Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| FERAH-ENGİZ: | f. Meşhur bir cins lâle. |
| İçerisinde 'FERAH-ENGİZ' geçenler | |
| İçerisinde 'FERAH-ENGİZ' geçen ifade bulamadık | |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| FERAH-EBRU : | f. Sevimli, güler yüzlü. |
| FERAH-AVER : | f. Sevinç getiren, sevindiren, ferah getiren. |
| FERAH : | Şen, sıkıntıda olmayan. İç açıcı. Şenlendiren. * İnşirah. Sevinç. |
| FERA' : | Devenin ilk doğurduğu yavru. (Cahiliyet zamanında kefere putlarına kurban ederlerdi ve "anasının sütü bereketlenir; çoğalır" derlerdi.) |
| FER : | f. Işık, parlaklık, zinet, süs. * Fazl ve vakar. * İktidar; şevket, kuvvet. |
| FE (FA) : | (Buna ta'kib edâtı denir) "Sonra, hemen" mânalarını ifâde için fiillerin başına getirilen edât harfi. (Bak: Harf-i atıf) Bazan mecaz olarak vav yerinde de kullanılır. |