Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| GALAT: | Hata. Yanlış. Kaideye uymaz söz. |
| GALAT-I BASAR: | Görme duyusunun yanılması. (Meselâ: Su içine batırılmış olan bir çubuğun, kırılmış gibi görünmesi.) |
| GALAT-I MEŞHUR: | Yanlış olduğu hâlde herkes tarafından kullanılan kelime veya terkib. |
| GALAT-I RÜ'YET: | Renk körlüğü. Bir rengi, aslından başka renkte görme. Görme bozukluğu. |
| GALAT-I TAHAKKÜMÎ: | Bir kelimenin gerek lâfzı ve gerekse mânası itibariyle herkesin kullandığı gibi kullanılmaması.Bu, başlıca üş şeyden olur:1- Nazımda vezne uydurmak için bir kelimenin telâffuzunu değiştirmek, hecesini uzatmak ve kısaltmak yahut harfini gizlemek.2- Çeşitli mânâları olan bir kelimeyi meşhur olmayan bir mânâda kullanmak.3- Gramere ait kaide hatası yapmak. Meselâ: Zen merde, civân pîre, keman tîrine muhtaçEczâ-yı cihân cümle biri bîrine muhtaçbeytindeki "bîr" kelimesinin hecesi uzatılarak galat-ı tahakkümî yapılmıştır. |
| GALATAT: | Galatlar, hatalar, yanlışlar. |
| GALAT-GÛ: | f. Yalan yanlış söyleyen. |
| GALAT-NÜVİS: | f. Yalan yanlış yazan, yanlış tesbit eden. |
| İçerisinde 'GALAT' geçenler | |
| GALAT-I BASAR: | Görme duyusunun yanılması. (Meselâ: Su içine batırılmış olan bir çubuğun, kırılmış gibi görünmesi.) |
| GALAT-I MEŞHUR: | Yanlış olduğu hâlde herkes tarafından kullanılan kelime veya terkib. |
| GALAT-I RÜ'YET: | Renk körlüğü. Bir rengi, aslından başka renkte görme. *Görme bozukluğu. |
| GALAT-I TAHAKKÜMÎ: | Bir kelimenin gerek lâfzı ve gerekse mânası itibariyle herkesin kullandığı gibi kullanılmaması.Bu, başlıca üş şeyden olur:1- Nazımda vezne uydurmak için bir kelimenin telâffuzunu değiştirmek, hecesini uzatmak ve kısaltmak yahut harfini gizlemek.2- Çeşitli mânâları olan bir kelimeyi meşhur olmayan bir mânâda kullanmak.3- Gramere ait kaide hatası yapmak. Meselâ: Zen merde, civân pîre, keman tîrine muhtaçEczâ-yı cihân cümle biri bîrine muhtaçbeytindeki "bîr" kelimesinin hecesi uzatılarak galat-ı tahakkümî yapılmıştır. |
| GALATAT: | Galatlar, hatalar, yanlışlar. |
| GALAT-GÛ: | f. Yalan yanlış söyleyen. |
| GALAT-NÜVİS: | f. Yalan yanlış yazan, yanlış tesbit eden. |
| İŞTİGALAT: | (İştigal. C.) Meşguliyetler, çalışmalar, uğraşmalar. |
| MUGALATA: | (Galat. dan) Karşısındakini yanıltmak için söz söylemek. Doğruya benzer yanlış sözler. Safsata. Hatalı ve yanlış söz. Demagoji. * Man: Vehimlerden terekküb eden kıyastır. |
| MUGALATAT: | (Mugalata. C.) Safsatalar. Demagojiler. Mugalâtalar. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| GALAT-I BASAR : | Görme duyusunun yanılması. (Meselâ: Su içine batırılmış olan bir çubuğun, kırılmış gibi görünmesi.) |
| GALA : | Yüksek kıymet, pahalılık. * Bir şeyin haddini aşması. |
| GAL : | (Gâle) f. Uzak, baid, ırak. |
| GABANE : | Kişinin fikir ve tedbirinin zayıf ve eksik olması. |