Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| GIRA: | (Garrâ) Tutkal. |
| GIRAJOVA ATEŞİ: | Tar: Eskiden kale müdafaalarında hücum edenlere karşı ve deniz savaşlarında düşman gemilerini tutuşturmak için kullanılan ve su ile sönmeyen bir cins ateş. Balmumu, kükürt, ispirto, kâfuru karmasından ibarettir. Bu ya doğrudan doğruya tutuşturulur veya buna batırılmış yuvarlak yün parçaları ateşlenerek atılırdı. |
| GIRANDİ DİREĞİ: | Geminin ortasındaki en büyük direk. Bu yekpâre olmayıp üst üste dört direkten mürekkepti. |
| GIRAR: | Devenin sütünün azalması. Az uyku. Miktar. Cihet, Misâl. Yol. Birbiri ardınca olmak. Her nesnenin kenarı. Büyük kıl çuval. |
| GIRAS: | Ağaç budağı. Ağaç dikecek vakit. |
| GÎRA: | f. Müessir, te'sir eden, tutucu. |
| GÎRA-GİR: | f. Tutan tutana. |
| GİRAMÎ: | f. Muhterem, aziz, hürmete değer. Ulu, büyük. |
| GİRAN: | f. Pahalı. Tartısı ağır olan. Ağır. Dolu. Sert. Katı. Bıktırıcı. Usandırıcı. |
| GİRAN-BAHA: | f. Kıymet ve pahası çok olan. |
| GİRAN-BAR: | f. Meyvesi çok olan ağaç. Ağır yüklü. Gebe insan veya hayvan. Zengin, gani. |
| GİRAN-CAN: | f. Ağır kanlı, ağır hareketli, can sıkıcı (adam). |
| GİRAN-CANÎ: | f. Can sıkıcılık. |
| GİRAN-DEST: | (C.: Girandestân) f. İşini ağır yapan kimse. Eli ağır kişi. |
| GİRAN-DESTMAYE: | f. Zengin, gani. Sermayesi ve malı mülkü çok olan. Mârifetli, mahâretli, hünerli. |
| GİRAN-DUD: | f. Duman, sis. Kara bulut. |
| GİRAN-GUŞ: | (C.: Giranguşân) f. Sağır, kulağı ağır işiten. |
| GİRAN-GUŞÂNE: | f. Sağırcasına. |
| GİRAN-HAB: | f. Uykusu ağır olan adam. |
| GİRAN-HAR: | f. Obur, çok yiyen. |
| GİRAN-HATIR: | f. Canı sıkılmış, gücenmiş. |
| GİRAN-HUY: | f. Fena mizaçlı. Kötü huylu. |
| GİRANÎ: | f. Ağırlık, sıklet. |
| GİRAN-KADR: | f. Kadr u itibar sahibi. Hürmet edilen kimse. |
| GİRAN-KÎSE: | f. Cimri, hasis, pinti. |
| GİRAN-MAYE: | f. Kıymetli ve değerli olan şey. |
| GİRAN-RİKAB: | f. Ciddi ve vakur kimse. Harpte düşmana saldıran, azimli kişi. |
| GİRAN-SAYE: | f. Yüksek makam ve mevki sahibi. Ordu kumandanı. |
| GİRAN-SENG: | f. Ağır başlı kişi. Ciddi ve vakar sahibi kimse. Sabırlı, kanaatkâr. |
| GİRAN-SER: | (C.: Giranserân) f. Mağrur, kibirli, gururlu, kendini beğenmiş. |
| GİRAN-SERÎ: | f. Kibirlilik, mağrurluk, enaniyetli oluş, kendini beğenmişlik. |
| GİRAN-SEYR: | (C.: Giranseyrân) f. Hareketleri ve yürüyüşü ağır olan. |
| GİRAN-SİRİŞT: | (C: Giransiriştân) f. Tembel, ağır tabiatlı, ağır kanlı. |
