| Kelime | Anlam |
|---|
| GÂH: | (Geh) f. Yer. (Yer ve zaman bildiren "ek" dir.) |
| GÂH BÂ-GÂH: | f. Zaman zaman. |
| GÂH BÂŞED GÂH NEBÂŞED: | Bazı olur, bazı da olmaz. |
| GÂH Ü BÎ-GÂH: | Sıralı sırasız, vakitli vakitsiz. |
| GAHEB: | Gaflet. |
| GÂHÎ: | (Gehî) Arasıra, zaman zaman. |
| GÂH Ü NA-GÂH: | Vakitli vakitsiz, zamanlı zamansız. |
| GAHVARE: | f. Beşik. |
| İçerisinde 'GÂH' geçenler |
|---|
| AB-GAH: | Fr. Havuz, küçük göl, su biriken yer. * Tıb : Karnın kaburga kemikleri kıkırdağı ve kısa kaburgalar altında olan kısmı. Böğür. |
| ABİŞTGÂH: | f. Gizlenecek yer, gizli yer. |
| AGÂH: | (Ageh) f. Haberdar. Uyanık. Kalbi uyanık. Malumatlı. Basiretli. Vâkıf. Bilen. |
| AGÂHÂN: | (Agâh. C.) f. Agâhlar, bilenler, bilgililer. Âlimler. |
| AGÂHÎ (AGEHÎ): | f. Malumat, vukuf, haberdarlık. Uyanıklık, teyakkuz, basiret. |
| AHU-NİGÂH: | Ceylan bakışlı |
| ÂMÂÇ-GÂH: | f. Nişan atılan yer, nişan yeri. Hedef mahalli. |
| AMUHTE-GÂH: | f. Muallimler, öğretmenler. |
| ANGÂH: | (Angeh) f. O vakit. Ondan sonra. |
| ÂRÂM-GÂH: | f. Dinlenilecek yer. |
| ÂRÂMGÂH-I EBEDÎ: | Ebedi olarak dinlenilecek yer, sonsuz olarak istirahat edilen yer, mezar. |
| ARZ-GAH: | f. Bir şey arzetmek için toplanma yeri. |
| ASKER-GÂH: | f. Asker kampı, askeriyeye ait kamp. |
| AŞÛB-GÂH: | f. Gürültülü patırtılı yer. Kargaşalık ve karışıklık yeri. |
| ATF-I NİGÂH: | Bakma, göz atma. |
| AVERD-GÂH: | f. Muharebe meydanı, savaş alanı. |
| BAM-GAH: | f. Seher vakti. * Seher vaktinde. |
| BARGÂH: | f. İzinle girilecek yer. Padişah divanhanesi. * Huzur-u Rabb-il Âlemin. Dua edilen yer. |
| BAZİGÂH: | f. Eğlence yeri, oyun yeri. |
| BEDERGAH: | f. Kapıya çıkma. * Tar: Çeşitli hizmetlerde kullanılmak üzere, acemi ocağına ve ocak dışına verilen acemilerin, Yeniçeri Ocağı'na kayıt edilmeleri. |
| BED-NİGAH: | f. Kötü bakışlı. |
| BELÂ-YI NÂGÂH: | Ansızın gelen musibet. Habersiz gelen belâ. |
| BENDERGÂH: | f. İşlek iskele, liman, şehir. |
| BENGAH: | f. Keçeden yapılmış olan Türkmen evi.* Âmirlere ve büyük rütbeli şahıslara ait çadır. |
| BEY-GÂH: | f. Pazar yeri, pazar. |
| BEZMGÂH: | f. Eğlence yeri. |
| BÎ-GAH: | f. Vakitsiz, zamansız. |
| BİSMİL-GÂH: | f. Hayvan kesilen yer, salhâne. |
| BUSE-GÂH: | f. Öpülecek yer. |
| CAY-GÂH: | f. Mevki, makam, rütbe. * Yer, mekân. |
| CEDEL-GÂH: | f. Çekişme yeri. * Mc: Dünya. |
| CEM'İYYETGÂH: | f. Toplantı yeri, toplanılacak yer. |
| CEVELÂNGÂH: | Gezip dolaşılan yer. Cevelân yeri. Tâlim meydanı. |
| CİFE-GÂH: | f. Leş ile, lâşe ile dolu olan yer.* Mc: Dünya. |
| CİLVEGÂH: | (Cilve-geh) f. Cilve edilecek yer, cilve yeri. |
| DÂDGÂH: | Adliye. Hak yeri, adâlet yeri. |
| DERGÂH: | (Der-geh) f. Cenab-ı Hakk'a ibadet edilen yer. * Büyük bir huzura girilecek kapı. Kapı. Padişahların kapısı. * Şeyhlerin tekkesi. |
| DERGÂH-I ÂLÎ: | Padişah kapısı. Yüksek dergâh. |
| DERGÂH-I MUALLÂ: | Büyük kapı. * Mc: Saray. |
| DEST-GÂH: | f. İş yeri, tezgâh. * İktidar, servet, kuvvet. |
| DİL-ÂGÂH: | f. Kalbi uyanık. Akıllı, bilgili, görgülü. Gönül anlar. |
| EBEDGÂH: | f. Kabir, mezar. |
| ENCÜMEN-GÂH: | f. Cemiyet, meclis. |
| ERGİDE-NİGÂH: | f. Öfkeli, hiddetli bakış. |
| FENAGÂH: | f. Fânilik yeri olan bu dünya. |
| FERCAM-GÂH: | f. Son mekân, âkibet yeri. * Mc: Kabir, mezar. |
| ÇAR-GÂH: | f. Dört taraf ki, bunlar; şark, garb, şimal, cenub'dur. * Dünya, küre-i arz, cihan. * Türk musikisinde bir makam adıdır. |
| ÇEŞM-İ HOŞ-NİGÂH: | Güzel bakışlı göz. |
| GÂH BÂ-GÂH: | f. Zaman zaman. |
| GÂH BÂŞED GÂH NEBÂŞED: | Bazı olur, bazı da olmaz. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| GÂH BÂ-GÂH : | f. Zaman zaman. |
| GABANE : | Kişinin fikir ve tedbirinin zayıf ve eksik olması. |