Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
FÎF: (C: Efyâf- Füyuf) Düz yer.
İçerisinde 'FÎF' geçenler
AFİF: Temiz. Güzel. Nezih. İffetli ve namuslu olan. Haramdan sakınan. * Müstakim.
AFİFÂNE: f. İffetlice. Temiz olarak. Nazif olarak.
CEFİF: Kuru, kurumuş.
DEFİF: Ağır ağır gitmek. * Kuşun, ayakları yerde iken kanatlarını salıp hareket ettirmesi.
ESBAB-I MUHAFFİFE: (Esbâb-ı mazeret) Yapılan bir cürmün ve kabahatın cezasını hafifletici sebebler.
HAFİF: Ağır olmayan. Hafif. Yeğni.
HAFİF-ÜL MİZAC: Kararsız, hoppa, temkinsiz.
HAFİF-ÜR RUH: Ruhu hafif olan, hoşsohbet.
HAFÎF: Kuş uçarken, at koşarken veya rüzgâr eserken meydana gelen hışırtı, hışlama.
HAFİF-İ KEBUTER: Güvercinin uçarken çıkardığı ses.
HEFÎF: Sür'atli seyir.
İSTİHKÂMAT-I HAFİFE: Harbde kısa zamanda yapılan sığınaklar.
KESRE-İ HAFİFE: "İ" diye okunan kesre.
LEFİF: Sarılmış, dürülmüş. * Gr: Kökü üç harfli olduğunda iki harfi "elif" veya "yâ" nın yan yana olduğu kelime.
LEFİF-İ MAKRUN: Kökündeki "elif" veya "ya" nın yan yana olduğu kelime.
LEFİF-İ MEFRUK: Harf-i illetin aralarında başka bir harfin bulunduğu kelime.
MUHAFFİF: (Hıffet. den) Hafifleten, hafifletici.
MUTAFFİF: Alış verişde hilekârlık eden. Fazla alıp noksan mal veren.
MUTAFFİFÎN: Ticârette hile yapanlar, fazla alıp noksan veren ve eksik tartanlar.
MÜCEFFİF: Kurutucu.
MÜTEAFFİF: İffetli, şerefli, namuslu.
MÜTEAFFİFÂNE: f. İffetlilikle, şerefle, nâmuslulukla.
MÜTEAFFİFÎN: (Müteaffif. C.) İffetli, namuslu ve şerefli kimseler. Müteaffifler.
MÜTECEFFİF: İçi boşalan, kuruyan, koflaşan (kabuklu meyve).
MÜTEHAFFİF: Ayağa mest veya çizme cinsinden bir şey giyen. * Hafifliyen, tahaffüf eden.
MÜTELEFFİF: Sarılıp bürünen.
NECASET-İ HAFİFE: Hanefî mezhebine göre pis olduğuna dair şer'î bir delil mevcud olan şeydir. Diğer bir tabire göre murdar olmadığı rivayet edilen şeydir. (Eti yenen hayvanların bevilleri gibi.) Bedenin veya elbisenin dörtte birinden az miktarı namaza mani olmaz.
NEFİF: Hevâ.
REFİF: (Ateş) Parlamak.
SAFİF: Kuru ot.
SEFİF: Deve beline çekilen kolan.
ŞEFİF: Soğuktan incinmek. * Soğuk.
TAFİF: Az, kalil.
TAHFİF: (Hıffet. den) Hafifletme, yükünü azaltma. Kolaylaştırma. * Lâyıkı vechiyle hürmet etmemek. * Maddî-manevî bir ızdırabı azaltmak. * Kelimelerin bazı harflerini terketmekle telâffuzunu kolaylaştırmak.
TAHFİFÂT: (Tahfif. C.) Hafifletmeler; yükünü eksiltmeler, kolaylaştırmalar.
TASFİF: (C.: Tasfifât) (Saff. dan) Sıralama, saf saf dizme. * Sağ elinin ayasını sol elinin arkasına vurmak.
TATFİF: Alırken dolgun, verirken eksik ölçmek.
TATFİF SURESİ: Kur'an-ı Kerim'in 83. suresidir. Mekkîdir.
TECFİF: (Ceff. den) Kurutma veya kurutulma. * Cübbe giydirme.
TELAFİF: Birbirine sarmaşmış bölük bölük nebatlar. * Büklümler, kıvrımlar. * Birbirine girmiş ve sarmaşmış vaziyette olma. Lif lif olma.
TELAFİF-İ DİMAĞİYE: Dimağın lif lif olmuş hâli.
TELFİF: Bürünme, sarma, örtme.
TESFİF: Dövüp ezme, toz haline getirme.
TEZFİF: Hazırlamak. * Katli sür'atlendirmek.
ZAMME-İ MAKBUZE-İ HAFİFE: (Ü) sesini veren zamme.
ZEFİF: Çabuk davranan. Çevik. * Deve kuşunun yelmesi. * Gelini kocasına göndermek. * Hızla gitmek.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
FÎ : Arabçada harf-i cerrdir. Mekâna ve zamana âidiyyeti bildirir. Ta'lil için, isti'lâ için ve yine harf-i cerr olan "bâ, ilâ, min, maa" harflerinin yerine kullanılır. Geçen mef'ul ile gelecek fasıl arasında geçer. Te'kid mânası da vardı. (L.R.)Başka bir ifade ile kısaca (fî) : "İçinde, içine, hakkında, hususunda, üzere, dâir, mütedair, beherine ve herbirine" mânalarına gelir. Kelimenin başına yazılır ve o kelimeyi "i" diye okuttuğu için ona harf-i cerr denir. Farsçada "Der", "Fî" yerinde kullanılır.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...