Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| GALÎ: | Pahalı. Kıymetli. Ağır. Haddini tecâvüz eden, haddini aşan. |
| GALİB: | Üstün. Yenen. Mağlub eden. Ekser. |
| GALİB-İ MUTLAK: | Tam olarak galip. Kayıtsız şartsız hâkimiyet sahibi. |
| GALİBA: | Tahminen. Çok zaman. Her halde. Galiben, ekseriyetle. |
| GALİBANE: | f. Muzaffer ve galib olana yakışacak şekil ve surette. |
| GALİBEN: | Ekseriya. Çok zaman. Üstün olarak. Tahmin olduğu üzere. |
| GALİBİYYET: | Üstünlük. Yenmek. Mağlub etmek. |
| GALİF: | Gön ve deri dibâgat etmekte kullanılan bir ot. |
| GALİL: | (C: Gılâl) Güneşin harareti. Susuzluk harareti. Kin, hased. Devenin yulafına karıştırıp yedirdikleri hurma çekirdeği. |
| GALÎS (GALS): | Kenger otu. |
| GALİS: | Arpa ve buğday karışımından yapılan ekmek. |
| GALİYE: | Galeyan eden. Değerinden çok pahalı. Misk ve amberden yapılmış meşhur koku. Hoş kokulu kıymetli madde. |
| GALİYE-BÂR: | f. Güzel kokulu şey saçan. |
| GALİYE-DÂN: | f. Güzel kokulu şeylerin muhafaza edildiği kap, mahfaza. |
| GALİYE-GUN: | f. Güzel siyah renkli. |
| GALİYUN: | Çoban mayası. |
| GALÎZ(E): | Çirkin. Terbiye dışı. Yoğun. Kaba. Kokmuş madde. |
| İçerisinde 'GALÎ' geçenler | |
| AGALİŞ: | f. Kışkırtma. * Birşeye saldırmak için kışkırtma. |
| AŞİRET-İ GALİB: | Galip gelen aşiret. * Aşiretin ekseriyeti, çokluğu. |
| EGALİT: | (Uglute. C.) İnsanı yanıltacak hatalı sözler, yanlış kelâmlar. |
| EM'Â-İ GALİZA: | Kalın bağırsaklar. |
| GALİB: | Üstün. Yenen. Mağlub eden. Ekser. |
| GALİB-İ MUTLAK: | Tam olarak galip. Kayıtsız şartsız hâkimiyet sahibi. |
| GALİBA: | Tahminen. Çok zaman. Her halde. Galiben, ekseriyetle. |
| GALİBANE: | f. Muzaffer ve galib olana yakışacak şekil ve surette. |
| GALİBEN: | Ekseriya. Çok zaman. Üstün olarak. Tahmin olduğu üzere. |
| GALİBİYYET: | Üstünlük. Yenmek. Mağlub etmek. |
| GALİF: | Gön ve deri dibâgat etmekte kullanılan bir ot. |
| GALİL: | (C: Gılâl) Güneşin harareti. * Susuzluk harareti. * Kin, hased. * Devenin yulafına karıştırıp yedirdikleri hurma çekirdeği. |
| GALÎS (GALS): | Kenger otu. |
| GALİS: | Arpa ve buğday karışımından yapılan ekmek. |
| GALİYE: | Galeyan eden. * Değerinden çok pahalı. * Misk ve amberden yapılmış meşhur koku. * Hoş kokulu kıymetli madde. |
| GALİYE-BÂR: | f. Güzel kokulu şey saçan. |
| GALİYE-DÂN: | f. Güzel kokulu şeylerin muhafaza edildiği kap, mahfaza. |
| GALİYE-GUN: | f. Güzel siyah renkli. |
| GALİYUN: | Çoban mayası. |
| GALÎZ(E): | Çirkin. * Terbiye dışı. * Yoğun. Kaba. * Kokmuş madde. |
| KUVVE-İ GALİBE: | Üstün ve ezici kuvvet. |
| MEZAYA-YI GALİYE: | Çok kıymetli, yüksek meziyetler. |
| MİÂ-İ GALİZ: | Kalınbağırsak. |
| MÜNGALİKA: | Kapalı, mesdud. * Kilitli. |
| MÜTEGALİBE: | Sıra ile birbirine galib gelen. |
| NECASET-İ GALİZA: | Pisliği hakkında şer'î bir delil mevcut olup hilâfına başka bir delil bulunmayan necasettir. ( Lâşe gibi) |
| SİGALİŞ: | f. Düşünüş, kuruş. |
| SİGALİŞ: | f. Düşünüş, kuruş. |
| ŞETM-İ GALİZ: | Edepsizce sövme. |
| ŞÜTUM-İ GALİZA: | Galiz ve kaba küfürler. |
| ŞETM-İ GALİZ: | Edepsizce sövme. |
| ŞÜTUM-İ GALİZA: | Galiz ve kaba küfürler. |
| ZANN-I GALİB: | Kuvvetli, hakikate en yakın olan zann. (Bak: Su-i zan) |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| GALİB : | Üstün. Yenen. Mağlub eden. Ekser. |
| GAL : | (Gâle) f. Uzak, baid, ırak. |
| GABANE : | Kişinin fikir ve tedbirinin zayıf ve eksik olması. |