| Kelime | Anlam |
|---|
| FESS: | Kıtlık günlerinde tohumundan ekmek yapılan bir ot. |
| İçerisinde 'FESS' geçenler |
|---|
| FUHUL-İ MÜFESSİRÎN: | Tefsircilerin en ileri gelenleri, müfessirlerin en önde olanları. |
| LAFZ-I MÜFESSER: | Huk: Tahsis ve te'vile ihtimâl bırakmıyacak derecede açık olan sözdür ki, onunla amel vâcib olur. |
| MÜFESSER: | Tefsir edilmiş. izah ve beyan edilmiş. Mânası izah suretiyle bildirilmiş. Açıklanmış. * Beyan-ı tefsir veya takrir edilmiş olması sebebiyle manası "nass" dan daha vâzıh olan sözdür. * Mücmel olmayan söz. |
| MÜFESSİR: | Tefsir eden, izah eden. Anlayabildiği mânayı söyleyen ve yazan. * Kur'an-ı Kerim'i tefsir edebilmek salahiyetini hâiz olan, âlim, fâzıl ve kuvve-i kudsiye sahibi zât. |
| MÜFESSİRÎN: | Kur'an-ı Kerim'in mânasını hakkıyla anlayıp tefsir edebilen, ilmi ile âmil, kâmil ve sâlih muhakkikler. |
| MÜTEFESSİH: | (Tefessüh. den) Kokmuş, çürümüş, bozulmuş, tefessüh etmiş. |
| MÜTEFESSİH: | (Füshat. den) Genişleyen, bollaşan, genişlemiş olan. |
| TEFESSUD: | Akmak. |
| TEFESSUH: | Fasih olma. Anlaşılması kolay olma. |
| TEFESSÜH: | Açılmak. Genişlemek. İnbisat bulmak. * Mecliste çekilip bir adama oturacak yer açmak. |
| TEFESSÜH: | Alçaklaşmak. Bozulmak. * Çürümek. Kokup dağılmak. * Tâkattan düşmek. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| FESA : | Eskimek. * Vurmak. |
| FE (FA) : | (Buna ta'kib edâtı denir) "Sonra, hemen" mânalarını ifâde için fiillerin başına getirilen edât harfi. (Bak: Harf-i atıf) Bazan mecaz olarak vav yerinde de kullanılır. |