Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| GAZ: | f. Isırma, dişle tutma. Diş. |
| GAZA: | (C.: Gazevât) Din uğrunda kâfirlerle yapılan mücadele, muhârebe, düşmana kasdetmek. Cenketmek. |
| GAZA-YI EKBER: | Din uğrunda kâfirlerle yapılan büyük muhârebe. |
| GAZAB: | Hiddet, öfke, dargınlık, kızgınlık. |
| GAZAB-I İLAHÎ: | Allah'ın gazabı. Belâ, musibet. |
| GAZABEN: | Gazabla, hiddetle, öfkeyle. |
| GAZAB-NAK: | f. Öfkeli, hiddetli, kızgın. Dargın. |
| GAZAL: | (C: Gazale-Gazelân) Ceylân. Geyik, âhu. Geyik yavrusu. Şarkıcı, mızıkacı. Güzel göz. |
| GAZALE: | Dişi geyik. Güneşin yükselmesi. |
| GAZALÎ: | (Bak: İmam-ı Gazalî) |
| GAZALÎ: | Onyedinci asırda şiirleri ile tanınan Bursa'lı bir şâirin adıdır. |
| GAZAMİR: | Malı çok olan, zengin. |
| GAZANFER: | Kahraman. İri arslan. |
| GAZANFER-İ GAZUB: | Kükremiş arslan. |
| GAZANFERÂNE: | f. Arslancasına, arslan gibi. |
| GAZAR: | Bir cins güvercin. Çok, fazla. |
| GAZÂT: | Gazlar. |
| GAZÂT-I MUZIRRA: | Zararlı gazlar. Zehirli gazlar. |
| GAZAT: | (C: Guzâ) Dağ armudunun ağacı. Dikenli ağaç. Seksek ağacı. |
| GAZAZA: | Eksiklik. |
| GAZB: | Kızıl boya, kırmızı renkli boya. |
| GAZBAN: | (Gadbân) Dargın, kızgın. |
| GAZBE: | Sağlam, sert taş. |
| GAZE: | f. Çocuk salıncağı. |
| GAZE: | f. Kadınların yüzlerine sürdükleri düzgün allık. |
| GAZEFE: | Bağırtlak kuşu. |
| GAZEL: | Tek kişinin özel bir ahenkle okuduğu manzume. (Aşk ve nefis gibi hislere ait olup, anlamı dine aykırı olursa ve kadın sesi ile câiz değildir.) Edb: Klâsik şark şiirlerinin en çok kullanılan ve (5-15) beyitlik şekil. Sonbaharda ağaç üzerinde kuruyan yapraklar. Ceylân. Lâtif şey. Güzel kadınların bahsi ve medhi. Kadınlar sohbetini sevmek. Köpeğin, geyiğin sesinden ürkmesi. |
| GAZEL-HAN: | f. Gazel okuyan. |
| GAZEL-HANÎ: | f. Gazel okuyuculuk. |
| GAZELİYYAT: | Gazel tarzında yazılmış şiirler. |
| GAZEL-NÜVİS: | f. Gazel yazan. |
| GAZEL-SERA: | f. Nazım şekilleri arasında gazel meydana getiren. |
| GAZEM: | Bir ot cinsi. |
| GAZETE: | Fr. Genellikle günlük çıkan ve büyük boy olan neşriyat organı. (Bak: Mürcif) |
| GAZEVAN: | Hızlı giden iyi at. |
| GAZEVAT: | (Gazve. C.) Din uğrunda yapılan harbler. |
| GAZF: | Kulağın sarkık olması. Kırmak. Geceleyin karanlık olmak. |
| GAZGAZA: | Zillet, aşağılık. Eksik, noksan. |
| GAZIF: | Yumuşak, geniş. |
| GAZIR: | İyi dibâgat olunmamış deri. |
| GAZIYE: | Çok karanlık olan yer. Büyük nurlu şey. |
| GAZİ: | Din uğrunda harbeden. Cihadda yaralanmış veya harbetmiş olan kimse. Harpte ordunun başına geçen kumandan. Muzaffer olan ve harpten sağ dönen. |
| GAZİD: | Katı sesli. Yumuşak ot. |
| GAZÎME: | Gazem denilen otun yetiştiği yer. |
| GAZÎR: | Bol, çok, kesretli, ziyade, fazla. |
| GAZİR(E): | Mülâyim, yumuşak. Nâzik, uysal. |
| GAZİYY: | (C: Gazâ) Yeni doğmuş kuzu. |
| GAZÎZ: | Gılâfından yeni çıkan çiçek. Taze. |
| GAZL: | İplik eğirmek, bükmek. |
| GAZL: | Budaklanmak. |
| İçerisinde 'GAZ' geçenler | |
| AGAZ: | f. Başlama. Mübâşeret. |
| BED-AGAZ: | f. Başlangıcı fena, kötü. Kötü bir şekilde başlanmış. |
| BEYT-ÜL GAZEL: | Edb: Gazelin en güzel olan beyti. |
