, demektir ki" mânalarına gelir. Bir ibareyi tefsir için kulanılır. Türkçede: Yakın nidâ içindir.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...