Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| FELEK-ÜL A'ZAM: | (Bak: Felek-i eflâk) |
| İçerisinde 'FELEK-ÜL A'ZAM' geçenler | |
| İçerisinde 'FELEK-ÜL A'ZAM' geçen ifade bulamadık | |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| FELEK-ÜL A'ZAM : | (Bak: Felek-i eflâk) |
| FELEK : | Gök, gök katı, devir. * Tâli', baht. * Büyük ve dâirevi olan şey. * Her gök seyyaresinin gezdiği âlem. * Dünyâ, âlem, * Bir zilli âlet. * Yuvarlak kütük, kızak.(Felek her türlü esbab-ı cefasın toplasın gelsin Dönersem kahpeyim millet yolunda bir azimetten. N. Kemal) |
| FELEC : | Küçük nehir. * Dişlerin seyrek olması. * El eğriliği. |
| FEL' : | Yarmak. |
| FE (FA) : | (Buna ta'kib edâtı denir) "Sonra, hemen" mânalarını ifâde için fiillerin başına getirilen edât harfi. (Bak: Harf-i atıf) Bazan mecaz olarak vav yerinde de kullanılır. |