Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
FAL: Uğur. Baht. Tali'. (Bak: Tefe'ül)
FAL-İ HAYR: İyi alâmet ve işaret. Uğur.
FALAK: Tomruk.
Falaka.
Sabah aydınlığı.
FALAKA: İki ucunda bir ipin iki uçları bağlı, bir sırıktan ibaret olan ceza âleti.
FÂLIK: Çatlatan. Açan. Büyümesi için tohumu açan, yaratan. (Allah C.C.)
FÂLIK-ÜL HABBİ VENNEVÂ: Tohum ve çekirdekleri açarak büyüten (Allah C.C.)
FALÎ: Falcı kimse.
FALİC: Felce uğramış.
Vücudun bir kısmını veya her tarafını tutmaz hale koyan hastalık.
İsabeti çok olan ok.
FALİC: f. Muzaffer, galib. Muvaffak.
FALİH: İsteğine kavuşan. Kurtulan. Felâh bulan.
Toprak süren. Çiftçi.
FALÎZ: (C: Fevâliz) Bostan.
FALS: Halâs etmek, kurtarmak.
FALT (FELÂT): Ansızlık.
İçerisinde 'FAL' geçenler
AKFAL: (Kufl. C.) Kilitler. Kapı kilitleri.
ASFALT: yun. Siyah renkte şekilsiz bir bitüm.
CEFALE: İnsan topluluğu.
CÜFAL: Selin kenara attığı çör çöp. * Davarın yünü ve kılı çok olmak. * Kıllı kimse. * Bol.
CÜFALE: Su kenarında olan çörçöp.
EKFAL: (Bak: Akfâl)
ENFAL: Ganimetler. Düşmandan alınan mallar.
ENFAL SURESİ: Kur'ân-ı Kerim'in 8. suresidir.
ETFAL: (Tıfl. C.) Çocuklar, tıfıllar.
ETFAL-İ BAĞ: Yeni yetişen körpe hâlindeki fidanlar.
ETFAL-İ MEKÂTİB: Mekteb çocukları, okul talebeleri.
ETFALİYET: Çocukluklar. Çocukluk halleri.
FAL-İ HAYR: İyi alâmet ve işaret. Uğur.
FALAK: Tomruk. * Falaka. * Sabah aydınlığı.
FALAKA: İki ucunda bir ipin iki uçları bağlı, bir sırıktan ibaret olan ceza âleti.
FÂLIK: Çatlatan. Açan. Büyümesi için tohumu açan, yaratan. (Allah C.C.)
FÂLIK-ÜL HABBİ VENNEVÂ: Tohum ve çekirdekleri açarak büyüten (Allah C.C.)
FALÎ: Falcı kimse.
FALİC: Felce uğramış. * Vücudun bir kısmını veya her tarafını tutmaz hale koyan hastalık. * İsabeti çok olan ok.
FALİC: f. Muzaffer, galib. Muvaffak.
FALİH: İsteğine kavuşan. Kurtulan. Felâh bulan. * Toprak süren. Çiftçi.
FALÎZ: (C: Fevâliz) Bostan.
FALS: Halâs etmek, kurtarmak.
FALT (FELÂT): Ansızlık.
FERRUH-FÂL: f. Bahtı açık, şanslı, talihli, uğurlu.Ferruhî : f. Mübareklik, uğurluluk, meymenet.
GULGULE-İ ETFAL: Çocukların gürültüsü, çocukların bağrışıp çağrışmaları.
HİMAYE-İ ETFAL CEMİYETİ: Çocuk Esirgeme Kurumu.
HUFAL: Çok.
HUFALE: Arpa, buğday ve pirinç kabuğundan saçılan. * Her kabuklunun arınıp pâk olanı. * Her nesnenin kemi ve yaramazı. * Yağ tortusu. * Şıra sıkıntısı ve kepeği.
İCFAL: Gidermek. * Devekuşu seğirtmek.
İFAL: Sür'atle gitmek, hızla gitmek. * Uzaklaşmak, ırak olmak.
İGFAL: (C.: İgfalât) Dikkatsizlikle terkettirmek. * Gaflette bırakmak. * Kandırmak. Aldatmak.
İGFALAT: (İgfal. C.) İğfal etmeler, kandırmalar, aldatmalar.
İGFALİYYAT: Yanıltıp aldatmak için söylenen sözler.
İHTİFAL: Hürmet ve saygı için büyük cemaat ile yapılan merasim. Cenaze alayı.
İHTİFALAT: (İhtifal. C.) Törenler, merasimler. * Cenaze alayları.
İKFAL: Kilitlenmek, kilitlemek, kilit takmak.
İKFAL: Kefil gösterme, tekellüf ettirme.
İNAME-İ ETFAL: Çocukların uyutulması.
İNFAL: Ganimetten mal ayırıp verme.
İNTİFAL: Nafile namaz kılma.
İRFAL: Elleri sallıyarak yürüme. * Eteği sarkıtma.
İSTİFALE: Tecvidde: Bir harfin, okunduğu zaman aşağı çene tarafına düşüp üst damağa yükselmesi. Bu hâlde ağızdan çıkan harfler: "Müsta'liye" harflerinin zıddıdır. Bu harfler: "Elif, Be, Te, Se, Cim, Ha, Dal, Zel, Rı, Ze, Sin, Şın, Ayın, Fe, Kaf, Kef, Lâm, Mim, Nun, Vav, He, Yâ" dır.
İSTİKFAL: (Kefâlet. den) Kefil olma, kefilliği kabul etme.
İSTİKFAL: Çekmecede, kasada veya kilitli bir yerde bulundurma.
İTFAL: İnsan vücudunun fenâ bir şekilde kokması.
IKFAL: Kilitlemek.
IRZÂ-İ ETFAL: Çocukların emzirilmesi.
ITFAL: Kadının oğlanını getirmesi.
KAFFAL: Çilingir. Anahtarcı.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
FAL-İ HAYR : İyi alâmet ve işaret. Uğur.
FA : Osmanlıca alfabenin 23'üncü harfi olup ebcedî değeri 80'dir.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...