Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| FERAG: | Vaz geçmek. Hiç bir şeyle meşgul olmayıp dinlenmek. Boşaltma. |
| FERAG-I BÂL: | Gönül rahatı. |
| FERAG-I KAT'Î: | Kayıtsız şartsız yapılan ferag. |
| FERAG Ü İNTİKAL: | Alım satımda tapu muâmeleleri. |
| FERAG: | f. Serin serin esen rüzgâr. |
| FERAGA(T): | Tok gözlülük. Hakkından vaz geçmek, bir şey istememek. Şahsî dâvasından vaz geçmek. Boşalmak, hâlî olmak. |
| İçerisinde 'FERAG' geçenler | |
| BEDEL-İ FERAG: | Huk: Arazi-i emiriye ve icareteynli vakıf gayr-i menkullerinin tasarruf haklarının devredilmesi karşılığı alınan bedeldir. |
| FERAG-I BÂL: | Gönül rahatı. |
| FERAG-I KAT'Î: | Kayıtsız şartsız yapılan ferag. |
| FERAG Ü İNTİKAL: | Alım satımda tapu muâmeleleri. |
| FERAGA(T): | Tok gözlülük. Hakkından vaz geçmek, bir şey istememek. Şahsî dâvasından vaz geçmek. * Boşalmak, hâlî olmak. |
| KUŞE-İ FERAG: | İnsanın, herşeyden feragat edip çekildiği köşe. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| FERAG-I BÂL : | Gönül rahatı. |
| FERA' : | Devenin ilk doğurduğu yavru. (Cahiliyet zamanında kefere putlarına kurban ederlerdi ve "anasının sütü bereketlenir; çoğalır" derlerdi.) |
| FER : | f. Işık, parlaklık, zinet, süs. * Fazl ve vakar. * İktidar; şevket, kuvvet. |
| FE (FA) : | (Buna ta'kib edâtı denir) "Sonra, hemen" mânalarını ifâde için fiillerin başına getirilen edât harfi. (Bak: Harf-i atıf) Bazan mecaz olarak vav yerinde de kullanılır. |