| İçerisinde 'GIRA' geçenler | |
| BÂR-I GİRÂN: | Ağır yük. |
| CEMAAT-İ ÇİLİNGİRÂN-I HÂSSA: | Tar: Saraydaki çilingirlik işlerini yapmakla muvazzaf sanatkârlar zümresi. |
| GÎRA-GİR: | f. Tutan tutana. |
| GİRAMÎ: | f. Muhterem, aziz, hürmete değer. * Ulu, büyük. |
| GİRAN: | f. Pahalı. Tartısı ağır olan. Ağır. Dolu. * Sert. Katı. * Bıktırıcı. Usandırıcı. |
| GİRAN-BAHA: | f. Kıymet ve pahası çok olan. |
| GİRAN-BAR: | f. Meyvesi çok olan ağaç. * Ağır yüklü. * Gebe insan veya hayvan. * Zengin, gani. |
| GİRAN-CAN: | f. Ağır kanlı, ağır hareketli, can sıkıcı (adam). |
| GİRAN-CANÎ: | f. Can sıkıcılık. |
| GİRAN-DEST: | (C.: Girandestân) f. İşini ağır yapan kimse. Eli ağır kişi. |
| GİRAN-DESTMAYE: | f. Zengin, gani. Sermayesi ve malı mülkü çok olan. * Mârifetli, mahâretli, hünerli. |
| GİRAN-DUD: | f. Duman, sis. * Kara bulut. |
| GİRAN-GUŞ: | (C.: Giranguşân) f. Sağır, kulağı ağır işiten. |
| GİRAN-GUŞÂNE: | f. Sağırcasına. |
| GİRAN-HAB: | f. Uykusu ağır olan adam. |
| GİRAN-HAR: | f. Obur, çok yiyen. |
| GİRAN-HATIR: | f. Canı sıkılmış, gücenmiş. |
| GİRAN-HUY: | f. Fena mizaçlı. Kötü huylu. |
| GİRANÎ: | f. Ağırlık, sıklet. |
| GİRAN-KADR: | f. Kadr u itibar sahibi. Hürmet edilen kimse. |
| GİRAN-KÎSE: | f. Cimri, hasis, pinti. |
| GİRAN-MAYE: | f. Kıymetli ve değerli olan şey. |
| GİRAN-RİKAB: | f. Ciddi ve vakur kimse. * Harpte düşmana saldıran, azimli kişi. |
| GİRAN-SAYE: | f. Yüksek makam ve mevki sahibi. * Ordu kumandanı. |
| GİRAN-SENG: | f. Ağır başlı kişi. Ciddi ve vakar sahibi kimse. * Sabırlı, kanaatkâr. |
| GİRAN-SER: | (C.: Giranserân) f. Mağrur, kibirli, gururlu, kendini beğenmiş. |
| GİRAN-SERÎ: | f. Kibirlilik, mağrurluk, enaniyetli oluş, kendini beğenmişlik. |
| GİRAN-SEYR: | (C.: Giranseyrân) f. Hareketleri ve yürüyüşü ağır olan. |
| GİRAN-SİRİŞT: | (C: Giransiriştân) f. Tembel, ağır tabiatlı, ağır kanlı. |
| HÂB-I GİRAN: | Ağır uyku. |
| MÜSTASGİRÂNE: | f. Küçümseyerek, küçük görerek. |
| SER-GİRAN: | f. Başı ağır. * Mc: Çok sarhoş. |
| TASGİRÂT: | (Tasgir. C.) Küçültmeler. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| GÎRA-GİR : | f. Tutan tutana. |
| GÎR : | f. (Giriften) "Tutmak, yakalamak" mastarının emir köküdür. Türkçedeki: yapan, tutan, tutucu, dağılan, yayılan gibi mânalara gelir. Kelimenin sonuna eklenir. |
| GİL : | f. Su ile ıslanmış toprak, balçık. Lüleci çamuru, kil. |