| EBGAZ: | Çok fazla buğzedilen, hiç sevilmeyen, nefret edilen. |
| ELGAZ: | (Lügaz. C.) Lügazlar. Bilmeceler, bulmacalar, yanıltmacalar. |
| EMGAZ: | Kırmızı, kızıl nesne, ahmer. * Aşkar at. * Koyunu sağdıklarında süt ile birlikte kan çıksa "emgazeti'ş şât" derler. |
| ENGAZ: | f. San'atkârların kullandıkları san'at âletleri. |
| ÇEŞM-İ GAZUB: | Kızgın bakış. |
| GAYZ Ü GAZAB: | Kızgınlık ve hiddet. |
| GAZA: | (C.: Gazevât) Din uğrunda kâfirlerle yapılan mücadele, muhârebe, düşmana kasdetmek. Cenketmek. |
| GAZA-YI EKBER: | Din uğrunda kâfirlerle yapılan büyük muhârebe. |
| GAZAB: | Hiddet, öfke, dargınlık, kızgınlık. |
| GAZAB-I İLAHÎ: | Allah'ın gazabı. Belâ, musibet. |
| GAZABEN: | Gazabla, hiddetle, öfkeyle. |
| GAZAB-NAK: | f. Öfkeli, hiddetli, kızgın. Dargın. |
| GAZAL: | (C: Gazale-Gazelân) Ceylân. Geyik, âhu. Geyik yavrusu. * Şarkıcı, mızıkacı. *Güzel göz. |
| GAZALE: | Dişi geyik. * Güneşin yükselmesi. |
| GAZALÎ: | (Bak: İmam-ı Gazalî) |
| GAZALÎ: | Onyedinci asırda şiirleri ile tanınan Bursa'lı bir şâirin adıdır. |
| GAZAMİR: | Malı çok olan, zengin. |
| GAZANFER: | Kahraman. * İri arslan. |
| GAZANFER-İ GAZUB: | Kükremiş arslan. |
| GAZANFERÂNE: | f. Arslancasına, arslan gibi. |
| GAZAR: | Bir cins güvercin. * Çok, fazla. |
| GAZÂT: | Gazlar. |
| GAZÂT-I MUZIRRA: | Zararlı gazlar. Zehirli gazlar. |
| GAZAT: | (C: Guzâ) Dağ armudunun ağacı. * Dikenli ağaç. * Seksek ağacı. |
| GAZAZA: | Eksiklik. |
| GAZB: | Kızıl boya, kırmızı renkli boya. |
| GAZBAN: | (Gadbân) Dargın, kızgın. |
| GAZBE: | Sağlam, sert taş. |
| GAZE: | f. Çocuk salıncağı. |
| GAZE: | f. Kadınların yüzlerine sürdükleri düzgün allık. |
| GAZEFE: | Bağırtlak kuşu. |
| GAZEL: | Tek kişinin özel bir ahenkle okuduğu manzume. (Aşk ve nefis gibi hislere ait olup, anlamı dine aykırı olursa ve kadın sesi ile câiz değildir.) * Edb: Klâsik şark şiirlerinin en çok kullanılan ve (5-15) beyitlik şekil. * Sonbaharda ağaç üzerinde kuruyan yapraklar. * Ceylân. * Lâtif şey. * Güzel kadınların bahsi ve medhi. * Kadınlar sohbetini sevmek. * Köpeğin, geyiğin sesinden ürkmesi. |
| GAZEL-HAN: | f. Gazel okuyan. |
| GAZEL-HANÎ: | f. Gazel okuyuculuk. |
| GAZELİYYAT: | Gazel tarzında yazılmış şiirler. |
| GAZEL-NÜVİS: | f. Gazel yazan. |
| GAZEL-SERA: | f. Nazım şekilleri arasında gazel meydana getiren. |
| GAZEM: | Bir ot cinsi. |
| GAZETE: | Fr. Genellikle günlük çıkan ve büyük boy olan neşriyat organı. (Bak: Mürcif) |
| GAZEVAN: | Hızlı giden iyi at. |
| GAZEVAT: | (Gazve. C.) Din uğrunda yapılan harbler. |
| GAZF: | Kulağın sarkık olması. * Kırmak. * Geceleyin karanlık olmak. |
| GAZGAZA: | Zillet, aşağılık. * Eksik, noksan. |
| GAZIF: | Yumuşak, geniş. |
| GAZIR: | İyi dibâgat olunmamış deri. |
| GAZIYE: | Çok karanlık olan yer. * Büyük nurlu şey. |
| GAZİ: | Din uğrunda harbeden. Cihadda yaralanmış veya harbetmiş olan kimse. Harpte ordunun başına geçen kumandan. Muzaffer olan ve harpten sağ dönen. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| GAZA : | (C.: Gazevât) Din uğrunda kâfirlerle yapılan mücadele, muhârebe, düşmana kasdetmek. Cenketmek. |
| GABANE : | Kişinin fikir ve tedbirinin zayıf ve eksik olması. |