Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
FÎH: (Fî-h) Onda, onun hakkında.
FİHAL: (Fahl. C.) İtibarlı, seçkin ve üstün kimseler.
FİHAM: (Fahîm ve fahm. C.) İtibar ve nüfuz sahibi kişiler, ulu kimseler.
FİHHÎR: Çok gururlanıp fahirlenen kimse.
FÎHİ NAZAR(UN): Şüphe edilen bir mes'ele hakkında söylenir. "Ona bir bakmak, tetkik etmek lâzımdır" demektir.
FİHR: (C: Efhâr) Destesenk dedikleri taş.
Taş.
FİHRİS: (Fihrist) Bir dükkânda veya bir kitabın içerisinde ne bulunduğunu sıra ile gösteren liste. (Kataloğ)
(C: Fehâris) Her nesnenin aslı.
Kanun.
İçerisinde 'FÎH' geçenler
EFÂZIL-I VÜKELÂ-YI FİHÂM: Büyük vekillerin bilgilileri.
EFİH: Bir adamın beynine vurmak.
FİHAL: (Fahl. C.) İtibarlı, seçkin ve üstün kimseler.
FİHAM: (Fahîm ve fahm. C.) İtibar ve nüfuz sahibi kişiler, ulu kimseler.
FİHHÎR: Çok gururlanıp fahirlenen kimse.
FÎHİ NAZAR(UN): Şüphe edilen bir mes'ele hakkında söylenir. "Ona bir bakmak, tetkik etmek lâzımdır" demektir.
FİHR: (C: Efhâr) Destesenk dedikleri taş. * Taş.
FİHRİS: (Fihrist) Bir dükkânda veya bir kitabın içerisinde ne bulunduğunu sıra ile gösteren liste. (Kataloğ) * (C: Fehâris) Her nesnenin aslı. * Kanun.
İNFİHAM: (Fehm. den) Anlaşılma, fehmedilme.
İNFİHANÎ: Şişman adam.
LÂHAYRE FİH: Bu işte hayır ve uğur yok.
LÂRAYBE FİH: Onda hiçbir şüphe yoktur.
Lİ-MÜELLİFİHÎ: Müellifi tarafından, yazarı tarafından.
MA'MAFİH: Öyle olmakla beraber.
MANAHNÜ FÎH: Üzerinde durduğumuz, bahsini ettiğimiz mes'ele. Hakkında konuştuğumuz.
MENAFİH: (Minfâh. C.) Körükler.
MUHTELEF-ÜN FİH: Hakkında ihtilâf olunan mes'ele.
MUSAFİH: Musâfaha edenlerden veya el sıkışanlardan herbiri.
MU'TERİZÜN-FÎH: İtiraz olunan karar, hüküm.
MÜCTEHED-ÜN-FİH: Hakkında kat'i delil bulunmayan mesele.
MÜCTEHED-ÜN-FİHÂ: Üzerinde ictihad edilen mes'ele.
MÜNAZA-UN FİH: Hakkında ihtilaf mevcut olan şey, münakaşa edilen mes'ele. Aradaki husumete sebeb olan.
MÜNTEFİH: (Nefh. den) Şişmiş, şişkin. Hava ile doldurulmuş, üfürülmüş.
MÜREFFİH: (Rüfuh. dan) Rahatlandırıcı, rahat ettirici. * Refaha eren. Rahat ve bolluğa kavuşan.
MÜSTE'CERÜN-FİH: Kiralama maksadı.
MÜSTERFİH: (Refah. dan) Rahatlık isteyen. Refah ve bolluk taleb eden.
MÜTENEFFİH: Övünen. * Kabarmış, şişmiş.
MÜTEREFFİH: (Refh. den) Rahat bir şekilde ve bolluk içinde yaşıyan. Refah bulan.
MÜTEREFFİHÂNE: f. Rahat ve bolluk içinde yaşıyana yaraşır yolda.
MÜTEREFFİHÎN: (Mütereffih. C.) Refah bulanlar. Rahat ve bolluk içinde yaşıyanlar.
MÜTESAFİH: Musafaha eden. Dostluk ve selâm için elele veren.
MÜTESEFFİH: Zevk ve eğlenceye düşkün.
NAFİH: (Nefh. den) Üfürücü, üfleyici.
RAFİH: Rahat içinde ve refahla yaşıyan.
RAĞMEN ALÂ-ENFİHİ: Tahkir maksadıyla, birinin kibrini, burnunu kırmak için.
RAĞMEN Lİ-ENFİHİ: (ve alâ rağmihi) Zoraki ve mahsus tahkir ve tezlil için olan hareket.
REFİH: Rahatlık ve huzur içinde geçinen. Refah ve rahat ile yaşıyan.
SAFİH: Gökyüzü, semâ. * Yassı veya düz olan şey.
SAFİH: Men eden, engel olan.
SAFİHA: (C.: Safayih) Yüzün derisi. * Kapı tahtası. * Kâğıdın bir tarafı. * Yassı ve düz nesne. * Enli kılıç. (Bu mânâya C: Sıfâh)
SEFİH: Zevk ve eğlenceye düşkün. Sefahete düşmüş. Malını düşünmeden harcayan.
SEFİHAN: Heybe gibi çatıp içine birşeyler konulan iki çuval.
SEFİHANE: f. Eğlenceye ve lüzumsuz masraflara düşkün olarak.
SÜLASÎ MEZİDÜN FİH: Gr: Zaid harf almış ve kökünde üç aslî harf bulunan kelime.
TAFİH: Dolu, mümteli.
TASFİH: (Safh. dan) (C.: Tasfihât) Alkışlama, el çırpma. * Yaprak yapma. * Tağyir etme, değiştirme.
TATFİH: Doldurmak.
TEFAFİH: (Tuffâh. C.) Elmalar.
TEFİH: Hakir, zelil. * Lezzeti olmayan.
TENFİH: (C.: Tenfihât) (Nefh. den) Üfleyip şişirme. * Çok üfleme.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
FİHAL : (Fahl. C.) İtibarlı, seçkin ve üstün kimseler.
FÎ : Arabçada harf-i cerrdir. Mekâna ve zamana âidiyyeti bildirir. Ta'lil için, isti'lâ için ve yine harf-i cerr olan "bâ, ilâ, min, maa" harflerinin yerine kullanılır. Geçen mef'ul ile gelecek fasıl arasında geçer. Te'kid mânası da vardı. (L.R.)Başka bir ifade ile kısaca (fî) : "İçinde, içine, hakkında, hususunda, üzere, dâir, mütedair, beherine ve herbirine" mânalarına gelir. Kelimenin başına yazılır ve o kelimeyi "i" diye okuttuğu için ona harf-i cerr denir. Farsçada "Der", "Fî" yerinde kullanılır.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...