| Kelime | Anlam |
|---|
| EZİR: | f. Haykırma, bağırma. |
| İçerisinde 'EZİR' geçenler |
|---|
| BEZİR: | Geveze, fazla konuşan. |
| BEZİR: | Ekilecek tohum, tane. * Keten tohumundan çıkarılan bir yağ. Bu yağ, yağlıboya yapmakta kullanılır. |
| BEZİRGAN: | (Bâzâr-gân) f. Tacir, tüccar, alışveriş eden esnaf. Efendi ve ağa yerine Yahudiler için söylenen ünvandır. |
| CEZİR: | (Bak: Cezr) |
| CEZİRE: | Ada. Dört tarafı su ile çevrilmiş toprak parçası.(Üç tarafı su ile çevrili kara parçasına yarımada denir.) |
| CEZİRET-ÜL ARAB: | Arabistan yarımadası. |
| DEVA NA-PEZİR: | Devâsı bulunmaz hastalık. |
| ELCEZİRE: | Mezopotamya. Dicle ve Fırat nehirleri arasında bulunan yerin adı. Bugün Irak'ın toprakları arasındadır. |
| FENAPEZÎR: | f. Fena bulan, yok olan. Fenayâb da aynı mânada kullanılır. |
| HALELPEZÎR: | f. Bozulan, Halel bulan. Eksik. Fesad kabul eden. Bozuk. |
| HİTAMPEZİR: | f. Biten, hitâm bulun, sona eren, nihayet eren. |
| HUSUL-PEZİR: | Hâsıl olmuş, meydana gelmiş. |
| İFAKAT-PEZİR: | f. İyileşmesi mümkün, iyileşebilir. |
| İLAC NÂ-PEZİR: | f. Tedavisi mümkün olmayan, ilâç kabul etmeyen. * İmkânsız, çaresiz. |
| İLAC-PEZİR: | f. Çaresi bulunabilen. * Tedavi edilebilen, ilâç kabul eden. |
| İLTİYAM-PEZİR: | f. İyi olabilir, kapanabilir yara. |
| İLTİYAM-NÂPEZİR: | f. İyi olmaz, kapanmaz yara. |
| İNHİLAL-PEZİR: | f. İnhilali mümkün olan. Dağılabilen. Çözülebilen. Eriyebilen. |
| İNTİHA-PEZİR: | f. Sona eren, nihâyet bulan. |
| İTTİFAKPEZİR: | f. İttifak ve ittihad kabul eden. |
| ISLAHPEZİR: | Islah edilebilir olan. Düzeltme ve tâmir kabul eden, ıslaha kabiliyeti olan. |
| JENG-PEZİR: | Paslı, küflü, kirli. |
| LEZÎR: | f. Akıllı, zeki. |
| MEDD Ü CEZİR: | Coğ: Deniz sularının kabarması ve tekrar geriye çekilmesi. |
| MEZİR: | Zarif kimse. * Katı kalbli ve cesur. * İşlerinde nüfuzlu olan. |
| MEZİR: | Fâsid olmak, fesatçılık yapmak. |
| MUHTEZİR: | Sakınan, çekinen. (Bak: Muhteriz) |
| MUTEZİR: | Özür dileyen. İtizâr eden. Özürü makbul olan. |
| MUTEZİRÂNE: | f. Özür dileyerek. Kusurunu kabul edip yalvarırcasına. |
| MÜNCEZİR: | Kesilen. |
| NA-PEZİR: | f. Olmaz, olamaz, kabul etmez. |
| NASİHAT-NÂPEZİR: | f. Nasihat dinlemez, öğüt tutmaz. |
| NASİHATPEZİR: | f. Nasihat tutar, öğüt tutar, öğüt dinler. |
| NETİCEPEZİR: | f. Son bulmuş, neticelenmiş. |
| NEZİR: | (Nezr. den) Bir iş için korkulacak bir şey söyleyip gözdağı vermek. İlerdeki hesap için korkutmak. ("Beşir" in zıddıdır) * Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâmın bir vasfı olup Allaha (C.C.) inanıp itaat etmeyenlere cehennemden haber verdiği için "Nezir" denmiştir. |
| NEZİRE: | Nezredilmiş olan şey, adak. |
| NİHAYET-PEZİR: | Son bulan. Nihâyet bulur olan. |
| NÜZHET-PEZİR: | f. Safa ve neşe bulmuş olan. |
| PEZİR: | f. Kabul eden, olan, olabilen. * "Söz dinleyici, emir tutan" mânasında birleşik kelimeler yapılır. |
| PEZİRA: | f. Kabul eden. |
| PEZİRAY-HİTAM: | Sona eren, biten, hitam bulan. |
| PEZİRE: | f. Karşılama, karşılayış. |
| PEZİRİŞ: | f. Kabul edilmiş. Kabul ediş. |
| PEZİR (-): | f. Kabul eden, olan, olabilen. * "Söz dinleyici, emir tutan" mânasında birleşik kelimeler yapılır. |
| SURETPEZİR: | f. Meydana çıkan, hâsıl olan, şekillenen. |
| ŞEREF-PEZİR: | f. Şeref ve itibar bulan. |
| ŞEZR (ŞEZİR): | Altın mâdeninden toplanan altın ufağı. * İnci parçaları. |
| ŞİFANAPEZİR: | (Şifâ-nâpezir) f. Tedavi edilmez, şifa bulmaz, tedavi olmaz. |
| ŞİFAPEZİR: | f. İyileşebilir, şifa bulabilir, geçebilir. |
| TESELLİ-PEZİR: | f. Avutulabilir, avundurulabilir. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| EZİB : | Rezil, âdi ve aşağılık kimse. * Kıble rüzgarı. * Riyh-u cenub ile Sâbâ arasında esen yel. * Sevinmek, ferah ve neşat. |
| EZ : | f. ...den, ...den. |