Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
EZİR: f. Haykırma, bağırma.
İçerisinde 'EZİR' geçenler
BEZİR: Geveze, fazla konuşan.
BEZİR: Ekilecek tohum, tane. * Keten tohumundan çıkarılan bir yağ. Bu yağ, yağlıboya yapmakta kullanılır.
BEZİRGAN: (Bâzâr-gân) f. Tacir, tüccar, alışveriş eden esnaf. Efendi ve ağa yerine Yahudiler için söylenen ünvandır.
CEZİR: (Bak: Cezr)
CEZİRE: Ada. Dört tarafı su ile çevrilmiş toprak parçası.(Üç tarafı su ile çevrili kara parçasına yarımada denir.)
CEZİRET-ÜL ARAB: Arabistan yarımadası.
DEVA NA-PEZİR: Devâsı bulunmaz hastalık.
ELCEZİRE: Mezopotamya. Dicle ve Fırat nehirleri arasında bulunan yerin adı. Bugün Irak'ın toprakları arasındadır.
FENAPEZÎR: f. Fena bulan, yok olan. Fenayâb da aynı mânada kullanılır.
HALELPEZÎR: f. Bozulan, Halel bulan. Eksik. Fesad kabul eden. Bozuk.
HİTAMPEZİR: f. Biten, hitâm bulun, sona eren, nihayet eren.
HUSUL-PEZİR: Hâsıl olmuş, meydana gelmiş.
İFAKAT-PEZİR: f. İyileşmesi mümkün, iyileşebilir.
İLAC NÂ-PEZİR: f. Tedavisi mümkün olmayan, ilâç kabul etmeyen. * İmkânsız, çaresiz.
İLAC-PEZİR: f. Çaresi bulunabilen. * Tedavi edilebilen, ilâç kabul eden.
İLTİYAM-PEZİR: f. İyi olabilir, kapanabilir yara.
İLTİYAM-NÂPEZİR: f. İyi olmaz, kapanmaz yara.
İNHİLAL-PEZİR: f. İnhilali mümkün olan. Dağılabilen. Çözülebilen. Eriyebilen.
İNTİHA-PEZİR: f. Sona eren, nihâyet bulan.
İTTİFAKPEZİR: f. İttifak ve ittihad kabul eden.
ISLAHPEZİR: Islah edilebilir olan. Düzeltme ve tâmir kabul eden, ıslaha kabiliyeti olan.
JENG-PEZİR: Paslı, küflü, kirli.
LEZÎR: f. Akıllı, zeki.
MEDD Ü CEZİR: Coğ: Deniz sularının kabarması ve tekrar geriye çekilmesi.
MEZİR: Zarif kimse. * Katı kalbli ve cesur. * İşlerinde nüfuzlu olan.
MEZİR: Fâsid olmak, fesatçılık yapmak.
MUHTEZİR: Sakınan, çekinen. (Bak: Muhteriz)
MUTEZİR: Özür dileyen. İtizâr eden. Özürü makbul olan.
MUTEZİRÂNE: f. Özür dileyerek. Kusurunu kabul edip yalvarırcasına.
MÜNCEZİR: Kesilen.
NA-PEZİR: f. Olmaz, olamaz, kabul etmez.
NASİHAT-NÂPEZİR: f. Nasihat dinlemez, öğüt tutmaz.
NASİHATPEZİR: f. Nasihat tutar, öğüt tutar, öğüt dinler.
NETİCEPEZİR: f. Son bulmuş, neticelenmiş.
NEZİR: (Nezr. den) Bir iş için korkulacak bir şey söyleyip gözdağı vermek. İlerdeki hesap için korkutmak. ("Beşir" in zıddıdır) * Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâmın bir vasfı olup Allaha (C.C.) inanıp itaat etmeyenlere cehennemden haber verdiği için "Nezir" denmiştir.
NEZİRE: Nezredilmiş olan şey, adak.
NİHAYET-PEZİR: Son bulan. Nihâyet bulur olan.
NÜZHET-PEZİR: f. Safa ve neşe bulmuş olan.
PEZİR: f. Kabul eden, olan, olabilen. * "Söz dinleyici, emir tutan" mânasında birleşik kelimeler yapılır.
PEZİRA: f. Kabul eden.
PEZİRAY-HİTAM: Sona eren, biten, hitam bulan.
PEZİRE: f. Karşılama, karşılayış.
PEZİRİŞ: f. Kabul edilmiş. Kabul ediş.
PEZİR (-): f. Kabul eden, olan, olabilen. * "Söz dinleyici, emir tutan" mânasında birleşik kelimeler yapılır.
SURETPEZİR: f. Meydana çıkan, hâsıl olan, şekillenen.
ŞEREF-PEZİR: f. Şeref ve itibar bulan.
ŞEZR (ŞEZİR): Altın mâdeninden toplanan altın ufağı. * İnci parçaları.
ŞİFANAPEZİR: (Şifâ-nâpezir) f. Tedavi edilmez, şifa bulmaz, tedavi olmaz.
ŞİFAPEZİR: f. İyileşebilir, şifa bulabilir, geçebilir.
TESELLİ-PEZİR: f. Avutulabilir, avundurulabilir.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
EZİB : Rezil, âdi ve aşağılık kimse. * Kıble rüzgarı. * Riyh-u cenub ile Sâbâ arasında esen yel. * Sevinmek, ferah ve neşat.
EZ : f. ...den, ...den.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...