Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
EZM: Yemek, ekl.
EZMAN: Zamanlar. Vakitler. Müddetler.
EZMÂR: (Zimr. C.) Kahramanlar, yiğitler, bahadırlar.
EZMÂR-I ETRÂK: Türk kahramanları.
EZMAYİŞ: Tahtadan yapılmış demir temrenli bir cins ok.
EZME: Kıtlık, kaht.
Şiddet.
Darlık.
Bir kere yemek.
EZMEL: Hareket etmek.
Muzdarib olmak, acı çekmek.
Savt, sadâ, ses.
Gül.
EZMİNE: (Zaman. C.) Zamanlar.
EZMİNE-İ KADİME: Eski zamanlar.
EZMİNE-İ MÂZİYYE: Geçmiş zamanlar.
EZMİNE-İ MÜSTAKBELE: Gelecek zamanlar, müstakbel zamanlar.
İçerisinde 'EZM' geçenler
BEZM: Yayın kirişini çekip, sonra salıverme. * Bir şeyi diş ucuyla ısırma.
BEZM: f. Sohbet meclisi. Muhabbet yeri. Yiyip içme, îş u nûş. Meclis.
BEZM-İ AŞK: Aşk meclisi.
BEZM-İ CİHÂN: Dünya meclisi. Dünya.
BEZM-İ ELEST: Cenab-ı Hak ruhları yarattığında "Ben Rabbiniz değil miyim? meâlinde: $ diye sorduğunda, ruhlar, $ "Evet Rabbimizsin" diye cevap vermeleri ânına "Elest meclisi" veya "Bezm-i elest" tabir edilir.
BEZM-İ GAM: Gam meclisi.
BEZM-İ HÂSS: Hususi meclis.
BEZM-İ SAFÂ: Safâ meclisi, eğlence meclisi.
BEZME: Gündüzleyin yenilen bir öğün yemek.
BEZME: f. Muhabbet ve sohbet meclisinin bir köşesi.
BEZMGÂH: f. Eğlence yeri.
BEZM-İ AŞK: Aşk meclisi.
CEZM (CİZM): Her nesnenin aslı. * Ağacın kökü. * Kesmek, kat'.
CEZM: (Cezim) Kat'î karar. Yemin. Kararlaştırmak. * Kesmek. * Niyet. Tahmin. Takdir. * İlzam. * İcâbe. * Gr: Arabçada kelime sonundaki harfi sâkin okumak. Kur'ân-ı Kerim okurken harfleri yerlerine vaz'edip mahrecinden çıkarırken tâne tâne, fesahat, beyan ve teenni ve sükûnet üzere okumak.
CEZMA: Kulağı kesik koyun. * Kulağı delik koyun.
CEZME: Bir kere yemek.
CEZME: Kamçı. * Ağaç parçası. * İp parçası.
CEZMEN: Kestirip atmak sûretiyle.
CEZMÎ: Kat'î niyet ve karara ait. Cezm.
EZMAN: Zamanlar. Vakitler. Müddetler.
EZMÂR: (Zimr. C.) Kahramanlar, yiğitler, bahadırlar.
EZMÂR-I ETRÂK: Türk kahramanları.
EZMAYİŞ: Tahtadan yapılmış demir temrenli bir cins ok.
EZME: Kıtlık, kaht. * Şiddet. * Darlık. * Bir kere yemek.
EZMEL: Hareket etmek. * Muzdarib olmak, acı çekmek. * Savt, sadâ, ses. * Gül.
EZMİNE: (Zaman. C.) Zamanlar.
EZMİNE-İ KADİME: Eski zamanlar.
EZMİNE-İ MÂZİYYE: Geçmiş zamanlar.
EZMİNE-İ MÜSTAKBELE: Gelecek zamanlar, müstakbel zamanlar.
Fİ'L-İ MEZMUM: Kötü, fenâ iş. Livâta ve zina.
HARZEM (HAREZM): Türkistan'da Aral gölünün güneyindeki delta ve çevresindeki ülke.
HEZM: Çok çabuk kesmek. * Sür'atle yemek.
HEZM: Bozma, mağlub etme, hezimete uğratma. * Sıkıştırma, sıkma, bir şeyi sıkıp ezme.
HEZM: Seğirtmek. * Taze olmak. * Kırmak.
HEZME: Elle basıldığında veya sıkıldığında oluşan çukur.
HEZMELE: Bir cins yürüyüş.
KEZM: Kızgınlığı yenme. Öfke ve hiddeti meydana çıkarmama. * Men'etmek, engel olmak. * Hapsetmek. * Nefesin çıktığı yer.
KEZM: Bir şeyi ağzına alıp ön dişiyle kırmak. * Burnun kısa ve yüksek olması. * Parmakları kısacık olmak. * Atın dudaklarının kaba ve kısa olması.
KEZMA: Parmakları kısacık olan kadın.
KEZMAZİC (KEZMÂZİL): İlgın ağacının koruğu.
MEZMERE: Çok şiddetli hareket ettirmek.
MEZMUM: Zemmolunmuş. Makbul olmıyarak ayıplanmış. Kötü.
MEZMUN: (Bak: Mazmun)
MEZMUR: Terennümle okunan kaside, ilâhi ve münâcat. * Hz. Dâvuda (A.S.) inen "Zebur"un Surelerinden herbiri.
REZM: Deve avazı. * Gök gürlemesi. * Cem'etmek, toplamak.
REZM: Akmak, seyelân.
REZM: f. Cenk, muharebe, çarpışma, savaş.
REZMGÂH: f. Savaş meydanı, muhârebe sahası.
REZMÎ: f. Savaşla ilgili.
REZMYUZ: f. Savaşçı, kavgacı, muhârib.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
EZMAN : Zamanlar. Vakitler. Müddetler.
EZ : f. ...den, ...den.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...