Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
FURSA: (C: Furus) İçmek, şirb.
Nöbet.
FURSAT: Müsait an, elverişli durum, uygun zaman, elden kaçırılmayacak faydalı hâl veya vakit. Nöbet.
FURSAT-CÛ: f. Fırsat bekleyen, fırsat arıyan.
FURSAT-YÂB: f. Eline fırsat geçen, fırsat bulan.
İçerisinde 'FURSA' geçenler
FEVT-İ FURSAT: Fırsat kaçırma. Fırsatı değerlendirememe. Ele geçen bir imkânı kullanamama.
FURSAT: Müsait an, elverişli durum, uygun zaman, elden kaçırılmayacak faydalı hâl veya vakit. Nöbet.
FURSAT-CÛ: f. Fırsat bekleyen, fırsat arıyan.
FURSAT-YÂB: f. Eline fırsat geçen, fırsat bulan.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
FURSAT : Müsait an, elverişli durum, uygun zaman, elden kaçırılmayacak faydalı hâl veya vakit. Nöbet.
FURAG : f. Işık, ziya, parıltı.
FUA : Keler, kertenkele. * Her nesnenin evveli. * şiddetli koku. Güzel koku.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...